Herkonu Forum Sitesi'ne Hoşgeldiniz.
Ailemize katılmak ister misiniz ? glsme

~~~~ Ziyaretçinin burda bulunan bilgileri referans alarak şahsi olarak tanı veya tedavi girişiminde bulunması tamamiyle kişinin sorumluluğundadır.Tıp bilgileri tamamiyle yenilenmeye açık olup, bilgilerin zamanla geçersiz kalması olası bir durum olmakla birlikte, her hastalığa tanı ve tedavi yaklaşımı doktorun aldığı birikim ve tecrübelere ve şahsi kanaate göre değişebilir.Her koşulda son söz, tanı ve tedavi girişimi kişinin şahsen doktora başvurması ile ilgili doktorun vereceği karardır. Bu sitede yayınlanan sağlık bilgileri hiçbir surette kişinin hastalığına tanı veya tedavi etme niteliği taşımamaktadır.Her sayfa içeriğinden faydalanan kişi bu şartları ve uyarıyı kabul etmiş demektir! ~~~~

    Gurbete Dair (siir)

    Paylaş

    reco_54
    Ödüllü Üye
    Ödüllü Üye

    Kayıt tarihi: 12/03/08
    Erkek
    Burç Sembolü: Terazi
    Mesaj Sayısı: 1658
    Yaş: 39
    Nerden: Bursa
    Mesleğiniz: Otomativ
    Eğitim Durumunuz: Lise
    Medeni Durumu: Evli
    Çocuk Sayısı: 1
    Resim Resim: reco_54
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi: ---
    Özlü Sözüm Özlü Sözüm:
    İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur.
    Site Puanı Site Puanı: 557
    Rep Puanı Rep Puanı: 63

    mutlu Gurbete Dair (siir)

    Mesaj tarafından reco_54 Bir Paz 28 Haz. 2009 - 20:00



    Herşeyi o 'an' belirledi.
    Kişiden kişiye değişen o 'an'.
    Yaşanmayı bekleyen onlarca yıl,
    o 'an'ın vereceği karara bağlıydı.
    Işte o, o 'an' verdi kararını,
    gurbete gitmeye.

    Tarla, bağ, bahçe, bozkır karnı doyuruyordu belki,
    ama hayalleri, ümitleri ve umutları değil.
    Hayal, ümit ve umut,
    daha iyisini,
    daha güzelini fısıldadı insana.
    Yarın, ümit için uyanan insan,
    yine onun için
    koptu toprağından ve yurdundan.

    Ne ırak yermiş bu Alamanya,
    yol bitmiyor.
    Ne çok maden varmış burada,
    iş bitmiyor.
    Nice güller bırakılmış sılada,
    hasret kolay kolay dinmiyor.
    Nede çok dikenler varmış şurada,
    umut da bitmiyor.

    Dilsizlik, çaresizlikmiş,
    çaresizlikse mahkumiyet.

    O 'an' nereden bilebilirdi ki,
    o çileli 'an'ları.
    Sömürülen emeklere,
    sürdürülen hayallerle katlanıldı.
    Bilek,
    iş kampında emre amadeyken,
    yürek, yarına saklanan ümitleri,
    barakalarda dostlarla paylaştı.

    Ev olmayınca
    huzur olmuyor,
    aile olmayınca
    hasret dinmiyor.
    Eş geldi, oğlan geldi, kız geldi.
    Dertte geldi.


    Ilk gelenlerin o hızlıca zengin oluşu,
    çoğu 'an'ların başlangıcıydı.
    Yaşanmamış özlemler,
    Ve tadına varılmamış bir hayat,
    o 'an'ın geriye kalan mirasıydı.
    Ilk olmanın ağır bedelini,
    ikinciler çekmedi,
    üçüncülerse hiç bilmiyor.

    Yolculuğa yalnız başladılar,
    yalnız mı bitiriyorlar...
    Kimisi geleneği aştı,
    kimisi yolda şaştı.
    Kimisi yalnızlaştı,
    kimisi torunlara karıştı.

    O 'an',
    bunu hiç düşünmemişti
    Gelmeyi düşünmüştü.
    Dönmeyide.
    Ama ya kalmayı ?
    Hayatın baharını feda etmeyi
    göze almıştı,
    peki ya tabutta geri dönmeyi...

    Hep aynı yazılmamış hikaye değilmidir,
    kimilerimizin 'vay be!' diyerek dinlediği.
    kimilerimizin fıkra niyetine kulak verdiği,
    ve kimilerimizin de varlığından haberdar olmadığı.
    Yumurta istemek için yapılan tavuk taklidi,
    bizlere komik gelsede,
    bir 'an' dramının altını kömür gibi çiziyor.
    Ve bize, uzakda olmayan o geçmişimizi hatırlatıyor.

    Gelinen gurbet,
    ev,
    çekilen çile,
    yalan oldu artık.
    Evet, geldiler ve kaldılar.
    Geride de bir masal bıraktılar . . .


    Ünal Koyuncu

      Forum Saati C.tesi 7 Kas. 2009 - 19:12