HERKONU FORUM SİTESİ

Herkonu Forum Sitesi'ne Hosgeldiniz.



Ailemize katilmak ister misiniz ? glsme

HERKONU


    BURSA OTİSTİKLERİN EGİTİM VE TEDAVİSİNDE SANATLA ÇALIŞMA Yrd. Doç.Dr.Nevin Eracar

    Paylaş
    avatar
    reco_54
    Ödüllü Üye
    Ödüllü Üye

    Kayıt tarihi : 12/03/08
    Erkek
    Mesaj Sayısı : 1666
    Burç Sembolü : Terazi / 24 Eylül - 23 Ekim
    Yaş : 46
    Mesleği : Otomativ
    Medeni Durumu : Evli
    Çocuk Sayısı : 1
    Eğitim Durumu : Lise
    Yaşadığı Şehir / Ülke : Bursa
    Resim Resim : ---
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi : ---
    Sevdiğim Sözler Sevdiğim Sözler :
    İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur.
    Site Puanı Site Puanı : 583
    Rep Puanı Rep Puanı : 81

    yok BURSA OTİSTİKLERİN EGİTİM VE TEDAVİSİNDE SANATLA ÇALIŞMA Yrd. Doç.Dr.Nevin Eracar

    Mesaj tarafından reco_54 Bir Cuma 16 Ekim 2009, 8:53 pm

    OTİZM



    Otizm, erken çocukluk döneminde başlayan, sosyal etkileşimde bozukluk, dil gelişimi ve davranış alanında uygun gelişmeme veya kaybın olduğu, olağan dışı sınırlı ve tekrar edici davranışlarla karakterize nörogelişimsel bir sendromdur.
    12 yaşın altındaki çocuklarda görülme oranı 10.000'de 2-5'dir. Erkeklerde kızlardan daha sık olarak gözlenir. Erkek çocuklarda kız çocuklarına oranla 4-5 kez daha fazladır. Fakat etkilenen kızlarda hastalık daha şiddetli seyrettiğini gösteren çalışmalar vardır.

    KLİNİK ÖZELLİKLERİ


    Araştırmacı ve klinisyenler, otizme özgü anormal gelişimin bazı göstergelerinin doğumdan sonra ilk aylarda başladığı görüşünde uzlaşmaktadır. Çocuğun gelişimsel hikayesi tanısal sürece yardımcı olması açısından önemlidir. Az olmakla birlikte, hastalığın açıkça başlamasını takiben de bir dönem belirgin normal gelişim gözlenebilir. Otizmi olan çocuklar birbirlerine tamamen benzemezler, klinik olarak heterojen bir bozukluktur. Zamanla çocukta gözlenen özgül davranışlarda bile değişiklik olabilir.

    1) Fiziksel özellikler:
    Bebeklik ve ilk çocukluk döneminde otistik çocukların fiziksel gelişimleri yaşıtlarından farklı değildir. Yaygın uyku ve beslenme problemlerine rağmen hemen hepsi sağlıklı bebeklerdir . Fiziksel olarak bir çok beceriyi olağan yaşlarında kazanmaya hazırdırlar; ancak bazı otistik bebeklerin çevrelerine karşı ilgisizlikleri nedeniyle daha geç yaşlarda oturdukları ve yürüdükleri gözlenmektedir.
    Özellikle 2 yaşından sonra otistik çocuklar, ip atlama, dans, yüzme gibi büyük kas gruplarının kullanımını gerektiren bazı hareketleri taklit yeteneklerinin çok az ya da hiç olmamasına bağlı olarak geç öğrenirler. Kağıt kesme, boncukları kutuya tek tek koyma veya ipe düzme gibi küçük kas becerilerinin oldukça zayıf olduğu gözlenir. Fiziksel olarak motor becerileri yapma yetileri olmasına rağmen çevreye karşı ilgisizlikleri nedeniyle bu becerileri kazanamadıkları daha geç yaşlarda oturdukları ve yürüdükleri belirtilmektedir.

    2) Sosyal-Duygusal Özellikleri:
    Normal bir bebek yaşamın ilk 3 ayında, annesine bakar; annesi onunla konuşurken gülümser, agular. İnsanlarla ilişki kurmaktan hoşlanır. Yalnız bırakılınca ağlar, sinirlenir. Oysa otistik bebeklerde bunların tam aksine, kucağa alınmaya karşı isteksizlik gösterme, kucağa alınınca huzursuzluk gösterme veya uygun beden duruşu göstermeme en belirgin özelliklerdir. Otistik bebekler, genellikle çevreleri ile ilişki kurmaz. İnsanların konuşmalarına tepki vermezler. İnsanlar ile göz kontağı kurmaz, çok uzun süre boş bakışlarla oturabilirler.
    Bebeklik döneminde gözlenen çevreye ilgisizlik çocuk büyümeye başlayınca daha belirgin hale gelmiştir. Çevresindeki kişilerin ve anne-babanın yüzüne bakmama, göz kontağı kurmama hemen hemen her otistik çocuğun özelliğidir. Tamamen kendilerine ait bir dünyada yaşıyor gibi görünen bu çocuklar, çevrelerinde olup bitenlere karşı çok kayıtsızdırlar. Çağrıldıklarında tepki vermez, konuşurken dinlemez gibi görünürler. Bebekliklerindeki gibi fiziksel temastan kaçınırlar.

    3) Konuşma Özellikleri:
    Bazı otistik çocuklar 0-2 yaş döneminde tamamen sessiz kalabilir; bazıları ise yaşıtları gibi birkaç kelime öğrenebilir. Konuşmaya başlama çok farklı yaşlarda gerçekleşir; ancak genellikle ilk kelimeleri 5 yaş civarında söylerler. Bazı otistik çocukların konuşmaya normal yaşıtlarıyla aynı zamanda başladıkları, ancak daha sonraları, bildikleri kelimeleri kullanmadıkları gözlenmiştir .

    Otistik Çocukların Konuşma Problemleri:

    a. Konuşulanları Anlamada Güçlük: Otistik çocuklarla yapılan çalışmalar, konuşulanı anlama kapasitesinin oldukça sınırlı olduğunu göstermiştir. Anlama, yaşla birlikte artar; kendilerinden istenilenleri anlayabilir, ancak istekleri yerine getiremezler. Tek kelimeleri anlayabilirken, kelimeler soyutlaştıkça, cümleler karmaşıklaştıkça anlamaları da güçleşir.

    b. Ekolali: Normalde çocuklar, konuşmaya, duydukları kelimeleri taklit etmeyle başlarlar. Ancak bu taklit dönemi 2,5 yaş civarında sona erer. Otistik çocuklar ilk kelimelerini, anlamlarına dikkat etmeden papağan gibi taklit ederek öğrenirler. Bazen kelimeleri, bazen de cümleleri olduğu gibi tekrar ederler. Normal çocuklar bu dönemden sonra, taklit ettikleri kelimeleri uygun yerlerde kullanmaya başladıkları halde, otistik çocuklar bu dönemde oldukça uzun zaman kalır, öğrendikleri kelimeleri gerektiği zaman kullanmazlar.

    c. Gramer Bozuklukları: Konuşabilen otistik çocuklarda gramer bozuklukları da yaygın olarak görülür. Cümlelerdeki fiil eklerini söylememek yaygındır. “Okula gidelim” yerine “okul git” demek gibi gramer yanlışlıkları yaparlar.


    d. Zamirlerin Yer Değiştirmesi: Konuşmadaki en belirgin özelliklerden birisi de şahıs zamirlerinin yerlerinin değiştirilmesidir. Birinci tekil şahıs “ben” yerine, “sen” veya “o” kullanırlar. Özellikle “ben” zamirini kullanma çok az görülür. (“Giderim” yerine “gider, gidersin” kelimelerini kullanmak gibi).

    Otistik çocuklar konuşma becerileri ne kadar gelişmiş olursa olsun, konuşmayı, iletişim aracı olarak kullanmak istemezler, yalnızca zorda kaldıkları zaman, bir isteklerini belirtmek için konuşurlar.

    4) Davranış Problemleri:
    Otistik özellikler gösteren bebeklerin iki tip davranış biçimi gösterdiği gözlenmiştir. Bunlardan birincisi; sürekli ağlayan, huysuz olarak adlandırılan bebeklerdir. İkincisi ise, sakin, uslu bütün gününü yatakta geçiren bebeklerdir. Acıktıklarında bile ağlamamaları nedeniyle bakımlarının kolay olmasına rağmen, anneden hiçbir ilgi beklememeleri, çevrelerine karşı ilgisizlikleri anne babaları endişelendiren özellikleridir.
    Otistik çocuklarda görülen problem davranışlar, çocuğun bebeklik döneminden çıkmasıyla belirginleşir. Öfke nöbetleri ve bağırmalar, çevresine zarar veren davranışlar, kendine zarar veren davranışlar,tek tip vücut hareketleri bu davranış davranış problemlerinden bazılarıdır.


    5) Duyusal Uyarılara Tepkileri:

    a. İşitsel Uyarılara (seslere) Tepkileri: Bu dönemde seslere karşı çok değişik tepkiler görülmektedir. Çocukların seslere hiç bir tepki vermemesi bir çok anne-babayı, işitme problemi endişesi ile doktorlara gitmeye yöneltmektedir. Yapılan testler çocukların işitmelerinde organik olarak bir sorunun olmadığını göstermektedir. Gerçekten de bazen seslere hiç tepki vermedikleri, bazen en ufak seslere aşırı tepki gösterdikleri bazı seslere de çok duyarlı oldukları gözlenmektedir.

    b. Görsel Uyarılara Tepkileri: Bu dönemde görsel uyarıcılara karşı normal dışı tepkiler yaygın olarak görülebilir. İnsan yüzlerine ve çevrelerindeki birçok nesneye bakmamalarına karşın, hareket eden, dönen ya da parlak olan bazı cisimlere çok uzun süre bakabilirler.

    c. Acı, Sıcak, Soğuğa Karşı Tepkiler: Bu tepkiler, bazı çocuklarda acıyı, sıcağı ve soğuğu fark etmeme şeklinde ortaya çıkarken bazılarında ise soğuk suyla ellerini yıkarken aşırı ağlama, en küçük bir darbede çığlıklar atma şeklinde görülebilir.

    d. Dokunulmaya Karşı Tepkileri: Herhangi bir kimse tarafından dokunulmak, kucağa alınmak istendiği zaman, o kimseyi itmek, ondan kaçmak yaygın olarak gözlenen tepkilerdir.

    6) Beslenme ve Uyku Problemleri:
    Otistik çocuklarda beslenme problemleri yaygın olarak gözlenir. Bunlardan çoğunun ilk aylarda emmesi zayıftır, altıncı aydan sonra beslenme problemleri artar. Birçok bebek, süt dışında tüm yiyecekleri veya katı gıdaları reddeder; bazıları ise normalin üstünde ve hemen her şeyi yiyebilir.
    Yaşı ilerledikçe beslenme ve uyku problemleri yoğun bir şekilde devam eder. Beslenme ile ilgili olarak, katı yiyecekleri reddettikleri, bazılarını sürekli püre edilmiş yiyecekler yedikleri, bu yüzden de çiğneme kaslarını kontrol etmekte güçlük çektikleri görülür. Aileler, çocuklarının garip yemek yeme alışkanlıkları olduğunu, yiyecek seçimi yaptıklarını sıklıkla anlatırlar. Belli bir süre hep aynı yiyeceği isteme, diğer yiyecekleri reddetme, sık sık tercih edilen yiyeceğin değişmesi de gözlenen özelliklerdendir.

    7) Duygusal Tepkiler :
    Nedensiz Gülme ve Ağlamalar: Duruma uygun olmayan duygusal tepkiler nedensiz olarak ortaya çıkabilir.
    Değişikliklere Tepki Gösterme: Eve bir misafirin gelmesi, odasının farklı bir düzene sokulması, sürekli kullandığı çarşafın değiştirilmesi gibi durumlar, otistik özellikteki çocuğun huzursuz olmasına, saatlerce ağlamasına, öfke nöbetleri geçirmesine neden olabilir.
    Tehlikelerin Farkında Olmama: Otistik çocukların genellikle çevrelerindeki tehlikelerin farkında olmamaları, anne babalarını en çok endişelendiren özelliklerdendir.

    9) Hayal Gücünün Eksikliği:
    Oyun Oynama Becerisinin Olmaması: Otistik özellikteki çocuklarda hayal gücünün yetersizliğine bağlı olarak yaratıcı oyun oynama becerisinin bulunmaması yaygın olarak gözlenir. Bu alanda genellikle çeşitli nesnelerin, oyuncakların elle tutulduğu, oyuncağın gerçek amacına uygun olarak oynanmadığı gibi bebeklik dönemi özellikleri gözlenir.
    Ayrıntılara Dikkat Etme: Çevrelerindeki nesnelerin, kişilerin tamamı yerine, ayrıntılarına küçük parçalarına dikkat ederler. Annelerinin yalnızca küpesi, oyuncak arabanın yalnızca tekerlekleri çocuğun dikkatini çekebilir.

    10) Özel Beceriler:
    Otistik çocukların en şaşırtıcı özelliklerinden birisi, bir çok alanda sınırlı becerileri olmasına karşın, bazı alanlarda sahip oldukları özel becerilerdir. Bir çok otistik çocuğun, konuşmadan önce şarkı söylediği görülür; bazıları ise bir enstrümanı iyi çalabilirler. Bazı anne babalar da, çocuklarında müzik becerisinin yanı sıra kuvvetli bir hafıza olduğunu belirtmektedirler.
    Otistik çocukların diğer bir özel becerisi de sayılar ve sayısal ilişkiler üzerinedir. Bazıları sayıları çok çabuk öğrenirler ve çok güç işlemleri akıldan yapabilirler. Ayrıca, gördüğü resimleri çok iyi kopya eden, güzel boyayan, mekanik oyuncakları söküp takabilen, karmaşık bul-yapıları kolayca tamamlayabilen çocuklara da rastlanmaktadır .

    Otizm birçok hastalıkla karışabilir. Bunlardan bazıları

    * Çocukluk başlangıçlı şizofreni

    * Zeka geriliği

    * Konjenital sağırlık veya ciddi işitme bozuklukları

    * Seçici Konuşmazlık

    * Psikososyal deprivasyon (yoksunluk)

    * Diğer yaygın gelişimsel bozukluklar ; şeklinde sıralanabilir.

    2. SAYFADA HASTALIĞIN SEYRİ VE TEDAVİSİ HAKKINDAKİ BİLGİLERE ULAŞABİLİRSİNİZ.



    SEYİR


    Otistik bozukluk süreğen bozukluktur. Otizm tanısı konulan çocukların izleme çalışmalarında , bu bireylerin topluma uyum, bir meslek sahibi olma ve geçimlerini sağlamayla, ağır özürlü, diğer bireylere bağımlı olarak yaşama arasında geniş bir yelpazede yer aldıkları görülmüştür.
    Erken tedaviye başlamanın önemini vurgulayan çalışmalarda erken tanı ve tedavinin çocuğun okula devam etme durumunu sağladığı ve zeka puanlarında ortalama 20-30 puanlık artışları sağlayabildiği vurgulanmıştır.
    Büyük olasılıkla çocukların otizmlerinin yanı sıra kişilik özellikleri , aile içindeki tutumlar, eğitimde kazandıklarını günlük hayata aktarmada başarı ve zamanın planlı, programlı geçirilmesi olumlu gidişi etkileyen diğer etmenlerdir.

    TEDAVİ YAKLAŞIMLARI


    Bu hastalığın ciddiyeti ve kötü prognozu göz önüne alındığında pek çok tedavi şeklinin denendiğini görmek şaşırtıcı değildir. Bu tedaviler içinde pek çok farmakolojik yaklaşım, somatik tedavi (örn; elektroşok), davranış modifikasyonu, eğitimsel yaklaşım, psikoterapi, diyet değişikliği ve benzerleri vardır. Ne yazık ki, şimdiye kadar, pek çok tedavinin sistematik olarak değerlendirilmesi yapılamamıştır. Tedavi planı ve tipi, her bireyin işlevlilik derecesine göre belirlenmelidir. Yaygın gelişimsel bozukluk çoğu vaka için yaşam boyu süren bir bozukluk olması sebebiyle tedavinin tipi kişinin yaşı ve gelişimine göre değişir. Çok küçük çocuklarda konuşma, dil eğitimi ve özel eğitim üzerine odaklanılmalı, anne baba ile çalışılmalı ve belli hedef semptomlar için psikoaktif ilaçlar kullanılmalıdır. Komorbid depresyon, anksiyete, obsesif kompulsif bozukluk semptomları için psikoterapi, davranış veya bilişsel terapi ve ilaç tedavisi gerekebilir.


    Bugün eldeki en iyi veriler, temel sosyal, iletişim ve bilişsel becerilerin kazanılması için uygun eğitimsel müdahalelerin yapılması gerektiğini göstermektedir. Eğitim tedavisi çocuğa yarar sağlaması yanında ebeveynlerin de desteklenmesini ve eğitimini sağlamış olur. Erken ve devamlı tedavi, sonraki entelektüel ve iletişimsel işlevsellik üzerine ölçülebilir etkiler gösterdiği açıktır.


    Farmakoterapinin (ilaçla tedavi) yeri giderek artmaktadır. Otizmde ilaç tedavisinin gerektirdiği hedef belirtiler olarak: hiperaktivite, öfke patlamaları, irritabilite, çekilme, saldırganlık, kendine zarar verici davranışlar, depresyon ve obsesif kompulsif davranışları sayabiliriz. Klinik deneyimler göstermiştir ki; psikoaktif ilaçların kullanımı bu çocuklarda özel eğitim almayı ve verileni almalarını kolaylaştırmaktadır.

      Forum Saati Perş. 27 Tem. 2017, 2:35 am