HERKONU FORUM SİTESİ

Herkonu Forum Sitesi'ne Hosgeldiniz.



Ailemize katilmak ister misiniz ? glsme

HERKONU

Similar topics


      OTİSTİKLERİN EĞİTİM VE TEDAVİSİNDE SANATLA ÇALIŞMA

      Paylaş
      avatar
      pamukşeker20
      Yasaklı
      Yasaklı

      Kayıt tarihi : 08/03/08
      Kadın
      Mesaj Sayısı : 540
      Burç Sembolü : Balık / 20 Şubat -  20 Mart
      Yaş : 43
      Mesleği : oğlum
      Medeni Durumu : Bekar
      Çocuk Sayısı : 1
      Eğitim Durumu : üniversite
      Yaşadığı Şehir / Ülke : Denizli
      Resim Resim :
      Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi : ---
      Sevdiğim Sözler Sevdiğim Sözler : KEŞKE BUGÜN BİLDİĞİMİ DÜN BİLSEYDİM!!!
      Site Puanı Site Puanı : 49
      Rep Puanı Rep Puanı : 30

      yok OTİSTİKLERİN EĞİTİM VE TEDAVİSİNDE SANATLA ÇALIŞMA

      Mesaj tarafından pamukşeker20 Bir Çarş. 28 Mayıs 2008, 10:26 am

      Bizler, akıl sağlığı hizmetleriyle uğraşan insanlar olarak, duygu dünyasını tanımayı ve iyileştirmeyi isteriz. Duygu yüklerinin azalması, aklın üzerine düşen gölgeyi kaldırır.

      Art terapi/sanatla tedavi/sanatın eğitim ve terapide kullanılması:

      Yukarıdaki başlıklardan da anlaşılacağı gibi öncelikle sanatla çalışmanın nasıl geniş bir kavramsal alanda düşünülmesi gerektiği üzerinde durmalıyız. Günlük dildeki yansımalarıyla kullanılan bu kavramlardan sanat, sanat öğeleri, sanat nesneleri, sanatsal eylemler, sanatsal dışavurum (ifade) gibi sanata ilişkin çağrışımlar yanında eğitim, öğretim ve tedavi gibi insan yetiştirme ve gelişimsel alanın çağrışımları da akla geliyor. Bu yazıda özellikle gelişimsel farklılığı olan çocukların/bireylerin ele alınışında sanat nasıl bir işlev görür, bu işlevin niteliği, hedefleri, sonuçları ve tüm bunların kontrol edilebilirlik düzeyi hakkında genel bir açıklama yapabiliriz. Ayrıca Özellikle gelişimsel problemlerin en ağır (ya da anlaşılması en zor) tablolarından olan yaygın gelişimsel bozukluk veya otizm ve otistik bozukluklar için neyin nasıl yapılması gerektiği üzerinde durmayı tercih ediyorum. Bize en karmaşık gelen yapı için elimizde bir araç bulunduğunda, bu araç (otistiklerle art terapi) daha hafif seyreden diğer tablolar için bir güç ve güven kaynağı olacaktır.

      Sanatın psikoterapi ve gelişimsel hedefler yönünde bir olanak yaratması hakkında biraz daha açıklayıcı olmak gerekirse ilk akla gelenler şöyle özetlenebilir.

      *Sanat ve Psikoterapi yapısal olarak benzerler. Her ikisinde de içe atılmış veya içe alınmış yaşantıların, şimdi ve buradaki yaşantıya etkileri, yansımaları vardır.

      * Içe atım, sanatın içeriğini, içe alım süreci ise biçim ve tarzını oluşturur.

      *İçe atılmış yaşantılar bir yolla dışa vurulamazsa ruh sağlığı risk altındadır. Sanat, bu riske karşı koruyucu işlev görür.

      Psikoterapi ve eğitim ( insan gelişimi ve sağaltımı ) alanında içe atılmış, birikmiş olanların üstüne sağlıklı bir yapı inşa edilemez. Gerek terapist gerekse eğitimci, öncelikle kişinin iç dünyasını, duygu, düşünce ve davranış paternlerini tanımak, gelişimi ve değişimi bu paternlerden yola çıkarak tasarlamak durumundadır. Sanatla çalışma, bu tanıma sürecini kolaylaştırma ve hızlandırma işlevi görür.

      Sanatla tedavi, sanatın tedavi ve eğitimde kullanımı ve/ya art terapi hizmetinin rehabilitasyon hizmetinden farklı bir yetkinlik, sorumluluk ve yükümlülük taşıması gerekliliği vardır. Rehabilitasyon veya uğraşla tedavide hastalarımızın hoş ve iyi vakit geçirmesi yolu ile sağlanacak iyilik duyguları, art terapi ya da sanatla terapi dediğimiz alanın konusu değildir. Art terapist hangi durumda hangi sanatsal eylemi nasıl kullanacağını, sonuçları nasıl izleyip değerlendireceğini, kullandığı yöntem ve tekniklerin etki mekanizmasını bilmek ve tanımlamak durumundadır.

      Burada gelişimsel farklılığı olan çocukların ele alınışında da sanatın değişik düzeylerde etkileyici gücünü kullanmaktan söz etmekteyiz. Aynı şekilde onların da içlerine birikmiş olan tatsız, örseleyici, acı veren yaşantıların dışa vurumundan ve sanat yolu ile boşaltılmasından söz etmekteyiz. Özellikle sözlü iletişimi sınırlı yada eksik olan çocukların/bireylerin kendilerini ifade aracı olarak kullanabilecekleri sanatsal dilin onları anlamak ya da anlamaya çalışmak yönünde çok değerli bir işlev gürdüğünü biliyoruz.(Eracar, 2003) Tabi ki bu noktada ruh sağlığı ve gelişim hizmetlerinde ne tür bir yaklaşımla ve hangi felsefe ile çalışmayı tercih ettiğimize bağlı olarak bir ayrımla karşılaşıyoruz. Çocuğu tümüyle bizim istediğimiz yönde ve biçimde geliştirmeyi mi, yoksa onun benliğini güçlendirip kendi yetilerini kullanabilecek hale gelmesini mi istiyoruz. Geleneksel alışkanlıklara baktığımızda yetişkinler genellikle çocuklarını kendi doğrularına göre biçimlendirme eğiliminde.

      Normal denilen çocuklar için de kimi zaman düşülen bir yanlışlık var. Çocuğun seçimlerine bakılmaksızın onu cansız bir varlıkmış gibi yönetmek ya da yönetmeye kalkışmak. (Zulliger, 1974, s. 131). Özellikle sözlü iletişimi sınırlı olan ya da hiç olmayan çocuklarla ilişkide bu eğilim daha da artıyor. Konuşmayan biri anlamıyor ve düşünmüyor hatta hissetmiyor sanabiliyoruz. Bu yalnızca sıradan insanlar ya da aile bireylerinin değil genelde yetişkinlerin ve hatta eğitim ve terapi işleriyle uğraşanların dahi bazen düşebildiği bir yanılgı. Oysa deneyimler ve araştırmalar bunu doğrulamıyor. (Tufan, 2006 , Eracar, 1999 )

        Similar topics

        -

        Forum Saati Çarş. 20 Eyl. 2017, 7:24 am