HERKONU FORUM SİTESİ

Herkonu Forum Sitesi'ne Hosgeldiniz.



Ailemize katilmak ister misiniz ? glsme

HERKONU


    Türk doktor, otizm hastalığını teşhiste yeni bir yöntem buldu

    Paylaş
    avatar
    Herkonu Forum Sitesi
    Admin
    Admin

    Kayıt tarihi : 26/01/08
    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1543
    Burç Sembolü : Burcunuzun Sembolü Lütfen
    Medeni Durumu : Evli
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi : ---
    Sevdiğim Sözler Sevdiğim Sözler : Söylemediğin sözün hakimi,
    söylediğin sözün mahkumusun.
    ________________________

    Alim konuşuyorsa ; Bilirim susmasını ,
    Zalim konuşuyorsa ; Bilirim susmamasını !
    Cahil konuşuyorsa ; Bilirim susturmasını ,
    Bilmediğim konuda ; Bilirim konuşmamasını..
    _______________________

    Körden DeğiL!! Nankörden,
    YüzSüzden DeğiL!! 2 YüzLüden,
    Tipi Bozuk OLandan DeğiL!! Sütü Bozuk OLandan Kork...
    _______________________

    Ne kimseyi bir Hırs UğRuna Satarım..
    Ne de Kimseye yaLakaLık Yaparım..
    Ben Sadece,
    Bendeki doğruLarı Yaşarım..!.
    Site Puanı Site Puanı : 1337
    Rep Puanı Rep Puanı : 32

    yok Türk doktor, otizm hastalığını teşhiste yeni bir yöntem buldu

    Mesaj tarafından Herkonu Forum Sitesi Bir Paz 30 Kas. 2008, 7:05 pm

    Türk doktor, otizm hastalığını teşhiste yeni bir yöntem buldu


    Hollanda’ da görev yapan Türk bir doktor, otizm hastalığını oldukça basit ve etkin bir şekilde tespit eden bir yöntem geliştirdi.

    Utrecht Üniversitesi Tıp Merkezi UMC’de görev yapan Mihriban Heval Özgen adlı Türk doktor tarafından geliştirilen ve tıp dünyası için devrim niteliğinde olan bu yeni yöntemde, çocukların dışarıdan gözlemlenebilen anatomik özellikleri (fiziki özellikler) muayene edilerek otizm hastalığına yatkın olup olmadıklarını tespit etmek mümkün.
    Zaman kaybını önleyen, maddi anlamda çok ciddi tasarruf sağlayan ve en önemlisi de hastalığın erkenden belirlenmesine imkan tanıyan bu yöntemle başka rahatsızlıkların teşhis edilmesi de mümkün. Kanser ve tiroid hastalıklarına tanı konulurken de bundan faydalanıldığını dile getiren doktor Özgen, geliştirdiği bu yöntemin başta Hollanda ve Amerika olmak üzere bir çok ülkede etkin bir şekilde kullanıldığı bilgisini veriyor. Tıp çevrelerinde büyük bir ilgi uyandıran bu araştırmasından sonra Harvard Üniversitesi’nden teklif alan Özgen, yakın zamanda bu üniversitede çalışmaya başlayacak. Araştırmasını kitap haline getirip yayınlatan Özgen ile, kullandığı bu yeni yöntemi ve detaylarını konuştuk.

    Sizi tanıyabilir miyiz?

    Türkiye’de tıp eğitimimi bitirir bitirmez TUS sınavını kazandım. Ancak genetik alanına olan aşırı ilgim ve merakımdan dolayı eğitimimi Hollanda’da devam ettirmeye karar verdim.

    Hollanda’yı seçmenizin özel bir nedeni var mıydı?

    Ülke olarak özel bir nedeni yoktu. Ama genetik çalışmaları anlamında Avrupa’daki ülkeler içinde tercihim Hollanda oldu. İlk çalışmalarıma Amsterdam’da AMC Hastanesinde başladım. Dismorfoloji eğitimimi burada tamamladıktan sonra bu bilimi otizm hastalığı tanısında kullanmaya karar verdim. Özellikle tanı koymayı merak ettim. Çünkü otizm çok geniş bir hastalık, onun alanını daraltmak için genetik çalışmalar yapmaya başladım. O yüzden Utrecht’teki UMC hastanesine geçtim. Çünkü burada şartlar daha elverişliydi. Amsterdam’da sadece o şehirde yaşayanlar üzerinde çalışabiliyordum, ama Utrecht’te ise ülkenin değişik şehirlerinden hastalar geliyor. Bu bilimsel çalışmalar için daha iyi ortam demek.

    Ne gibi çalışmalar yaptınız?

    Daha önce AMC’de sendrom tanısına dönük eğitim almıştım. Hastanın hareketlerine, yüz ifadelerine, ellerine bakarak tanı koyuyordum. Bu eğitimi aldıktan sonra bu yöntemle otizm hastalarına da tanı koyulabilir diye düşündüm. Sonra bir veri bilgi bankası oluşturduk. İnsan vücudunun tüm özelliklerini bu bilgi bankasına kaydettik. Ama bize, normal, yani hasta olmayan insanların verileri de (fiziksel özelliklere ilişkin) lazımdı. Bu çerçevede iki yıl boyunca Haarlem kenti ve çevresinde okul çocukları üzerinde araştırma yaptım. Burada normal çocukların verilerini topladım. Ondan sonra da Utrecht’te otistik çocukların verilerini inceledim.

    Ondan sonra?

    Elde ettiğim bu iki farklı verileri karşılaştırdım. Vücuda, yani anatomik özelliklere bakarak bir karşılaştırma yaptım. Bu, dünya üzerinde ilk kez kontrollü, büyük bir veri tabanıyla, çok sayıda hasta kullanılarak ve güvenilirliği bu denli sağlam metodular ile ölçülerek yapıldı. Bu tür bir çalışmayı her ülkede bu kadar büyük bir sayı ile yapabilmek kolay değil.

    Neden?

    Çünkü birçok ülkede buna kolay kolay izin verilemiyor.

    Niye izin vermiyorlar?

    Çünkü çok özel. İnsanların özelini yakından ilgilendiren bir konu. Yani anne babaya kolayca çocuğunuzu soyup denek olarak kullanacağım diyemiyorsunuz. Kabul etmezler. Ama Hollanda’da bana geniş imkan tanıdılar. Çocukların iç organlarını değil dış özelliklerini inceledim. Çünkü annenin karnındaki bebeğin derisiyle beyni aynı anda gelişiyor. Beyne olan bir zarar deriye de yansıyor. Deri derken tüm dış organlar ve görüntüyü kastediyorum. O yüzden genden tanıya gideceğimize, tanıdan gene gitmeye çalıştık. Araştırmaların iki profesörün bizzat kontrol ve gözlemleri altında gerçekleşti.

    Peki ne gibi sonuçlara ulaştınız?

    Şu çıktı: Otistik çocuklardaki bazı fiziksel özellikler normal çocuklardan çok farklı. Bu özelliklerin çoğu da yüz bölgesinde. Yüzle beyin beraber gelişiyor çünkü. Bu sonuçlar tıp için çok önemli.

    Nasıl?

    Çünkü daha önce Down Sendromu gibi hastalıklarda fiziksel özelliklere bakılarak tanı koyulabiliniyordu. Ama ilk kez bu metodun otizmde de kullanılabileceği sonucuna ulaştım. Çünkü bugüne kadar otizm hastası bir çocuk ile normal çocuk arasında fiziksel bir ayrım yok deniyordu. Bizim çalışmalarımız farklı sonuçlar gösteriyor.

    Tıp dünyası için ne anlam ifade ediyor bu ulaştığınız sonuçlar?

    Eğitim almış bir insanın, anatomik özellikleri muayene ederek birçok sendromu ve hastalığı saptama sansı var. Bu da maliyetleri çok ciddi anlamda düşürecek. Ondan öte zaman kaybını da ortadan kaldırır. Çünkü ne kadar erken tanı koyarsanız o kadar çabuk tedavi uygulayıp etkili sonuç alırsınız. Yedi yaşında konulan bir tanı ile üç yaşında konulan bir tanının tedaviye aynı cevabı vermeleri mümkün değil. Üç yaşında konulan daha etkili tedavi edilir.

    Herkes normal çocuklar ile otizm hastası olanlar arasındaki fiziksel farkları görebilir mi?

    Zor. Yani bir farklılığın olduğunu kısmen de olsa hissedebilir ama ne olduğunu tespit edemez. O yüzden bu konuda bir eğitim almak lazım. Ondan sonra ancak etkili sonuç alınabilir.

    Bu metodu kullanan doktorlar var mı?

    Biz burada başladık kullanmaya. Amsterdam’daki AMC Hastanesinde kullanılıyor. Bunun yanı sıra Amerika’da kullanılmaya başlandı. Harvard Üniversitesi’nde ben başlayacağım yakında kullanmaya. Tek sorun şu, bu metodun uzmanı çok az. Dünya üzerinde toplasınız yirmiyi geçmez.

    Türkiye’de kullanılıyor mu?

    Bu konuda bir duyumum olmadı. Ancak dismorfoloji üzerinde sağlam bilgisi olan meslektaşlarım olduğuna eminim.

    Bu yöntem başka hastalıkların tespit edilmesinde de kullanılabilir mi?

    Kanserli ve hipotiroidili çocuklar üzerinde de benzer bir araştırma yapıldı. Bunu da başka bir arkadaşımız yaptı. Aynı metodu kanser hastaları içinde kullanabiliyorsunuz. O doktor arkadaşımız kanser hastalarında bunu kullanıyor.

    Ne gibi reaksiyonlar aldınız?

    Oldukça pozitif reaksiyonlar aldım. Beklemediğim kadar hem de. Ama özellikle tanı koymak için kullanılan aletleri kullanan uzmanlardan olumsuz reaksiyonlar aldım. Mesela MRI çekenler gibi. Onlar kendi işlerinin biteceğini sanıyorlar. Ama öyle değil.

    Kaç tane çocuk incelediniz araştırmalar esnasında?

    1007 tane normal, 321 tane de otistik çocuk inceledim.

    Çocukları seçerken neye dikkat ettiniz? Yani hepsi Hollandalı mı, yoksa içlerinde başka kökenlere ait olanlarda var mı?

    Çok güzel bir soru bu. Okullara çocukları seçmek için gittiğinizde, sen şu kökendensin alamam diyemezsiniz. Ama öte yandan ise araştırmanın homojen olması lazım ki tanıya varasınız. Bütün çocuklara baktım ama en sonunda Hollandalı olmayan çocukları çıkardım. Yani araştırma sadece Hollanda ve Avrupa kökenli çocukları kapsadı. Ama şunu da yaptım. Yabancı kökenli çocukları katarak da araştırma yaptım, sonuç değişmiyor. Zaten ailelerin gelir durumları, eğitim düzeyleri ve kökene de baktım. Ama sonuç yine değişmiyor. Yani otizm bunlara bağlı değil.

    Bundan sonra ne gibi çalışmalarınız olacak?

    Çalışmalarımı daha da geliştirmek için Harvard Üniversitesi’ne gidip orada çalışacağım. Nörolojiyi seçtim. Bu konuda uzmanlaşmak için gidiyorum. Ama Hollanda ile de ilişkim devam edecek. Ben bu metodu Türkiye’de de tanıtmak istiyorum. İlerleyen yıllarda bu konuya da ağırlık vereceğim.

      Forum Saati Perş. 21 Eyl. 2017, 6:43 am