Herkonu Forum Sitesi'ne Hoşgeldiniz.
Ailemize katılmak ister misiniz ? glsme

~~~~ Ziyaretçinin burda bulunan bilgileri referans alarak şahsi olarak tanı veya tedavi girişiminde bulunması tamamiyle kişinin sorumluluğundadır.Tıp bilgileri tamamiyle yenilenmeye açık olup, bilgilerin zamanla geçersiz kalması olası bir durum olmakla birlikte, her hastalığa tanı ve tedavi yaklaşımı doktorun aldığı birikim ve tecrübelere ve şahsi kanaate göre değişebilir.Her koşulda son söz, tanı ve tedavi girişimi kişinin şahsen doktora başvurması ile ilgili doktorun vereceği karardır. Bu sitede yayınlanan sağlık bilgileri hiçbir surette kişinin hastalığına tanı veya tedavi etme niteliği taşımamaktadır.Her sayfa içeriğinden faydalanan kişi bu şartları ve uyarıyı kabul etmiş demektir! ~~~~
  • Yeni Başlık Gönder
  • Cevap Gönder

Hayat

Paylaş

Meltem
Admin
Admin

Kayıt tarihi: 26/01/08
Kadın
Burç Sembolü: Boğa
Mesaj Sayısı: 1370
Nerden: Almanya
Mesleğiniz: Ev Hanımı
Eğitim Durumunuz: Lise
Medeni Durumu: Evli
Çocuk Sayısı: 2
Resim Resim: Söylemediğin sözün hakimi, söylediğin sözün mahkumusun.
Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi: ---
Özlü Sözüm Özlü Sözüm: Söylemediğin sözün hakimi,
söylediğin sözün mahkumusun.


Site Puanı Site Puanı: 832
Rep Puanı Rep Puanı: 18

yok Hayat

Mesaj tarafından Meltem Bir Cuma 24 Tem. 2009 - 22:53

Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştı.Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi.Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı."Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle "acı" diye cevap verdi.Usta kıkırdayarak, çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Az ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi.Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu:
"Tadı nasıl?"
"Ferahlatıcı" diye cevap verdi genç çırak.
"Tuzun tadını aldın mı?" diye sordu yaşlı adam,
"Hayır" diye cevapladı çırağı.
Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve söyle dedi:
"Yaşamdaki ıstıraplar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Istırabın miktarı hep aynıdır. Ancak bu ıstırabın acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Istırabın olduğunda yapman gereken tek şey, ıstırap veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış."

reco_54
Ödüllü Üye
Ödüllü Üye

Kayıt tarihi: 12/03/08
Erkek
Burç Sembolü: Terazi
Mesaj Sayısı: 1662
Yaş: 39
Nerden: Bursa
Mesleğiniz: Otomativ
Eğitim Durumunuz: Lise
Medeni Durumu: Evli
Çocuk Sayısı: 1
Resim Resim: reco_54
Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi: ---
Özlü Sözüm Özlü Sözüm:
İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur.
Site Puanı Site Puanı: 563
Rep Puanı Rep Puanı: 63

yok ELİMİZDEKİLERİN KIYMETİ

Mesaj tarafından reco_54 Bir Paz 2 Ağus. 2009 - 17:33

Üstlerine küçük gelen yırtık pırtık mantolar giymiş iki çocuk, birbirlerine sokulmuş dış kapının önünde duruyorlardı. "Kullanılmış kağıt var mı bayan?" Meşguldüm.Yok deyip onları başımdan savmak istedim, ama o sırada gözüm ayakkabılarına ilişti. Karla kaplanmış ince sandaletlerden giymişlerdi.

"İçeri girin, size bir fincan sıcak kakao yapayım" dedim. Bir şey demediler. Islak sandaletleri şöminenin önünde izler bıraktı. Dışarıda soğuğa karşı kendilerini biraz toparlamaları için onlara kakao ile reçelli ekmek verdim. Sonra mutfağa geri döndüm. Odadan hiç ses gelmemesi dikkatimi çekti. İçeri baktım. Kız, boş kakao fincanını iki elinin arasında tutmuş, içine bakıyordu. Oğlan, düz bir sesle sordu:

"Bayan siz zengin misiniz?"

Kanepelerin eskimiş kılıflarına baktım.

"Zengin olmak mı, hayır tabii ki zengin değilim" dedim.

Kız fincanını dikkatle tabağına yerleştirdi.

"Fincanlarınızla tabaklarınız takım da" dedi.

Sesinde bir açlık vardı, ama bu karnının açlığı değildi. Sonra kağıt çuvallarını yüklenip gittiler. Teşekkür etmemişlerdi. Etmeleri de gerekmiyordu, çünkü daha fazlasını yapmışlardı. Buz mavisi seramik fincanlar ve tabakları takımdılar. Mutfağa geri döndüm patateslere baktım, et suyuna karıştırdım. Patates ve et suyu, başımızı sokacak bir ev, bir işi olan kocam, mutlu bir yaşamım. Bunlar da takımdı. Ve galiba ben gerçekten zengindim.

Sandalyeleri şöminenin önünden kaldırdım, odayı topladım. Küçük sandaletlerin çamurlu izleri hâlâ şöminenin önündeydi. Onları temizlemedim. Silmeyeceğim de. Olur da unutuveririm ne kadar zengin olduğumu…

kübra
Genç
Genç

Kayıt tarihi: 20/03/08
Kadın
Burç Sembolü: Kova
Mesaj Sayısı: 77
Yaş: 15
Nerden: bursa
Mesleğiniz: öğrenci
Eğitim Durumunuz: öğrenci
Medeni Durumu: Bekar
Resim Resim:
Site Puanı Site Puanı: 10
Rep Puanı Rep Puanı: 2

yok AYAK İZLERİ

Mesaj tarafından kübra Bir Ptsi 3 Ağus. 2009 - 19:31

AYAK İZLERİ

Adamın biri bir gece bir rüya görmüş: Upuzun bir kumsal boyunca yanında Tanrı ile yürüyormuş. Onlar yürürken tam karşılarındaki gökyüzünden de bir film şeridi gibi adamın hayatından sahneler geçiyormuş.

Kumsal, adamın hayat yolu imiş sanki...

Adam kumda iki çift ayak izi kaldığında dikkat etmiş... Bir çifti kendisinin bir çifti Tanrı’nın. Hayatının son sahnesi de gökyüzünden geçtikten sonra adam, kumdaki ayak izlerine boydan boya bir daha bakmış ve birden bir şey dikkatini çekmiş.

Hayat yolunun pek çok bölümünde kumda sadece bir çift ayak izi görülüyormuş ve adam dehşet içinde fark etmiş ki, ayak izleri, hayatının en kötü, en acı anlarında teke iniyor. Bu keşfi onu fena halde rahatsız etmiş ve Tanrı'ya sormaya karar vermiş.

Tanrım! Eğer sana inanırsam senin yolundan gidersem her zaman yanımda olacağını, her zaman yanı başımda yürüyeceğini söylemiştin...

Oysa, hayat yoluma bakıyorum. En zorlu, en kötü, en acılı anlarımda sadece bir çift ayak izi görüyorum kumda... Anlayamıyorum tanrım, anlayamıyorum... Hayatın kolay günlerinde yanımda yürüyorsun da sana en muhtaç olduğum anlarda beni niye terk ediyorsun?

Tanrı gülümseyerek cevap vermiş: Sevgili, çok sevgili evladım... Ben seni çok sevdim ve hiç terk etmedim. Hayat yolundaki o zorlu sınav günlerinde yani en acılı, en kötü anlarında kumda hep bir çift ayak izi gördün. Dikkat et! Ayak izleri teke indiğinde derinleşiyor.

Çünkü; o sıralarda ben, seni kucağımda taşıyordum...

Mary Stevenson
  • Yeni Başlık Gönder
  • Cevap Gönder

Forum Saati Cuma 27 Kas. 2009 - 20:49