HERKONU FORUM SİTESİ

Herkonu Forum Sitesi'ne Hosgeldiniz.



Ailemize katilmak ister misiniz ? glsme

HERKONU


    Panik Atak Nedir?

    Paylaş

    kartanesi74
    Yetişkin
    Yetişkin

    Kayıt tarihi : 27/01/08
    Kadın
    Mesaj Sayısı : 193
    Burç Sembolü : Balık / 20 Şubat -  20 Mart
    Yaş : 46
    Mesleği : Evhanımı
    Medeni Durumu : Evli
    Çocuk Sayısı : 3
    Eğitim Durumu : Lise
    Yaşadığı Şehir / Ülke : istanbul
    Resim Resim :
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi : ---
    Site Puanı Site Puanı : 5
    Rep Puanı Rep Puanı : 4

    yok Panik Atak Nedir?

    Mesaj tarafından kartanesi74 Bir Ptsi 09 Mart 2009, 10:50 pm

    PANİK BOZUKLUK NEDİR? PANİK BOZUKLUĞU NASIL TANIMLAYABİLİRİZ?



    Panik bozukluk, bir tür kaygı bozukluğu olup özellikle gençlik döneminde çok sık rastlanan bir rahatsızlıktır. Öncelikle “kaygı ve kaygı bozukluğu nedir” sorusunu açıklamakta yarar var.

    Kaygı: Kişinin davranışlarını ve sosyal hayatını kısıtlayan; stres, gerilim ve huzursuzluk halidir.

    Kişinin davranışlarını ve sosyal hayatını kısıtlayan gerilim ve huzursuzluk halinin temelinde, olumsuz yaşantılardan kaynaklanan abartılı düşünceler ve değerlendirmeler vardır.

    İnsanın varlığını sürdürme mücadelesi evrimle birlikte başlamıştır. Kaygı insan varlığının başlangıcından beri var olan bir tepkidir. İnsanın varlığının ve yaşamının tehlikeye düşüğü durumda kaygı ortaya çıkmaktadır. Yaşamın sürekliliği için belli düzeyde kaygının olması gerekmektedir. Aksi takdirde kişinin tehlikelerden sakınması ve kendini koruması mümkün olmayabilir. Örneğin ilk çağda insanların ormanda vahşi hayvandan kaçmak ve korunmak için belli düzeyde kaygı ve korkuya ihtiyacı vardı.

    Ne zaman ki kaygı kişinin davranışlarını ve sosyal yaşamını kısıtlamaya başlamışsa ve herhangi bir tehlike yokken de kaygı belirtileri ortaya çıkıyorsa, bu durum psikolojik bir rahatsızlık olmaya başlamış demektir.

    Belli başlı kaygı bozuklukları:

    · Genel ya da sürekli kaygı bozukluğu

    · Fobiler

    · Obsesif-kompulsif bozukluk

    · Panik bozukluk (panik atak).

    Panik bozukluk: Aniden ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan; kalp çarpıntısı, terleme, titreme, göğüs ağrısı, nefes almasa güçlük, kişinin kendini çıldıracakmış gibi hissetmesi şeklinde görülen yoğun bir kaygı nöbetidir.



    HANGİ BELİRTİLER PANİK BOZUKLUĞA İŞARETTİR?

    Kalp atımının aniden hızlanması ve kalp atımlarını duyumsama.

    Terleme

    Titreme ya da sarsılma

    Nefes darlığı yada boğuluyor gibi olma

    Soluğun kesilmesi

    Göğüs ağrısı yada göğüste sıkıntı hissi

    Bulantı yada karın ağrısı

    Baş dönmesi, sersemlik hissi, bayılacakmış gibi olma

    Gerçek dışı duygulara kapılma ya da benlik algısında bozulma

    Kontrolünü kaybetme ve çıldıracakmış gibi hissetme

    Kalp krizi geçirme korkusu ve şiddetli ölüm korkusu

    Kollarda ve tüm vücutta uyuşma – karıncalanma hissi

    Üşüme, ürperme ya da ateş basması

    Bu belirtilerden 4’ünün ya da daha fazlasının, birden başladığı ve 10 dakika içinde en yüksek düzeye ulaştığı yoğun korku ve huzursuzluk durumu panik bozukluğa işarettir.

    Bu belirtileri olanların en kısa zamanda bir psikolog ya da psikiyatriste başvurması en doğru olandır.



    HANGİ DURUMLARI PANİK BOZUKLUKTAN AYIRT ETMEK GEREKİR?



    Panik bozukluğu olanlar sıklıkla hastanelerin acil servislerine başvurmaktadırlar. Doktorlar bu kişilere fiziksel bir hastalığının olmadığını söylediği halde ikna olmazlar. Doktorun uygun gördüğü tetkiklerin yaptırılmasından sonra (örneğin: çeşitli kan tetkikleri, tiroid gibi hormon tetkikleri, kardiyolojik ve nörolojik tetkikler) kişinin herhangi bir fiziksel rahatsızlığı yoksa az önceki saydığımız belirtilere panik bozukluk diyebiliriz.

    Ancak genel bir tıbbi hastalığın fizyolojik etkisiyle panik nöbetlere benzer nöbetler oluşmuşsa bunu Panik Bozukluktan ayırt etmek gerekir.

    Örneğin:

    Troid hormon fazlalığı (hipertroidi), kansızlık, demir eksikliği gibi çeşitli hormonal düzensizlik sonucunda panik bozukluğa benzer belirtiler görülebilmektedir.

    Madde bağımlılarında panik bozukluğa benzer belirtiler görülebilmektedir.

    Çeşitli kalp hastalıkları durumunda panik bozukluğa benzer belirtiler görülebilmektedir.

    Epileptik bozukluktan kaynaklı panik bozukluğa benzer belirtiler görülebilmektedir.



    Panik nöbetleri hangi durumlarda ortaya çıkmaktadır?

    Hiçbir neden olmaksızın aniden ortaya çıkan beklenmedik panik nöbetler.

    Kaygı ve korku yaratan bir duruma bağlı olarak ( örneğin yılan, fare veya köpek görme durumunda, korku verici durumu düşünme, stres ve üzüntü hali ) ortaya çıkan duruma bağlı panik nöbetler

    Önceden panik nöbeti geçirilmiş bir ortam, kişinin ortama olumsuz koşullanmasına neden olabilmektedir. Bu ortama tekrar giren kişi koşullanmışlık nedeniyle kaygı yaşamaktadır ve panik nöbeti geçirebilmektedir. Yani kişi sürekli panik nöbetin geleceği kaygısını yaşamaktadır.

    Bu tür durumlarda bu kişiler genellikle bu ortamlara olumsuz koşullanırlar ve bu ortamlardan kaçmaya çalışırlar.

    Kahve, çay, kola, çikolata gibi kafeinli içecekler ve yiyecekler; madde ve alkol kullanımı da panik nöbetlerini tetikleyebilmektedir.

    Panik bozukluğu olanların özellikle kahve, kola, demli çay, çikolata gibi kafeinli içecek ve yiyecekleri ve alkollü içecekleri mümkün oldukça kullanmamaları gerekir.

    Panik nöbetleri hangi sıklıkla görülür?

    Panik nöbetlerinin sıklığı ve şiddeti değişkenlik göstermektedir. Bazı kişilerde aylarca süren bir zaman dilimi içerisinde ortalama haftada bir panik nöbet görülebilir. Bazı kişilerde ise haftalar hatta aylar boyunca panik nöbet görülmeyebilir.

    Panik nöbetler ortalama 15-20 dakika sürelidir, ancak bazen bir veya iki dakika, bazen de bir saatten daha uzun sürebilir.



    Panik bozukluğun oluşmasına neden olan faktörler nelerdir?

    Uzun süreli stres koşullarına maruz kalma.

    Savaş, kaza, tecavüz vs. gibi geçmişte yaşanılan travmatik olaylar ve korkular.

    Heyecanlı, pasif ve içe dönük kişilik yapısı.

    Beyinde kimyasal iletimi sağlayan; nörokimyasal maddelerin işleyişinde bozulmaların olması.

    Ailesinde ve yakın akrabalarında panik bozukluk olanlarda genetik yatkınlık söz konusudur. Olumsuz koşullara maruz kalmaları durumunda, bu kişilerde panik bozukluk görülme olasılığı yüksektir.



    Panik bozukluğu kişinin yaşantısında ne gibi olumsuz durumlar yaratmaktadır?

    Doktorlar bu kişilere fiziksel bir hastalığının olmadığını söylediği halde ikna olmazlar ve hastanelerin acil servislerine ya da kardiyoloji servislerine başvururlar. Bu nedenle zaman ve ekonomik açıdan kayba uğramaktadırlar.

    Bu kişilerde şiddetli ölüm korkusu nedeniyle çökkün ruh hali yani depresyon görülmektedir.

    Panik bozukluğu olanların birçoğu sosyal ortamlara girmekten kaçınırlar. Yalnız kalamama, sokağa çıkamama, kalabalık ortamlara girememe en belirgin görünen durumlardır.

    Panik bozukluğu olanların birçoğunda agorafobi de görüldüğünden bu kişiler aylarca evden dışarı çıkmazlar. Bu nedenle işini veya okulunu aksatırlar ya da bırakırlar.



    Panik bozukluğun tedavisi mümkün müdür?



    Panik bozukluğu, tedavisi mümkün olan bir psikolojik rahatsızlıktır. Rahatsızlığı olan kişinin öncelikle tedaviyi kabullenmesi ve rahatsızlığının psikolojik nedenlerden kaynaklandığına ikna olması gerekir. Bu özellikle terapiler için çok önemlidir. Panik bozukluğu olanlar için en uygun tedavi yöntemi; ilaç tedavisi ve psikoterapilerin birlikte yürütülmesidir.

    Panik bozukluğu tedavisinde kullanılan yeni kuşak antidepresan ilaçlar (SSRI) bağımlılık yapmazlar. Yan etkileri ise son derece azdır ve tehlikeli değildir. İstenildiğinde doktor önerisi ile rahatlıkla kesilebilirler.

    İlaç tedavisine ek olarak uygulanan psikoterapi ile kişinin olumsuz düşünce ve davranış biçimlerinin değiştirilmesi ve hastalıkla mücadele etmesi için daha aktif olması amaçlanır.

    Nefes alma ve çeşitli gevşeme egzersizleri, stresle başa çıkma yöntemleri ile kişinin rahatlaması sağlanır. Ve hasta tekrar panik nöbetiyle karşılaştığında bu baş etme mekanizmalarını kullanarak kendini daha güçlü kılabilir.

    Yapılan araştırmalara göre, panik bozukluğun tedavisi için psikoterapilerin birlikte kullanıldığı ilaçlı tedaviler, psikoterapilerin kullanılmadığı ilaçlı tedavilere göre daha çok başarı sağlamaktadır.

    Kısaca panik bozukluğu, bir kalp hastalığı değildir.
    Panik atağı sırasında insanların öldüklerine, delirdiklerine ya da kontrol dışı davranışlarda bulunduklarına ilişkin hiçbir tıbbi bilgi yoktur. Bu nedenle panik nöbeti sırasında; bunun ölümcül olmadığını, delirmeye yol açmayacağını hissettiğiniz sıkıntının sonunda geçeceğini düşünmelisiniz.



    Panik Atağının Belirtileri Nelerdir?


    Göğüs ağrısı yada göğüste sıkışma
    Çarpıntı, kalbin kuvvetli yada hızlı vurması
    Terleme
    Nefes darlığı yada boğulur gibi olma
    Soluğun kesilmesi
    Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecek yada bayılacak gibi olma
    Uyuşma yada karıncalanma
    Üşüme, ürperme yada ateş basması
    Bulantı yada karın ağrısı
    Titreme yada sarsılma
    Kendini yada çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme
    Kontrolünü kaybetme yada çıldırma korkusu
    Ölüm korkusu
    Bir panik atağında bu belirtilerden en az 4 yada daha fazlası bulunur.
    Dörtten daha az belirtinin görüldüğü ataklara ise kısıtlı panik atağı adı verilir.

    Panik Bozukluğu Nedir?


    Panik bozukluğu, tekrarlayan, beklenmedik panik atakları ve ataklar arasındaki zamanlarda başka panik ataklarının da olacağına ilişkin sürekli bir kaygı duyma. Panik ataklarının “kalp krizi geçirip ölme” , “kontrolünü yitirip çıldırma” yada “felç geçirme” gibi kötü sonuçlara yol açabileceği inancıyla sürekli üzüntü duyma yada ataklara ve olası kötü sonuçlarına karşı önlem alarak (işe gitmeme, spor, ev işi yapmama, bazı yiyecek yada içecekleri yiyip içmeme, yanında ilaç, su, alkol, çeşitli yiyecekler taşıma gibi ) bazı davranış değişikliklerinin görüldüğü ruhsal bir rahatsızlıktır.

    Panik Bozukluğu Nasıl Oluşur?


    İlk atak başlıyor: Hiçbir neden yokken ve birden bire başlayan çarpıntı, terleme, göğüste sıkışma, nefes darlığı yada baş dönmesi, dengesizlik, fenalaşma yada baygınlık gibi belirtiler kişiyi dehşet içinde bırakır. Kişi ‘kalp krizi ’ geçirdiğini yada felç geçirmekte olduğunu zannederek yoğun bir ‘ölüm korkusu’ ya da ‘felç olma’ korkusu yaşar. Bazen de başında bir tuhaflık, sersemlik hissi, kendisini veya çevresini bir garip ya da değişik hissetme gibi duyguların ortaya çıkmasıyla, ‘kontrolünü kaybetmeye’ yada ‘çıldırmaya başladığını’ düşünerek kendisine yada çevresindekilere bir zarar vermekten korkmaya başlar. Hasta hemen, en yakın doktor ya da acil servise götürülür. Orada yapılan birçok muayene, çekilen film, elektrokardiyografi, tomografi ve diğer incelemelerde hiçbir şey bulunmaz. Hastanın nesi olduğu sorulduğunda doktorlar ‘hiçbir şeyi yok’ ya da ‘stresten olmuş ’ derler. Çoğu zaman sakinleştirici bir iğne yapılarak evine gönderilir.
    Ataklar tekrarlıyor: Bir süre sonra panik atakları tekrarlar. Hasta, her yeni atak ile aynı dehşet ve korkuyu yeniden yaşamaya ve acil servislere taşınmaya başlar. Her seferinde yeniden muayene, yeniden incelemeler yapılır ancak hiçbir şey bulunmaz. Hasta, kalbinde ya da beyninde kötü bir şey olduğuna, ancak doktorların bunu bir türlü bulamadığına inanmaya başlar. Bazen de yanlış tanı konularak hasta, antibiyotikten nefes açıcıya, çarpıntı ilacından tansiyon ve kalp ilacına, vitamine kadar değişik ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılır, ancak bir türlü iyileşemez.
    Beklenti anksiyetesi gelişiyor: Ataklar tekrarlamaya devam ettikçe, hasta, ataklar arasındaki dönemde gergin, huzursuz ve endişeli bir şekilde her an yeni bir panik atağının geleceğini beklemeye başlar. Bu endişeli bekleyişe “beklenti anksiyetesi” adı verilir. Atakların çoğu zaman belirsiz zaman ve yerlerde gelmesi bu kaygıyı daha çok arttırır. Ataklar sıklaştıkça, kalp krizi geçirip ölme, felç olma ya da kontrolünü kaybedip çıldırma korkuları pekişir.
    Yoğun ve sürekli üzüntü: Hastalar, evde kimsenin olmadığı bir zamanda kalp krizi geçirmekten ve hastaneye ulaşamadan ölmekten ya da kontrolünü kaybederek çıldırıp intihar etmekten, kendisine ya da yakınlarına bıçak ve bu gibi bir şeyle zarar vermekten, başkalarının bulunduğu ortamlarda çılgınca ve garip davranışlarda bulunarak rezil olmaktan şiddetle korkar. Bu düşüncelerin sürekli aklına gelmesinden dolayı da yoğun bir üzüntü duyarlar.
    Yoğun davranışlar değişiyor: Bir süre sonra ataklara ve ataklar sırasında gerçekleşeceğine inandıkları ” felaketler” e karşı bazı önlemler almaya ve kimi davranışlarını değiştirmeye başlarlar. Ataklara neden olabileceğini düşündükleri etkinliklerden, yiyecek ve içeceklerden vazgeçerler. Ataklara karşı evden çıkarken alkol / madde/ ilaç / kullanırlar. Ataklar sırasında kullanmak üzerede yanlarında ilaç, su, yiyecek v.b. taşırlar. Ataklar sırasında olabileceklere karşı önlem alırlar. Örneğin atak sırasında kontrolünü kaybederek çocuklarına zarar vereceğine inanan hastaların önlem alarak evdeki bütün bıçakları kilit altında tuttukları, çocuklarıyla yalnız kalmamaya çalıştıkları, atak sırasında fenalaşarak kendini yitireceğinden ya da bayılacağından korkan bayan hastaların, baygınken çalınır diye takılarını yanlarına almadıkları, onu baygın bulanların yardımcı olabilmesi için evinin / eşinin / ailesinin adresini, telefon numarasını, hatta tıbbi yardım için ulaşabilmek üzere doktorunun kartvizitini taşıdıkları görülmüştür. Bu hastalar, gerektiğinde acil yardımı çabuk alabilmek için bütün günlerini hastane bahçesinde geçirmeyi ya da güzergahlarını muayenehane, eczane ve acil servis bulunan yerlerden seçmeyi tercih ederler.

    kartanesi74
    Yetişkin
    Yetişkin

    Kayıt tarihi : 27/01/08
    Kadın
    Mesaj Sayısı : 193
    Burç Sembolü : Balık / 20 Şubat -  20 Mart
    Yaş : 46
    Mesleği : Evhanımı
    Medeni Durumu : Evli
    Çocuk Sayısı : 3
    Eğitim Durumu : Lise
    Yaşadığı Şehir / Ülke : istanbul
    Resim Resim :
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi : ---
    Site Puanı Site Puanı : 5
    Rep Puanı Rep Puanı : 4

    yok Geri: Panik Atak Nedir?

    Mesaj tarafından kartanesi74 Bir Ptsi 09 Mart 2009, 10:50 pm

    Agorafobi Nedir?


    Hastaların `’ından fazlası, atakların geleceği yer ve durumlardan kaçınmaya başlarlar. Yalnız başına evde kalamaz, sokağa yalnız çıkamaz, otobüs, vapur, deniz otobüsü gibi taşıt araçlarına, asansöre binemez, dar sokak yada köprülerden geçemez, Pazar yeri, büyük mağazalar gibi kalabalık yerlere giremez olurlar. Bazen de, ancak yanlarında birisi ile yoğun bir endişe ve rahatsızlık duyarak bu tür yerlere gidebilirler. Hastaların, yalnız başlarına panik atağı geleceğini zannettikleri yerlere gidememe, o tür yerlerde kalamama durumlarına agorafobi denir.

    Panik Bozukluğu Nasıl Bir Hastalıktır?


    Panik bozukluğu psikiyatristler tarafından iyi bilinen ve çok sık görülen bir rahatsızlıktır. Öyle ki, toplum içinde herhangi 100 kişinin yaklaşık 3-4’ ü bu hastalığı ya daha önce geçirmiştir ya da halen bu hastalığı yaşamaktadır. Her yaşta başlayabilmekle birlikte en sık 20-35 yaşları arasında başlar. Kadınlarda, erkeklere göre 2-3 kat fazla görülür.

    Panik Bozukluğu Neden Oluşur?


    Panik bozukluğunun neden olduğuna ilişkin iki bilimsel açıklama vardır:
    Panik bozukluğu, beynimizde nöron adı verilen sinir hücrelerinden salgılanan, heyecan ve duygusal yaşantılarımızı düzenleyen bazı beyin hormonlarının düzensiz çalışması sonucu oluşmaktadır.
    Panik bozukluğu, günlük yaşantımızda yaptığımız bazı davranışlarımızın sonucunda ortaya çıkan ve tamamen ‘doğal ve zararsız’ olan çarpıntı, terleme, nefes sıkışıklığı ya da baş dönmesi gibi bedensel belirtilerin, hasta tarafından kötü bir hastalığın belirtileri olarak değerlendirilmesi ve bunun sonucunda da ‘kalp krizi geçiriyorum, öleceğim’ , ‘çıldırıyorum’ ‘felç olacağım’ şeklinde yanlış yorumlanması sonucu ile oluşur.

    Tedavisi Mümkün müdür?


    Panik bozukluğu, tedavisi mümkün bir hastalıktır. Bugün için etkinliği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış iki türlü tedavisi vardır. Bunlar:
    İlaç tedavisi: İlaçlar, beyin sinir hücrelerindeki hormon faaliyetlerini düzenleyerek panik bozukluğunu iyileştirirler. Halen, ülkemizde bu hastalığa iyi gelen ilaçlar bulunmaktadır. İlaç tedavisi etkin dozda en az bir yıl sürdükten sonra, yavaş yavaş azaltılarak kesilmelidir.
    Bilişsel-davranışçı tedavi: Bu tedavide iki amaç vardır.
    Hastanın, aslında tamamen ‘zararsız’ olan panik atağı belirtileri hakkındaki yanlış bilgi ve inanışlarının düzeltilmesi ve hastanın bu belirtilerle korkmadan baş edebilmesinin öğretilmesi amaçlanır.
    ‘Panik atağı gelirse’ endişesi ile, sokağa çıkma, vapur, otobüs, trene binme, kalabalık yerlere gitme gibi tek başına yapmaktan korktuğu şeylere bir plan dahilinde yeniden ‘alıştırılması’ amaçlanır.

    En iyi sonuç, bu iki tedavinin birlikte uygulanması ile alınmaktadır.

    LÜTFEN UNUTMAYINIZ!


    Panik bozukluğu, kesinlikle ölüme ya da çıldırmaya veya felç olmaya yol açan bir rahatsızlık değildir.
    Doktorunuz önermedikçe korkularınız ile baş etmek için kalp, tansiyon, çarpıntı ilacı, vitamin, sakinleştirici ilaç ya da alkol kullanmayınız yada gerekir diye yanınızda taşımayınız.
    Sadece doktorunuzun önerdiği ilaç ya da ilaçları kullanınız.
    İlacınızı doktorunuzun söylediği şekilde ve dozda kullanınız, o gün iyi ya da kötü oluşunuza göre dozu azaltıp arttırmayınız.
    Tamamen iyileşseniz bile doktorunuza danışmadan tedavinizi kesmeyiniz.



    Panik Atak Hakkında Bilmek İstedikleriniz



    Bilindiği gibi panik atak tüm dünyada giderek artan bir önemi ve dikkati üzerinde toplamaktadır. Bu önemi hak etmesinin birinci nedeni, giderek yaygınlaşması, toplum sağlığını tehdit eder boyuta ulaşmasıdır. Yakın zamanda yapılan bir araştırma sonucuna göre ABD de her beş kişiden birinin panik atak geçirdiği belirlenmiştir. Ülkemizde de her yüz kişiden 4'nün tedavi gerektirecek düzeyde panik atak problemiyle karşı karşıya olduğu sanılmaktadır. Her yüz kişiden 10' u da panik atak için sırada beklemektedir Hastalığı önemli kılan en önemli etken budur. Diğeri de sanıldığı gibi kolay tedavi edilemediğinin, beklenmedik zamanlarda tekrar ortaya çıkabildiğinin anlaşılmasıdır.

    Panik atak fiziksel belirtilerle seyreden bir psikolojik sendrom olarak basitçe tarif edilebilir. Ancak hastaların da söylediği gibi yaşananlar hiçte basit değildir. Kimilerine göre hissedilenlerin tarifi mümkün değildir. Bu fiziksel belirtiler alelade değildir. Çok şiddetli ve sarsıcı olarak yaşanır. Örneğin çok şiddetli bir kalp atımı, sanki kalbiniz yerinden fırlayacakmış gibi, buna eşlik eden beyninde uğultu, basınç, sanki tansiyonu çok yükselmiş gibi bir his. Bu arada düşüncelerde bulanıklaşma giderek benliği saran ölüm korkusu ve
    -sonum geldi- düşünceleri ile bazen nefes düzensizliği ile başlar, nöbet şiddetlenir, dilinizin boğazınıza kaçtığını düşünür nefes alamaz ( aslında alırsınız )hale gelir. bayılma hissi acil yardım arama ve yine ölüm korkusu hissedebilirsiniz.

    Fiziksel belirtiler çok çeşitli olabilir. Belirtiler çoğu kez korkulan bir hastalığın taklididir. Kalp krizi,tansiyon yükselmesi,beyin kanaması ya da felç geçiriyor olma gibi. Ama gerçekte bunların hiçbiri olmuyordur. Üstelik bu belirtiler yukarıdaki hastalıkların herhangi birini yaşıyor olsanız bu kadar kuvvetli ve korkutucu olamaz. Bu noktadan bakınca panik atak aslında uyanıkken görülen bir kabusa benzer. Örneğin kalp krizi geçirdiği kabusu gibi ve hastalar bir kabustaki gibi Çaresizdirler.

    Hastaları bu yaşadıklarının gerçekte olmadığına inandırmak pek güçtür. O yüzden başlangıçta psikiyatrik tedavi ye pek yanaşmazlar. Bir dönemi acil servislerde ya da kardiyoloji servislerinde çare arayarak geçirebilirler. Panik atağı tanımak, kabullenmek ve tedavisine başlamak ilk ve önemli adımdır. Ama tedavi bununla bitmez. Bu belirtilerin psikolojik olduğu kabul edilse bile, her gelişi korkutmaya devam edebilir.

    Bu nöbetler ya da ataklar gelmeye devam ettikçe, hastalarda iki temel belirti daha ortaya çıkar. Bunlardan birincisi beklenti anksiyetesi denen bu atakların tekrarlayacağı korkusudur. Hastaların beyni 'ya bunu tekrar geçirirsem' korkusuyla çok fazla meşgul olabilir. Bu durum hastayı depresyona sürükleyebilir.

    İkinci temel belirti de kaçınmalardır. Bu nöbetler yaşandıkça kişi bazı ortam ve durumlarda bulunmaktan kaçınır. Örneğin çarpıntısı olacağı korkusuyla spor yapmaktan, havasız kalacağı korkusuyla kapalı ortamlardan, herkesin içinde düşüp bayılabileceği korkusu ile kalabalık ortamlarda bulunmaktan, asansörlerden, toplu taşama araçlarından, toplantılardan vs. vs. kaçınmaya başlar.
    Kaçınmanın bir diğer görünümü de yalnız kalamamaya başlama ya da bazı koşullarda yalnız bulunmama çabasıdır. Hasta başına bir şey geleceği korkusu ile hep yanında birini bulundurma - hatta küçük bir çocuk bile olabilir - eğiliminde olabilir. Bazı hastalar evden çıkamaz hale gelebilir. Kuaföre gidemez, Giysi almak için mağaza görevlisini eve çağırır.
    Kaçınmalar değişik boyutlarda olabilir, silik, hafif ya da şiddetli, ya da sadece bazı durumlarda ortaya çıkabilir. Örneğin tatile çıkacağında orada tam teşekküllü bir hastane olmadığını öğrenip gitmekten vazgeçme gibi.



    Panik atakta görülebilen fiziksel belirtilerden bazıları:



    - Mideye bir şey çöküyor hissi
    - Avuç içlerinde terleme
    - Her tarafta sıcaklık hissetmek
    - Hızlı ve şiddetli kalp atışları
    - Ellerde titreme
    - Diz ve bacaklarda güçsüzlük veya esneklik
    - İç titremesi, titreme duygusu
    - Ağız kuruluğu
    - Boğazda yumruk hissi
    - Göğüste basınç
    - Hızlı nefes alıp verme
    - Bulantı veya ishal
    - Baş dönmesi, sersemlik, göz kararması
    - Gerçek dışılık hissi (rüyada gibiyim)
    - Açık olarak (net olarak) düşünememe
    - Bulanık görme
    - Kısmen felce uğramışlık duygusu
    - Ayrılma yada hayal gibi hareket etme duygusu
    - Çarpıntılar veya düzensiz kalp atışları
    - Ellerde, ayaklarda ve yüzde karıncalanma
    - Göğüs ağrısı
    - Bayılma hissi
    - Midede titreme heyecan
    - Soğuk ve ıslak eller


    Bunlara da şu korkular ya da negatif düşünceler eşlik edebilir:



    - Ölmek üzereyim
    - Kalp krizi geçiriyorum
    - Aklımı yitirmek üzereyim
    - Kendimden geçmek üzereyim
    - Tıkanmadan öleceğim
    - Nefes almam mümkün olmayacak
    - İnme inecek,felç olabilirim
    - Kontrolümü kaybediyorum
    - Tansiyonum çok yükseldi ve beyin kanaması geçirmek üzereyim



    Panik atağın tedavisine gelecek olursak, önce şunu belirtmekte yarar var. Panik atak sadece ve sadece psikiyatristlerin tedavi etmesi gereken bir hastalıktır. Tedavi bir çok yöntemin kombine uygulanması ile daha çabuk sonuş verir. Sadece ilaçla ya da sadece terapi ile iyileşmesi nadirdir. En önemlisi de belirttiğimiz gibi hastalık hakkında bilinçlenmedir. Örneğin alıştığımız bir panik nöbet türü birden başka bir görünüme bürünebilir. Onun için olabilecekleri bilmek hazırlıklı olmak çok önemlidir. Evde kendi kendini tedavi etmeye çalışmanın kendi kendine apandisit ameliyatı yapmaktan farkı yoktur. Mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır. hastalığın nüksedebileceği unutulmamalıdır.

    Tedaviye hastanın katılımı da sağlandığında 4 - 6 ay içinde tümüyle iyileşme şansı dir. Hasta, hastalığı yenmesini öğrenmediyse nüksetme riski hep vardır. Panik atağı iyi tanımak, tedaviden kaçınmamak,tedavi için doğru adresi bulmak önemlidir. Hipnoz, akupunktur, üfürükçü tedavileri zarar verebilir.



    Panik Atak Tedavi Seçenekleri



    Tedavi her birey için ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Ancak çok sayıda standart tedavi yaklaşımı mevcuttur. Anksiyete bozukluğu olan hastalar genellikle ayakta tedavi altına alınmaktadırlar.

    Terapistler aşağıdaki tedavi seçeneklerini kombine ederek kullanmaktadırlar. Bunlardan herhangi biri diğerine göre daha doğru bir tedavi yöntemi sayılmaz.



    Tedavi Yöntemleri



    Davranış Terapisi; İstenmeyen davranışı değiştirmek ve kontrol altına almak Güç durumlarla başa çıkmayı öğrenmek, genellikle de bunlara karşı kontrollü yüzleşme yoluyla Kişi tüm yaşam boyu kullanabileceği iyileşme yetenekleri geliştirir. Sonuca ulaşmak zaman alabilmektedir.


    Bilişsel Terapi; Verimsiz düşünce şekillerini değiştirmek Duyguları incelemek, gerçekçi düşünce ile gerçekçi olmayan düşünceyi birbirinden ayırt etmeyi öğrenmek. Kişi tüm yaşam boyu kullanabileceği iyileşme yetenekleri geliştirir. Sonuca ulaşmak zaman alabilmektedir


    İlaçlar; Semptomları ortadan kaldırır Semptomlara yol açan kimyasal dengesizliklerin düzelmesine yardımcı olur Birçok kişide işe yarar ve diğer tedavi seçeneklerinin kullanılmasına yardımcı olur. Çoğu ilacın yan tesirleri vardır


    Gevşeme Teknikleri; Anksiyeteye eşlik eden stresin ortadan kalkmasına yardımcı olur. Nefes alma eğitimi ve diğerleri Kişi tüm yaşam boyu kullanabileceği iyileşme yetenekleri geliştirir. Sonuca ulaşmak zaman alabilmektedir
    Tedavi Anksiyete hastalarının yaklaşık % 90 kadarında işe yaramaktadır. Çoğu kişi yukarıda adı geçen tedavi seçeneklerinin hepsi kombine edildiğinde daha çok fayda görmektedir.

      Forum Saati Paz 04 Ara. 2016, 8:09 am