HERKONU FORUM SİTESİ

Herkonu Forum Sitesi'ne Hosgeldiniz.



Ailemize katilmak ister misiniz ? glsme

HERKONU

    Sağlığınıza yarayan Sebze ve Meyveler

    Paylaş

    kartanesi74
    Yetişkin
    Yetişkin

    Kayıt tarihi: 27/01/08
    Kadın
    Mesaj Sayısı: 193
    Burç Sembolü: Balık / 20 Şubat -  20 Mart
    Yaş: 44
    Mesleği: Evhanımı
    Medeni Durumu: Evli
    Çocuk Sayısı: 3
    Eğitim Durumu: Lise
    Yaşadığı Şehir / Ülke: istanbul
    Resim Resim:
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi: ---
    Site Puanı Site Puanı: 5
    Rep Puanı Rep Puanı: 4

    yok Sağlığınıza yarayan Sebze ve Meyveler

    Mesaj tarafından kartanesi74 Bir Perş. 06 Mart 2008, 4:57 pm

    Konunun ilk mesajı :


    Karayemiş şifa deposu çıktı

    Bilim adamlarının yaptığı araştırmalar; Doğu Karadeniz bölgesinde bol miktarda yetişen karayemişin (taflan) antioksidan içerdiğini ve kanser tedavisinde etkili olduğunu ortaya çıkardı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü akademisyenleri tarafından yapılan araştırmada; karayemiş meyvesinin adeta insülin görevi görmesi bakımından da başta şeker hastalığı gibi birçok hastalığa iyi geldiği belirlendi. Karayemişten elde edilen antioksidanların; vücudu oksidanların zararlı etkilerine karşı koruduğu; alzheimer, diyabet, doku ve cilt hastalıklarına karşı fayda sağladığı kaydedildi. Vücutta hücre yenilenmesini sağlayarak kansere karşı etkili olduğu, prostatı da engellediği belirlendi.


    Sabah

    kartanesi74
    Yetişkin
    Yetişkin

    Kayıt tarihi: 27/01/08
    Kadın
    Mesaj Sayısı: 193
    Burç Sembolü: Balık / 20 Şubat -  20 Mart
    Yaş: 44
    Mesleği: Evhanımı
    Medeni Durumu: Evli
    Çocuk Sayısı: 3
    Eğitim Durumu: Lise
    Yaşadığı Şehir / Ülke: istanbul
    Resim Resim:
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi: ---
    Site Puanı Site Puanı: 5
    Rep Puanı Rep Puanı: 4

    yok Geri: Sağlığınıza yarayan Sebze ve Meyveler

    Mesaj tarafından kartanesi74 Bir Cuma 07 Mart 2008, 7:07 pm

    japon eriği

    Eğer hayvanlar insan gibi konuşsaydı onları kesme cesareti gösterir miydik?
    Moliere

    GINKGO ( mabet ağacı, fosil ağacı, Japon eriği )


    Türkçe'de mabet ağacı, fosil ağacı, Japon eriği olarak bilinir. Ginkgo ağacının (Ginkgo biloba) yapraklarından elde edilir.

    Ayurveda uzmanları bu bitkiyi uzun yaşam iksiri olarak lanse eder. Bugünlerde unutkanlık, kulak çınlaması, konsantrasyon kaybı, orta düzeyde seyreden bunama ve yükseklik korkusu gibi bilişsel sorunların tedavisinde kullanılıyor. Ayrıca ciltte görülen leke şeklindeki dejenerasyon ve damar hastalıklarında da etkili olduğu ileri sürülüyor.

    Farklı etkileri olan iki ayrı grup kimyevi madde içerir. Flavonoidler antioksidan olarak etki yaparken, ginkgolitler kanda pıhtılaşmayı önler. Yan etkileri kanama, mide bulantısı ve başağrısıdır. Bazı ilaçlarla olumsuz etkileşim yaratabilir.

    Son günlerde yapılan bilimsel araştırmalar ginkgonun bellek kaybı, demans ve damar sertliğine olumlu etkilerinin olduğunu gösteriyor (Antioxidants & Redox Signalling, vol 1, p 4469).

    Ayrıca belleği güçlendirdiği, konsantrasyonu artırdığı ve dikkati çoğalttığı da söyleniyor (Public Health Nutrition, vol 3, p 495).



    PUBLIC HEALTH NUTRITION


    tamtip.com

    kartanesi74
    Yetişkin
    Yetişkin

    Kayıt tarihi: 27/01/08
    Kadın
    Mesaj Sayısı: 193
    Burç Sembolü: Balık / 20 Şubat -  20 Mart
    Yaş: 44
    Mesleği: Evhanımı
    Medeni Durumu: Evli
    Çocuk Sayısı: 3
    Eğitim Durumu: Lise
    Yaşadığı Şehir / Ülke: istanbul
    Resim Resim:
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi: ---
    Site Puanı Site Puanı: 5
    Rep Puanı Rep Puanı: 4

    yok Geri: Sağlığınıza yarayan Sebze ve Meyveler

    Mesaj tarafından kartanesi74 Bir Cuma 07 Mart 2008, 7:07 pm

    Havuç neye yararlıdır

    Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu ilk kez Tempo\'ya açıkladı

    Üniversitede aldığı kimya eğitiminden sonra, Avusturya Graz Teknik Üniversitesi'nde doktorasını yapan, 1987'de doçent, 1994 yılında da profesör olan İbrahim Saraçoğlu, Karl Franz ve Viyana Teknik üniversitelerinde öğretim görevlisi olarak çalıştı.

    - Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, uyguladığı taze sıkılmış havuç suyu kürü ile Alzheimer'ı yüzde 30 oranında iyileştirdiğini belirtiyor

    - Taze sıkılmış havuç kürünün yüzde 30 oranındaki tedavi gücü, Alzheimer hastalığının başlangıç evresinde olanlar için geçerli

    - Prof. Saracoğlu, "Hastalığının son evresinde olanlarda da, hastalığın ilerlemesinin belirgin bir şekilde durdurduğu gözleniyor" diyor


    Bitkilerin barındırdığı ve insan sağlığını etkileyen aktif maddeler üzerinde yaptığı çalışmaları uluslararası alanda kabul gören Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, çok önemli bir çalışmasının sonuçlarını yine ilk kez Tempo dergisine açıkladı. Prof. Dr. Saraçoğlu, uyguladığı havuç kürü ile Alzheimer'ı yüzde 30 oranında iyileştirdiğini belirtti.

    Bir kimya profesörü olan İbrahim Saraçoğlu, "Bitkilerdeki Sağlık Mucizesi" adlı kitabında birçok ciddi hastalığın kürlere dayalı olan alternatif tedavi yöntemlerini anlatıyor. Tempo, 20-26 Mayıs 2004 tarihli sayısında bu tedavi yöntemlerinden birisi olan lavanta kürünün detaylarına yer verdi. Prof. Dr. Saraçoğlu'nun verdiği bilgilere göre belli bir düzen ve şekilde yapılan lavanta kürü, birçok insanın korkulu rüyası olan Hepatit B ve C virüslerine karşı tedavi edici bir özellik taşıyordu.

    Haberimizin yayınlanmasından sonra dergimiz ve Prof. Saraçoğlu adeta bir telefon ve e-mail bombardımanına tutuldu. Okuyucularımızın bu yoğun ilgisi Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu'nun bilimsel çalışmalarının sonuçlarını okuyucularımızla paylaşma konusunda bizleri teşvik etti. Çalışmalarını Antalya'da sürdüren Prof. Dr. Saraçoğlu, kendisiyle yaptığımız görüşmenin hemen başında kendisinin bir tıp doktoru olmadığını, hastaların mutlaka ve mutlaka doktorlarının uyguladığı tedavi yöntemlerine riayet etmeleri gerektiğini söylüyor. Saraçoğlu'na göre kendi önerileri sadece normal tedavilerin yanında zararsızca uygulanabilecek alternatif yöntemler.


    - Havucun insan sağlığına etkilerini genel başlıklar halinde anlatır mısınız?

    "Havuç neye yararlıdır?" diye kime sorarsanız sorun, önce "gözler" diyecektir. Halbuki, gözlerimiz için havuçtan çok daha faydalı olan sebze domatestir. Havuç, bol miktarda A vitamini içerdiğinden dolayı gözler için faydalıdır. Ancak, burada bilmemiz gereken nokta A vitamininin yağda çözünen bir vitamin olmasıdır. Havuç suyunu doğrudan içtiğimiz taktirde içerdiği A vitamininden tam anlamıyla istifade edemeyiz. İçerdiği A vitaminini büyük bir oranda vücudumuza kazandırmak istiyorsak, bu taktirde bir bardak havuç suyunun içerisine iki-üç damla sıvı yağ damlatmamız gerekir. A ve E-vitamini hücre içerisinde denge halinde bulunur. Bazı insanlar hekimlerine danışmadan iki veya üç günde bir E-vitamini tableti alırlar. Birincisi, fazla alınan E-vitamini yorgunluk yapar. İkincisi ise belirttiğim gibi A- ve E-vitaminleri hücre içerisinde karşılıklı olarak denge halinde bulunur. İşte, bu nedenledir ki çok fazla E-vitamininin alınması demek, hücreden A-vitamininin atılması demektir. Aynı şekilde çok fazla A-vitamininin kullanılması demek hücre içindeki E-vitamininin belirli oranda dışarı atılmasına neden olur. Bu da, hücre içindeki A- ve E-vitamin dengesinin bozulması anlamına gelir. Hekiminize danışmadan A- ve E-vitamin tüketimini alışkanlık haline getirmeyiniz veya uzun vadeli olarak kullanmayınız.

    Genel olarak yağda çözünen vitaminlerin (A, D, E ve K) hekime danışılmadan alınması doğru değildir.
    Havuç suyunun önemli bir özelliği yemek borusu ve mide yanmasına karşı olan gücüdür. Mide yanması çekenler için bir bardak havuç suyu bulunmaz bir nimettir. Havuç kürü, insan vücudunda bulunan OGG1 (8-OxoGuanine DNA Glycosylase) enzimini aktive etme özelliğine sahiptir. OGG1 enziminin aktivitesinin düşüklüğü, akciğer kanserinin oluşumunda oldukça etkilidir. Akciğer kanserine yakalanmış hastalarda OGG1 enziminin aktivitesinin düşük olduğu gözlenmiştir. Yapılan klinik deneyler OGG1 enziminin aktivitesinin düşük olması durumunda, akciğer kanserine yakalanma riskinin on misli artış gösterdiğini ortaya koymuştur. Taze sıkılmış havuç suyu kürü, OGG1 enziminin aktivitesini yükselterek, bu kanser türüne karşı güçlü bir önleyici özellik göstermektedir. Bu özellik aynı zamanda keçiboynuzu küründe de bulunmaktadır.

    Havuç kürünü uygulayanlar, sigara tiryakisi iseler, havuç suyu kürünü uygularken bol bol balgam sökerler. Bu anlamda havuç suyu kürü aynı zamanda sigara içenler için iyi bir balgam söktürücüdür. Kalp krizi geçirme riski altında olanlara taze sıkılmış havuç suyu kürünü ihmâl etmemelerini özellikle tavsiye ederim.

    - Havuç suyu kürünün Alzheimer hastalarına olan etkileri nelerdir?
    Ben, genelde incelemek istediğim bitkinin önce kökleri ile işe başlarım. Her bitkinin kökü kendine özgü bir yapıya sahiptir. Köklerin içerdiği bazı maddeler, o bitkinin yapraklarının, saplarının ve hatta çiçeklerinin içerdiği etkin maddeleri bulmamızda anahtar vazifesi görür. Havuçun köklerinde acethylcolin maddesi bulunmaktadır. Acethylcolin beyin hücrelerinde (nöron) bulunan bir madde. Bu maddeye neurotransmitter da denilmektedir. Acethylcolin seviyesinin, Alzheimer hastalarında düşük olduğu birçok klinik deneyler ile ortaya konmuş ve yüzlerce makale bu konuda yayınlanmıştır. Acethylcolin havuçun köklerinde bulunmasına rağmen, havuçun kendisi yani, yumrusu acethylcolin içermemektedir. Ancak, sinir sistemi ile ilgili olarak doğrudan etkili birçok değişik etkin madde içermektedir.

    Taze sıkılmış havuç suyunda, Alzheimer hastalığını önleyici güce sahip etkin maddelerin sayısı en az 17 tanedir. Bunlar arasında alpha-terpinene, gama-terpinen, tryptophan, thyamin, carotol, daucic asit, daucine, choline, camphor, borneol ve terpinen-4-ol etkin maddeleri bulunmaktadır. Camphor etkin maddesi havuçta çok çok az bulunmasına rağmen, beraberinde glutamate türevi içermesi camphor'un etki gücünü artırarak beyinde plak oluşumuna engel olabilmektedir. Bunlardan terpinen-4-ol ve borneol etkin maddeleri acetylcholinesterase-inhibitörü görevi yaparak, acethylcholinin beyin hücrelerinde (nöron) azalmasına engel olur. Yapılan klinik deneylerde, Alzheimer hastalarında acethylcholin seviyesi düşük olarak gözlenmektedir. Methyl-pentosans ve lupeol maddesinin tüm bu etkin maddeler ile birarada bulunması, taze sıkılmış havuç suyu kürünü Alzheimer hastalığının önlenmesinde, durdurulmasında ve de tedavi edilmesinde tartışmasız kılmaktadır. Burada tekrar hatırlatmayı uygun buluyorum, havuç suyunun içerdiği etkin maddelerin tamamını bir bütün olarak düşünmek gerekir. Birini veya bir kaçını bir arada uygulama yöntemi olarak düşünmek yanlıştır.

    - Bu kürün etkileri ne zaman görülüyor?
    Alzheimer hastaları bu kürü uygularken sonuçlarını bir iki haftadan önce alamazlar. Ancak, ikinci haftadan sonra Alzheimer hasta yakınları, TSHSK'nün olumlu sonuçlarını ve dikkate değer ölçüde olumlu gözlemlerini yapabilmektedirler. Diğer tüm kürlerde olduğu gibi, bu kürün de her Alzheimer hastasında yüzde yüz etkili olacağı söz konusu değildir. Bu durum, modern tıbbın imkânlarında da böyledir. Bir ilacın veya uygulanan kürün başarılı olabilmesi, o insanın genetik yapısına, bağışıklık sistemine, başka rahatsızlıklarının olup olmadığına, sürekli bir rahatsızlığının olup olmadığına, yaşına, hamile olup olmadığı gibi bir çok faktörlere bağlıdır. Alzheimer hastalığı ile ilgili olarak bir noktayı önemle vurgulamak istiyorum. Bu hastalık, genel olarak bir kaç ayda ani olarak ortaya çıkan bir hastalık değildir. Başlangıcı, en erken on ile yirmi yıl öncesinden yavaş yavaş ve sinsi bir şekilde gelişmeye başlamaktadır. Yeterli düzeye gelmeden bu hastalığı erken teşhis etmek mümkün olmamaktadır. Bulguların doğrultusunda teşhis konulduğunda, hastalık yerleşmiş ve kendisini bariz şekilde belli etmeye başlamış bulunmaktadır. Bu nedenle önleyici veya durdurucu olarak TSHSK'nın orta yaşlardan itibaren kullanılmasını tavsiye ederim.

    Günümüzün modern tıbbı bu hastalık için: "Son yıllarda hastalığın seyrini değiştiren bazı tedavi seçenekleri ortaya çıkmış olmasına rağmen, iyileştirilebilir ya da düzeltilebilir bir hastalık değildir. Ancak hastalığın ilerleme hızını yavaşlatmak, hastalık seyri sırasında ortaya çıkan bazı rahatsız edici bulguları düzeltmek, ortadan kaldırmak mümkündür" ifadesini kullanmaktadır.

    - Havuç suyu kürünü uygulayan hastalarda başarı oranı nedir?
    Bugün için Alzheimer hastalığını doğrudan tedavi edebilecek bir ilaç henüz geliştirilememiştir. Ancak, Alzheimer hastalığının neden olduğu bazı şikâyetlerin tedavisi mümkün olmaktadır. Ayrıca, Alzheimer hastalığının başladığını tayin edebilecek herhangi bir analiz yöntemi de henüz geliştirilememiştir. Taze sıkılmış havuç suyu kürünün, Alzheimer hastalığını tedavi gücü yaklaşık yüzde 30 oranındadır. Mevcut 11 hastamda bu kürün bahsettiğim sonuçlarını gözlüyorum. Bu oranın çok daha yukarılara çekilmesi mümkündür. Bu da ikinci bir bitkinin promotor veya medyatör olarak kullanılması ile mümkün olabilecektir. Kitabımda yer verdiğim gibi kereviz-ıspanak veya ısırgan-ebegümeci veya da maydanoz-tereotu ikili karışım kürleri gibi. Havuç suyunun etkisini daha da artırabilecek, ilave ikinci bitki üzerindeki araştırma çalışmalarım devam etmektir. TSHSK'nın yaklaşık yüzde 30 oranındaki tedavi gücü, Alzheimer hastalığının başlangıç evresinde olanlar için geçerlidir. Alzheimer hastalığının son evresinde olanlar için tedaviden ziyade, hastalığın ilerlemesini belirgin bir şekilde durdurduğunu gözlemek mümkün olmaktadır. Burada tekrar hatırlatmayı uygun buluyorum, bir hastalığı önlemek onu tedavi etmekten çok daha kolaydır.

    - Kür uygulanırken nelere dikkat edilmeli?
    Satın aldığınız havuçların taze ve olgunlaşmış olmasına mutlaka özen gösteriniz. Kolay bükülebilen veya tazeliğini kayıp etmiş olan havuçları satın almayınız. Kolayca eğilebilenler tazeliğini yitirmiş olanlardır. Tam olgunlaşmadan (genç) toplanmış olan küçük havuçlarda şeker oranı yüksektir. Havuç olgunlaştıkça içerdiği şeker oranı da azalır. Havucun rengi ne kadar güçlü ise içerdiği beta-karoten maddesi de o kadar fazladır. A-vitamini (retinol) ihtiyacımızı genel olarak hayvansal besinlerden alırız. Bitkilerde moleküler yapıları birbirlerinden farklı çok çeşitli karotenler vardır. Karotenler, A-vitamininin ön basamaklarıdır. Bunlardan molekül yapıları uygun olanlar, insan vücudunda kısmen A-vitaminine dönüştürülürler. Bu dönüşüm için molekül yapısı en uygun olan karoten, beta karotendir.




    Güçlü ÖZGAN
    Tempo Dergisi

    kartanesi74
    Yetişkin
    Yetişkin

    Kayıt tarihi: 27/01/08
    Kadın
    Mesaj Sayısı: 193
    Burç Sembolü: Balık / 20 Şubat -  20 Mart
    Yaş: 44
    Mesleği: Evhanımı
    Medeni Durumu: Evli
    Çocuk Sayısı: 3
    Eğitim Durumu: Lise
    Yaşadığı Şehir / Ülke: istanbul
    Resim Resim:
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi: ---
    Site Puanı Site Puanı: 5
    Rep Puanı Rep Puanı: 4

    yok Geri: Sağlığınıza yarayan Sebze ve Meyveler

    Mesaj tarafından kartanesi74 Bir Cuma 07 Mart 2008, 7:08 pm

    Limon

    Citruslimonum / Zitronenbaum / Limonier citronnier / Lemon tree / Lemon / Citron

    Salatalarımızın ve Çorbalarımızın sevimli dostu limon turunçgillerden kışın bile yaprakları dökülmeyen sevimli bir besindir.
    Mart-ekim ayları arasında beyazımsı-pembe renkli, güzel kokulu çiçekler açan, 3-5 m boylarında ağaçlardır. Onuncu asırda Araplar tarafından Avrupa’ya götürülmüştür. Yaprakları oval, tüysüz, parlak yeşil renklidir. Çiçeklerin taç ve çanak yaprakları beşer parçalıdır. Meyveleri oval, açık sarı renkli, üzeri parlak ve kabarcıklıdır(özel salgı cepleri olup, asitli bir özsuyu vardır). Tohumları oval, sarımsı ve acıdır.
    Anayurdu Çin olan limon Ülkemizde Akdeniz ve Doğu Karadeniz bölgelerinde yetiştirilir.

    Hem Kabuğu Hem Meyvesi
    Evet limonun hem kabuğu hem meyvesi bize çok çeşitli kullanım alanları açar. Bünyesinde çok miktarda C vitamini bulunduran limonun belli bir miktar kabuğunu, çiçeği ve yaprağını bal ile karıştırıp macun haline getirin. Zaman zaman bir çorba kaşığı alırsanız kalbinizde ferahlık hissedeceksiniz. Yine bu macundan almaya devam ederseniz damar tıkanıklığı ve baş dönmelerine de iyi geldiğini göreceksiniz.

    Suyu
    Hem ateşi düşürür hem yüksek kan basıncını(yüksek tansiyonu) normale döndürür. Ayrıca iyi bir balgam söktürücü olan limon suyu ihtiva ettiği C vitamini sayesinde nezleye da iyi gelir. Limon suyuyla gargara yaptığınızda bademcik iltihaplarına da fayda verecektir.

    Doğal El Kremi Formülü
    Bir ölçü gliserin, yarım ölçü zeytinyağı, yarım ölçü gülsuyu ve bir ölçü de limon suyunu bir şişeye koyup iyice çalkalayın, ellerinizi yıkadıktan sonra kullanacağınız bu solüsyonun ellerinizde meydana getirdiği yumuşaklığı fark ettiğinizde bundan vazgeçemeyeceksiniz.
    İshalde
    Sabah kalkar kalkmaz aç karnına sıkıp içeceğiniz iki limonun suyu ishali keser. Gün içinde de bir kase yoğurda dört/beş silme yemek kaşığı nişasta katıp yerseniz ishalinizin kesildiğini göreceksiniz.

    Parlak Dişler
    Limon suyu hem diş etlerinizi kuvvetlendirir, hem dişlerinizi beyazlatır. Bir başka formül de; haftada bir iki kere uygulanabilecek bir karışım. Bir kısım karbonatın üzerine limonu sıkın ve diş fırçasıyla dişlerinizi ovun, ne kadar işe yaradığını göreceksin.

    Mide Bulantısında
    Limon gıda zehirlenmelerini önler, bununla birlikte biraz nane ile kaynattığınız limonu içerseniz mide bulantınızın çok kısa sürede geçmesi sizi rahatlatacaktır. Bu karışım, eğer kusmanız varsa bunu keser ve safrayı geçirir.

    Böbrek Tıkanıklığını Geçirir
    Limon, böbrek tıkanıklıklarının geçmesine, böbrek ve mesanedeki taşların düşmesine yardımcı olduğu gibi karaciğer rahatsızlıklarında da limon suyundan istifade edebilirsiniz.

    Bir Öneri
    Pişireceğiniz tavuk yemeklerini kısık ateşte ve ince dilimlenmiş bir limonun tamamını yemeğin içine katarak yaptığınız yemeğin lezzetinin bir kat daha arttığını göreceksiniz.
    Sivilceleri kurutup cildi güzelleştirdiğini de ekleyerek limon bahsini kapatalım.




    tamtip.com

    kartanesi74
    Yetişkin
    Yetişkin

    Kayıt tarihi: 27/01/08
    Kadın
    Mesaj Sayısı: 193
    Burç Sembolü: Balık / 20 Şubat -  20 Mart
    Yaş: 44
    Mesleği: Evhanımı
    Medeni Durumu: Evli
    Çocuk Sayısı: 3
    Eğitim Durumu: Lise
    Yaşadığı Şehir / Ülke: istanbul
    Resim Resim:
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi: ---
    Site Puanı Site Puanı: 5
    Rep Puanı Rep Puanı: 4

    yok Geri: Sağlığınıza yarayan Sebze ve Meyveler

    Mesaj tarafından kartanesi74 Bir Cuma 07 Mart 2008, 7:08 pm

    Portakal

    Soğuk kış günlerinin bu sıcak renkli dostunu mutlaka sofralarımızda ağırlamamız gerekiyor. Onsuz geçen bir kış mevsimi neredeyse boşa geçmiş demektir. Bakın portakalı tanıdığınızda bana hak vereceksiniz.
    Yemesi bir yana kendi adına bir renk sahibidir portakal. Hele kabuklarını soba veya kalorifer üzerine koyup kokusu odaya yayıldığında bir bahçeye girmiş gibi olursunuz.
    Portakalda P, A, C, D ve B vitaminleri ile kalsiyum, fosfor, demir, sodyum, magnezyum ve protein bulunur.
    Hani hatırlarsanız mandalinadan bahsederken portakala atıfta bulunmuş ve bu konuya portakalı anlatırken yeniden döneceğimizi yazmıştım. İşte şimdi portakalı anlatırken siz de onu mandalina ile mukayese edin ve her iki meyve söz konusu olduğunda tercihinizin neden portakal olması gerektiğini sebepleri ile birlikte tespit edin.

    P Vitamini = Portakal
    Nadir gıdalarda bulunan P vitamini sayesinde portakal vücudumuzdaki damarların yumuşak kalmasını sağlar.
    Damar sertliği ve kireçlenmeyi önler; varislerin iyileşmesinde de oldukça önemli yarar sağlar.

    Karaciğerimizin Dostu
    Portakal karaciğeri en vücut için en uygun düzeyde çalıştırır ve safra ifrazatını artırır.

    Portakal Kabuğu Reçeli Yapın, Çünkü;
    Portakal kabuğu reçeli çok etkili bir şifa kaynağıdır. Portakal kabuğunda bulunan kendisine özgü esans karaciğerle birlikte mide ve bağırsakları da çalıştırır. Gazı önler, bağırsaktaki kokuşmayı ve vücudun zehirlenmesini engeller. Ayrıca kabızlık çekenler sabahları birer kaşık portakal kabuğu reçelini düzenli olarak yemelidirler, bu onlara şifa olacaktır.

    Sizlere yeri gelmişken bir portakal kabuğu reçeli tarifi verelim efendim, şifa olmasını niyaz ederek:
    10 adet yafa portakal
    5 su bardağı şeker
    2 su bardağı su
    1 çay kaşı kadar limon tuzu veya 1 çorba kaşığı limon suyu..
    Portakalları yıkadıktan sonra üzerlerini hafiften kazıyın. Bıçakla portakalın kabuğunu dört parça şeklinde soyun. Uzunlamasına sıkıca rulo yapın ve yorgan iğnesi yardımı ile ipe dizin. Bu kabukları içinde bol su olan tencereye koyup yumuşayıncaya kadar pişirin.
    Kabukları sudan çıkarttıktan sonra üç gün boyunca her gün suyunu değiştirerek acılığını giderin.
    Ayrı bir kapta su ve şekeri kaynatarak uygun kıvamda bir şerbet yapın. Hazırlanmış kabukları ipinden çıkarıp suya atın. Reçel kıvama gelince üzerine limon tuzunu eritip veya limonun suyunu dökün. İki taşım kaynatıp kaldırın. Soğuduktan sonra kavanozlara alın.

    Sporculara Portakal
    Portakal, vitaminleri ve kolayca kana karışan şekeri sayesinde sporculara enerji sağlar.
    Bununla birlikte portakalın içinde bulunan asitler ve mineraller hastalar için özellikle şeker hastaları için tam bir besin ve ilaç görevi görürler.

    Portakal Rejimi
    Ölçüyü ihtiyaca göre artırarak şu yöntemi uygulayabilirsiniz:
    Yarım litre suya bir portakal ve üç limon kabuklarıyla beraber ince ince doğrayın. 10 dakika kaynatın. Bir yemek kaşığı bal ilave edin. Biraz daha kaynattıktan sonra soğumaya bırakın ve günde üç bardak kadar için

    Portakal Kabuğu Yalnız Reçel Mi?
    Hayır. Portakal kabuklarını kurutun ve mutfak robotunda çekin. Pasta ve sütlü tatlılarınız için lezzetli bir yardımcı edinmiş olacaksınız.
    Mutfakta kısa süre yakacağınız portakal kabuğu mutfağa sinmiş kötü kokuları giderecektir.
    Eldiven, çanta, ayakkabı gibi deri eşyalarınızı önce portakal kabukları ile ovun. Sonra kuru bir bezle silerseniz, ilk günkü gibi parlayacaklardır.

    Muhallebi Tabağı
    Misafirleriniz için, kendiniz için.. Kişi başına bir portakal hesabı yaparak muhallebi tabağı yapın. Çok kolay.
    Portakalların baş kısmını domates dolması yaparken çıkardığınız gibi kesip çıkartın. İçini boşaltın. Çıkan içi, vitaminleri ölmeden ya siz yiyin ya da evdekilere ikram edin. Yaptığınız muhallebileri içini boşalttığınız bu portakal kabuklarının içine doldurun. İşte size muhallebi kabı. Ayrıca ince bir şekilde kestiğiniz portakal kabuklarıyla bu kapları sepet haline de getirebilirsiniz, istediğiniz biçimde süsleyebilirsiniz. Afiyet olsun. Çok şık ve estetik bir muhallebi tabağı oldu değil mi. Sanırım çocuklarınız muhallebiyi bu tabakta daha bir zevkle yiyeceklerdir.

    Fazla İlaç Kullananlar
    Fazla ilaç kullanıp organlar yorulduğunda portakal iyi bir destek besinidir.
    Kanın pislenmesinde, zehirlenmesinde, cildin sivilcelerle kaplanması halinde yapacağınız portakal kürü kanınızın zararlı maddelerden temizlenmesini sağlayacaktır.
    Bunun için sabahları iki portakal yemeli ve öğleye kadar başka hiç bir şey yememelisiniz. Daha sonraki öğünlere kendiniz istediğiniz besinlerle (şarküteri ve katkı maddeli besinler hariç) ayarlayabilirsiniz. Bir haftalık bu portakal kürü vücudunuzdan toksinlerin atılması için yeterli olacaktır.

    Kırkından Sonra
    İnsanlar yirmi yaşına kadar ve kırk yaşından sonra mide salgıları kafi gelmemeye ve hazım güçlüğü çekmeye başlarlar. İşte bu durumda yemeklerden sonra yenilecek bir portakal hem mideyi düzenler ve hazmı kolaylaştırır, hem de sahip olduğu asitli maddelerle ağızdaki mikropları öldürür.

    Kanımız Koyulaştığında
    Portakal yemeliyiz, çünkü kan koyulaştığında içinde pıhtıcıklar oluşur. Bu pıhtılar kalp krizi, egzama, saç dökülmesi, el ve ayaklarda uyuşma, baş dönmesi gibi rahatsızlıklara sebebiyet verir. İşte portakal kanın durulmasını sağlayarak bu pıhtılaşmanın önüne geçer.
    Pipetle de Olsa Hastalara Mutlaka Portakal Suyu Verin
    Hastalıkları sebebiyle bir şey yemeyen hastalar, ateşli hastalıklara maruz kalanlar, nekahet dönemini çabuk atlatmak isteyenler mutlaka taze sıkılmış portakal suyu içmelidirler. Bu su komple bir gıda vazifesi görür ve hastanın çabuk iyileşmesini sağlar.
    Sakın unutmayın; portakal suyunun içine asla tatlandırıcı bir şey katmayın.

    Tansiyon Problemi ve Portakal
    Tansiyon problemi olanların günde bir adet olmak üzere düzenli bir şekilde mutlaka portakal yemeleri gerekir.

    Portakal Yağı
    Portakal yağı ağrıların giderilmesinde oldukça yararlıdır. İlacınızı kendiniz yapmak isterseniz işte size basit bir portakal yağı tarifi:
    Portakalın kabuklarını iyice yıkayın. Fazla parçalamadan dilimlere ayırın ve tamamını susam yağının içine katın. İki hafta kadar güneşin altında bekletin. Elde ettiğiniz bu yağ haricen kullanabileceğiniz bir ağrı kesici vazifesi görecektir. Bunun için yağı ağrıyan yerlerinize masaj yapar gibi yedirerek sürün

    Sandığa da Portakal
    Portakal da lavanta gibi sandıklara konulur. Kabukları kurutup sandıklara, çamaşır dolaplarına koyun. Bu, haşaratın çamaşırlarınıza zarar vermesini engeller. En iyi olanı ise hem lavanta hem de portakal kabuğunu birlikte koymaktır.

    Bol C Vitamini
    Kış aylarında insana musallat olan grip, nezle, soğuk algınlığı gibi hastalıklarda portakal yemek vücudunuzun korunma gücünü artırır.
    Bu gibi durumların başınıza gelmesini beklemeden,siz portakal suyu içmeye başlayın.
    Ayrıca Portakalın;
    Spazm çözücü,
    Kolesterolü düşürücü,
    Sinirden kaynaklanan öksürükleri giderici,
    Parazit düşürücü etkisi olduğunu da unutmayın.

    Bunlara Dikkat Edin
    Mide hastalıklarından şikayetçi olanlar tatlı portakalları tercih etmeli ve portakal yemek hususunda aşırıya kaçmamalıdırlar




    http://www.kahvecim.8m.net/bitkiler/p.htm

    kartanesi74
    Yetişkin
    Yetişkin

    Kayıt tarihi: 27/01/08
    Kadın
    Mesaj Sayısı: 193
    Burç Sembolü: Balık / 20 Şubat -  20 Mart
    Yaş: 44
    Mesleği: Evhanımı
    Medeni Durumu: Evli
    Çocuk Sayısı: 3
    Eğitim Durumu: Lise
    Yaşadığı Şehir / Ülke: istanbul
    Resim Resim:
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi: ---
    Site Puanı Site Puanı: 5
    Rep Puanı Rep Puanı: 4

    yok Geri: Sağlığınıza yarayan Sebze ve Meyveler

    Mesaj tarafından kartanesi74 Bir Cuma 07 Mart 2008, 7:10 pm

    Brokoli

    [size=14]Aşağıdaki makale yurtdışında çalışmış (Avusturya) bilim adamlarımızdan Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu 'nun Brokoli' nin prostat ve üriner sistem hastalıklarının tedavisinde kullanılması hakkında İngilizce ve Almanca olarak yayınlanan makalesinden Türkçe' ye uyarlanarak ve sadeleştirilerek tercüme edilmistir.



    Brokoli Gerçeği

    Yaklaşık 30 yıldan beri yurt dışındaki ve yurt içindeki araştırmacı çalışmalarım; 11 yıldır üzerinde çalıştığım Brokoli gerçeğine beni bitkilerin şifalı gücüne inanmam ve Avrupada bu tür çalışmalara daha önem verilmesiyle başlamıştır. Tıpbın gücüne inanan ve bu gücün yeni buluşlarla güçlenip, insanlıga yeni hizmetlerle gelineceğini bilen bir düşünceyle Brokoli araştırmalarıma başladım. İyi huylu prostat büyümesi (BPH), prostatitis (prostat) ve kronik idrar yolları enfeksiyonu, bugün dünya insanlarının (1.350.000.000) büyük bir problemidir. Böylesine bir problemin kimyasal (ilaç) yöntemleriyle veya ameliyat yaklaşımıyla çözülemeyeceği inancında değilim.Bu yöntemlerin yetersiz veye etkisiz kaldığı durumlarda Brokoliyi mutfağımızdan sağlığımıza taşımayı amaçladım. Brokoli üzerine araştırmalarımı bazı televizyon kanallarında ve yazılı basında açıkladım. İnsanların bu konuya sahip çıkacağını ve pek çoğunun şifa bulacağını bilmekteyim. Görsel ve yazılı medya insanların hayatının bir parçası olmuştur. Ben 11 yıllık çalışmamı açıklarken bunun laboratuarlardan ve üniversitelerden insanlara ne kadar ulaşacağından endişeliyim. Bu düşüncelerime ve bilimsel görüşlerime sahip çıkan Almanya ve Amerika, Medikal Forumlarında Brokoli tedavisi üzerine Web sayfası açarak kendilerine yardımcı olmamı talep etmişlerdir. Bu taleplerini gerek bilim adına gerekse de insanlığa hizmet adına kabul ettim. Almanya Medikal Forumda ve Amerikada Prostatitis Foundation Forumda adıma WebSayfası açıldı. Dünyada, brokoliyi prostat tedavisinde ilk uygulayan bir bilim adamı olarak ülkem adına gurur duymaktayım.

    Brokoli memleketimize son bir kaç yıldan beri girmiş bir sebzedir. Roma imparatorluğu döneminde esas yetiştirildiği bölgelerden bir tanesi de Akdeniz sahilleri idi. Özellikle Amerika ve Avrupada ençok tüketilen sebzeler arasındadır. Amerikada brokoli tabletleri satılmaktadır. Ancak, bu tabletler Prostat şikayetlerine karşı etkin değildir. Bu tabletler, 3-4 günlük brokoli tohumlarının filizlerinden elde edilmektedir. Brokoli sebzesinden elde edilmemektedir.

    Brokoli her insanın mutfağından sağlığına taşıyabilecegi ve hazırlanması en kolay bir sebzedir.

    Brokoli içerdiği maddeler açısından insan sağlığı üzerinde çok faydalıdır. Vitamin değerleri açısından; A, E ve C vitaminlerini içermektedir. İçerdiği flavonoidler bakımından bağışıklık sistemimizi güçlendiren bir özelliğe sahiptir. Antibiyotik özelliğe sahip olan brokoli, bu yönüyle prostatitis'e (prostat enfeksiyonu) karşı çok etkindir. Hiç bir antibiyotik yoktur ki bağışıklık sistemimizi zayıflatmasın. İşte brokolinin önemi bu noktada ortaya çıkmaktadır; aynı zamanda hem bağışıklık sistemimizi güçlendirmekte hemde antibiyotik vazifesi görmektedir. Bir noktayı hemen belirtmekte büyük fayda görüyorum. Genel olarak antibiyotikler, insan hayatı için hayati önem taşıyan, vazgeçilmez ilaçlardır. Brokoli, meme, prostat, bağırsak ve idrar kesesi kanserlerine karşı güçlü bir koruyucudur. Amerikada özellikle bu kanser türlerine karşı brokolinin içerdiği bazı maddeler (sulforafen vs) zenginleştirilerek kanser tedavisindede başarı ile kullanılmaktadır. Brokoli içerdiği bazı indol ve indol türevleri (bitkisel hormonlar) açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Bu sayede vücudumuzdaki hormon dengesini ayarlayıcı özelliğe sahiptir. Yine Amerikada bazı klinikler menopoz dönemindeki bayanlar için östrogen hormonunun düzenli çalışması için brokolideki bitkisel hormonlardan yararlanmaktadırlar. Brokolinin kendine özgü olan selülozik yapısı (lifli yapı) bağırsaklarda oluşan toksinlerin uzaklaştırılmasında (toksin atıcı) ve alınmış olan ağır metallerin emilmesinde büyük rol oynamaktadır. Brokolinin bu lifli yapısı dışkının düzenli bir şekilde dışarı atılmasını sağlar. Kabızlığı önleyicidir. ugün dünyada üzerinde en çok araştırma yapılan sebzelerde; beyaz lahana, turp, domates, brokoli ve havuç en ön sırayı almaktadır.

    Brokolinin Gücü

    Brokoli, prostatitis, iyi huylu prostat büyümesi (BPH) ve idrar yolları enfeksiyonuna karşı önleyici ve tedavi edici güce sahiptir. Brokolinin şifalı gücünden istifade edebilmek için mutlaka kullanma şekline uymak zorundayız. Kullanma şekli bir KÜR olarak yapılmalıdır. Aksi taktirde haftada bir kaç defa tüketmenin sadece besin değerleri açısından faydası vardır.

    Sebze olarak Brokoli; A, C, E ve Karotin vitaminleri bakımından oldukça zengindir. Brokoli, klinik deneylerle (Almanca, İngilizce ) kanıtlanmış özellikle prostat ve meme kanserine karşı etkin 5 farklı koruyucu madde içermektedir. Bunlardan en güçlü olanı sulforafen dir. Prostat rahatsızlıklarının kansere dönüşmesinde brokoli güçlü bir önleyicidir. Bu görevini içerdiği myrosinaz enzimi yardımıyla sağlamaktadır. Brokoli indol bakımından oldukça zengindir. İndoller bitkisel hormonlardır. Brokolide bulunan bazı indollerin özelliği, hormon dengesini sağlamaktır. Meme kanserinin oluşumunda hormon dengesizliğinin rol oynadığı gerçeği klinik deneylerle kanıtlanmıştır. Brokoli bağışıklık sistemimizi güçlendiren 5 tane etkin madde içermektedir. Brokoli bununla da kalmayıp aynı zamanda antioksidan dır. Yani hücre zarlarına (membran) ve hücre DNA sına zarar veren serbest radikalleri nötralize (zararsız hale getirmek) etmektedir. Hücre DNA sını bozabilen serbest radikaller bu özelliklerinden dolayı kanserojendirler. Brokoliye antioksidan olma özelliğini kazandıran quercetin ve kaempherol maddelerini içermesidir. Quercetin, Prostatitis tedavisinde kullanılan ve bitkilerden elde edilen bir maddedir. Brokoli lifli bir yapıya sahip olduğundan, bağırsaklardaki ağır metalleri, safra asidi fazlasını sünger gibi emerek oldukça hızlı bir biçimde dışarıya atılmasını sağlar. Brokoli, bu özelliğinden dolayı hem toksin atıcı hemde bağırsak sistemini düzenleyicidir.

    Çimlenmiş Brokoli Tohumları: Çimlendirilmiş Brokoli tohumları sebze olarak kullanılan Brokoliye göre ; ortalama 50 kat daha fazla sulforafen içerirler ve Sulforafen Phase II enzimlerini aktive ederek kansere, mutasyona ve serbest radikallere karşı harekete geçirirler. Amerikada, çimlendirilmiş Brokoli filizlerinden (broccoli sprouts) tabletler yapılmakta ve satılmaktadır.

    Prostatitis (Prostat Enfeksiyonu)

    Prostat enfeksiyonunun iki şekli olduğu tıp otoriteleri tarafından savunulmaktadır. Bunlardan birincisi bakteriyel Prostatitis (bakteriyel prostat enfeksiyonu), ikincisi ise non-bakteriyel prostatitis (bakteriyel olmayan prostat enfeksiyonu) dur. 1998 yılında bir grup Amerikalı ve Kanadalı bilim adamı, 1 Aralık 1998 tarihinde Journal of infectious Urology dergisinde yayınladıkları makale de bakteriyel olmayan prostat enfeksiyonunun gerçekte bakteriyel prostat enfeksiyonu olduğunu kanıtlamışlardır. Bakteriyel-Biyofilm teorisi ile açıkladıkları bu prostat enfeksiyonunu tedavi etmek daha da zor görünmektedir. Genel olarak prostat enfeksiyonunu Antibiyotiklerle tedavi etmek çoğu zaman mümkün olamamaktadır. Bunun nedeni de antibiyotiklerin, prostatın içine kadar girememesidir. Genel olarak bir enfeksiyonun başarı ile tedavi edilebilmesi için bağışıklık sistemininin de güçlü olması veya güçlendirilmesi gerekmektedir.

    Prostatis de Brokolinin Fonksiyonu

    Brokoli aynı anda iki özellik birden göstermektedir. Birincisi bağışıklık sistemini güçlendirmesi, ikincisi ise antibiyotik (anti-inflammatory effects of antibiotics) özelliğe sahip olmasıdır. Güçlü bir bağışıklık sistemi enfeksiyonlara karşı daha güçlü demektir. Halbuki antibiyotikler bağışıklık sistemimizi zayıflatırlar. Bu nedenle antibiyotik kullananlar beraberinde çoğu kez vitamin alarak veya sağlıklı ve dengeli beslenerek bağışıklık sistemilerini güçlendirmeye çalışırlar. Ancak, alınan antibiyotiklerin çoğu bağırsak florasını etkilediklerinden, vitaminlerin, kofaktörlerin, minerallerin ve besinlerden gelen bazı etkin maddelerin emilmesine engel olabilmektedirler. Brokoli giriş kısmında bahsedildiği gibi bağışıklık sistemini güçlendirmekte ve içerdiği pseudoantibiyotik özellikli etkin maddelerle prostatitis' e karşı etkin rol oynamaktadır.

    İyi huylu Prostat büyümesi (Benigne ProstateHyperPlasie) = BPH

    Genel olarak prostat, 40-50 yaşları arasındaki erkeklerin % 43 'ünde görülmekte, 50 yaş ve yukarısında %60 lara kadar çıkmaktadır. Dünya sağlık teşkilatının verilerine göre 185.000.000 erkek bu rahatsızlıktan şikayet etmektedir. Prostat büyümesin sebebi olarak bir çok teori öne sürülmektedir. Bunlardan en önemli iki tanesi beslenme ve hormonal düzenle ilgilidir. Beslenme her ne kadar önemli bir sav ise de, Testosteron hormonunun bu rahatsızlığa neden olduğu teorisi ağırlık kazanmaktadır. Erkeklerin testislerinde (haya) oluşan Testosteron hormonu (TH), belirli yaşlardan sonra prostat bezine (kestanecik) ulaşamamaktadır. Prostatı bezinin salgılama görevini yapabilmesi için TH 'na ihtiyacı vardır. TH 'nun prostat bezine ulaşamaması sonucunda prostat bezi büyümeye başlamaktadır. Bu büyüme sonucunda prostat bezi idrar kanallarına baskı oluşturarak belirli şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

    Bunlar

    sık sık idrara çıkma (geceleri dahil)

    idrarını tutamama, idrar yaparken zorlanma

    idrar yaparken çatallanma

    idrar yaparken yanma

    idrar torbasını tamamen boşaltamama (miksiyon)

    idrar yaptıktan sonra damlama

    gibi şikayetlerdir. Bu şikayetler doğrultusunda idrar kesesi her defasında tam boşalamadığından bakteriyel enfeksiyonlara da neden olabilmektedir. Bunun sonucunda da idrar yolları enfeksiyonunları bu rahatsızlığa paralel olarak gelişmektedir. Prostat büyümesinin neden olduğu olumsuz etkilerden bir tanesi de erkekte cinsel isteksizliğe ve iktidarsızlığa neden olmasıdır. Cinsel isteksizlik, Prostatitis hastalarında da ortak bir olgudur.

    kartanesi74
    Yetişkin
    Yetişkin

    Kayıt tarihi: 27/01/08
    Kadın
    Mesaj Sayısı: 193
    Burç Sembolü: Balık / 20 Şubat -  20 Mart
    Yaş: 44
    Mesleği: Evhanımı
    Medeni Durumu: Evli
    Çocuk Sayısı: 3
    Eğitim Durumu: Lise
    Yaşadığı Şehir / Ülke: istanbul
    Resim Resim:
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi: ---
    Site Puanı Site Puanı: 5
    Rep Puanı Rep Puanı: 4

    yok Geri: Sağlığınıza yarayan Sebze ve Meyveler

    Mesaj tarafından kartanesi74 Bir Cuma 07 Mart 2008, 7:10 pm

    BPH de Brokolinin Fonksiyonu

    Brokoli, içerdiği bazı indol derivatları ve mediyatörler vasıtasıyla biyosentez mekanizmasını harekete geçirerek Testosteron Hormonunun Prostata ulaşmasını sağlamaktadır. Böylece Prostat normal salgılama fonksiyonlarını yavaş yavaş yerine getirmeye başlamaktadır. 21 günlük Brokoli Kürü neticesinde BPH (İyi huylu prostat) hastaları daha 2-3 gün içerisinde idrara bağlı şikayetlerinin nasıl azaldığını görebilmektedirler. Brokoli Kürünü yapan erkeklerin hemen hemen hepsi cinsel isteksizliklerinin önemli ölçüde ortadan kalktığını söylemektedirler. Tabiki hastalığın seyrine göre 21 günlük başlangıç kürü yeterli olmayabilir. Uzun yıllardır iyi huylu prostat büyümesi rahatsızlığı olanlar ( 6-7 yıl) bir kaç ay sonra şikayetlerinin tekrar başladığını göreceklerdir. Bu durumda sadece bir haftalık Brokoli Kürü nün uygulanması yeterli olabilmektedir. Kısaca her BPH hastası kendisini bilir. İyi huylu Prostat büyümesine yeni yakalanmış olanlar 21 günlük Brokoli Kürü ile enaz 10 - 11 ay rahat edebilmektedirler. Daha sonra bir haftalık kür ile tekrar uzun zaman rahat edebilmektedirler.

    Prostatitis ve BPH hastalarının, kür boyunca kesinlikle acı biber, alkol ve kahve tüketmemeye (nescafe ve türk kahvesi) ve de hayvansal yağlardan uzak durmaya özen göstermeleri gerekmektedir. Beslenmede BPH ya neden olan etkenlerin başında hayvansal yağlar gelmektedir. BPH hastalarının genelde gün boyu bol su tüketmeleri hekimlerin önerileri arasındadır.

    Brokolinin Kullanılış Şekli

    Bu yardımcı tedavi şekline başlamadan önce mutlaka bir hekime gittiğinizi kabul ediyoruz. Kesinlikle bir hekime gitmeden prostat şikayetlerine iyi geliyormuş düşüncesiyle hareket ederek, brokoli kür tedavisini uygulamayınız. Mutlaka hekime gidiniz ve teşhisinizi koydurunuz. Eğer konulan teşhis; Prostatitis veya BPH ( iyi huylu Prostat büyümesi) veya idrar yolları enfeksiyonu ise bu taktirde brokoli kür tedavisini çekinmeden bir yardımcı tedavi olarak uygulayabilirsiniz. Brokoli'nin yan tesiri yoktur ve ilaçlarlada etkileşmesi söz konusu değildir. Ancak brokoliye karşı alerjisi olanların bu tedaviyi uygulamamaları gerekir. Genel bir kural olmamakla beraber, süte karşı alerjisi olanların % 25 oranındada brokoliye karşıda alerjileri olduğu gözlenmiştir. Hekiminizin size verdiği ilaçları alarak, Brokoli tedavisini de bir yardımcı ve önleyici tedavi olarak uygulayabilirsiniz.

    En az 250 gram Brokoliyi 1 litre suda ağzı kapalı olarak hafif ateşte 5-6 dakika pişiriniz. Suyunu ılttıktan veya soğuttuktan sonra,yarısını sabah diğer yarısını da akşam yemeğinden 20 dakika önce aç karına içiniz. Brokoli suyunu çtikten sonra 20 dakika su hariç hiç bir şey yemeyiniz ve içmeyiniz. Pişirdiğiniz brokoliyi de öğleyin yemeğinizin yanında salata olarak yeyiniz. Bu işlem 21 defa uygulanacak ve Brokoli suyu hergün taze olarak hazırlanacaktır. Yani bu küre 21 gün devam edilecektir.

    Brokoliyi pazarlarda, manavlarda ve bazı süpermarketlerde taze veya dondurulmuş olarak bulabilirsiniz. Brokoliyi alırken taze ve sararmamış olduğuna dikkat ediniz. Eğer Brokoloyi fazla miktarda aldıysanız, 250 gramlık porsiyonlar halinde yıkamadan mutlaka buzdolabınızın buzluk kısmında saklayınız. Günlük ihtiyacınızı hergün buzluktan alıp, yıkayıp hazırlayınız.



    Hazırlanması ve Kullanılması :

    Bitkinin hem odunsu saplarını hem de çiçekli bölümlerini kullanabilirsiniz. En az 250 gr, en fazla 500 gr brokoli 1 litre suyla agzı kapalı bir kapta 5 dakika kaynatılır. Süzülüp bir başka kaba alınan brokoli suyunun yarısı sabahları aç karnına diger yarısı da aksamları yine aç karnına içilmelidir (ılık veya soguk). Hazırlanan 1 lt su aynı gün tüketlimeli ve ertesi gün için yenisi hazırlanmalıdır.Brokoli suyu içildikten sonraki 20 dakika boyunca su hariç hiç bir sey yenilip içilmemelidir. Aynı zamanda ögle yemeklerinde de haşlanmış brokoli yenmesinin bir çok avantajları vardır. Bu uygulama 1 hafta boyunca her gün yapılmıs olacaktır. Her 7 günden (1 Hafta) sonra 3 günlük bir ara verilmelidir. Bu işleme 21 gün (3 hafta) devam edilmelidir (3 'er günlük aralar hariç)

    NOT: 1 lt su için 250 gr'dan fazla kullanılan brokolinin etkisi artar fakat 500 gr'dan fazlası da gerekmez.

    1-2 yıllık prostat hastaları için 21 günlük brokoli kürü yeterlidir. 21 günlük brokoli kürünü tamamlayan hastalar belki 5-6 ay sonra tekrar bir rahatsızlık hissedebilirler. Böyle bir durumda sadece 10 günlük bir brokoli kürü yeterli olacaktır.

    Uzun bir süreden beri prostat rahatsızlıgı olan hastalar (4 yıldan fazla) için 21 günlük brokoli kürü rahatsızlıklarını geçici bir süre gidermek için yardımcı olacaktır. Bu durumdaki hastalar 45 gün brokoli kürü uygulamalıdırlar.(Yine aynı şekilde her 7 günden sonra 3 gün ara vererek)

    Brokoli Kürü Esnasında Dikkat Edilmesi Gerken Hususlar:

    Brokoli kürü (tedavisi) boyunca, baharat ve baharatlı yiyecekler kesinlikle yasaktır ve her çesit kahve ile hayvansal yaglardan da kaçınılması gerekir.

    Brokoli Tedavisi Esnasında ve Sonrasında Beklenen Sonuçlar:

    Sertleşme problemlerinin düzelmesi (Erectile dysfunctions)

    İdrar yapma zorluklarında düzelme

    Meni miktarının artması

    Kısırlığın giderilmesi

    Yaşam kalitesinin normallestirilmesi

    Urogenital sistemden (Böbrek, prostat, mesane vs.) patojen mikropların temizlenmesi

    PSA 'nın düşürülmesine katkı (Prostate Specific Antigen)

    Genito-Urinary sistemdeki spazm ve kramplar için fayda



    Brokoli, kür esnasında eş zamanlı olarak aşağıdaki faydaları da sağlar:

    Kolesterol seviyesinin düşürülmesi

    Bağırsak hareketlerinin düzenlenmesi

    Kan basıncının ayarlanması

    Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi

    Kaynatılmış Brokoli Kullanmamızın Sebebi Nedir?

    Taze veya kaynatılmamış brokoli,harekete geçirilmemesi gereken (aktif hale gelmemesi gereken) bazı enzimler içerir. Bu enzimleri etkisiz hale getirmenin en basit yolu, brokoliyi 5 dakika su içinde kaynatmaktır. 5 dakikalık bir kaynatma sonucunda bu enzimler etkisiz hale geleceklerdir. Eğer bu enzimler etkisiz hale getirilmezlerse brokoli, BPH (Iyi huylu prostat büyümesi), prostat ve genel olarak idrar yolları enfeksiyonlarından müzdarip olanlara başarılı bir sekilde tedavi yapmayacaktır. Brokoli çok önemli bilesikler içerir. Bu bilesikler sadece sözkonusu enzimler etkisiz hale getirildikleri zaman, prostat, BPH ve idrar yolları enfeksiyonu hastalarını tedavi edebilirler. Eger bu yapılmazsa brokolinin içerdigi enzimler, brokolinin bu hastalar üzerindeki etkisini azaltıcı farklı reaksiyonlara başlarlar.

    Sık Sorulan Sorular:

    Soru 1: 21 günlük kür süresine 3 günlük dinlenme süresi dahil mi? Hayvansal yaglardan kaçınılmasını öneriyorsunuz, bu hiç balık, tavuk, et ve hatta peynir yenmemesi anlamına mı geliyor? Neler yiyebilecegimize örnekler verir misiniz?

    Cevap 1: 21 günlük tedavi süresi 3 günlük dinlenme süresini kapsamamaktadır. Izgara ile pisirilmis tavuk ve balık yiyebilirsiniz fakat tereyagı, iç yagı ve bunlarla pisirilmis yiyecekleri yememelisiniz. Düsük yaglı diyet peynirleri de yiyebilirsiniz. Baharat ve baharatlı yemeklerden ve her ne çesit olursa olsun kahveden (kafeinsiz olsa bile) uzak durmalısınız. Bitkisel sıvı yagları tercih etmeli ve margarin kullanmamalısınız.

    Soru 2: Brokoliyi günde 1 kez mi yoksa 2 kez mi kaynatıyoruz? 1 lt için günlük brokoli miktarı ne kadardır ?

    Cevap2: Sadece 1 kez kaynatıyorsunuz. Sabahleyin 250 gr la 500 gr arası brokoliyi 1 lt suyla agzı kapalı bir tencerede kaynatıyorsunuz. Yarısını sabahleyin aç karnına diger yarısını da aksam yemeginden önce içiyorsunuz. Brokoli suyunu içtikten sonra 20 dakika boyunca su hariç hiç bir sey yemiyor ve içmiyorsunuz. 20 dakika sonra kahvaltınızı veya aksam yemeginizi yiyebilirsiniz. Brokoliyi 5 dakikadan fazla kaynatmamalısınız.

    Soru 3: Kaynatacagımız brokoli odunsu saplardan mı yoksa bitkinin çiçekli bölümlerinden mi olusuyor ?

    Cevap 4: 250-500 gr 'lık günlük kür için bitkinin her iki bölümünü de kullanabilirsiniz :

    Soru 4: Brokoliden kaçınıyorum, çünkü doktorum onun prostatımı azdıracak bazı kristalizasyonlara sebep olabildigini söyledi. Doğru mu ?

    Cevap 4: Tam tersine, brokoli tedavisi kristalizasyonu önlüyor. Brokoli tedavisi (kürü) kristalizasyona sebep olamaz. Brokoli kürünü binlerce hasta üzerinde test ettik. Bu kürü uygulayan hastalardan bazıları da özellikle prostat taşlarını yok etmek ve mesanedeki kristalleşmeyi gidermek amacıyla kullananlardı.

    Soru 5: Diger seyleri de yememize izin veriliyor mu ? Yoksa 7 gün boyunca sadece brokoli yiyip brokoli suyu mu içecegiz ?

    Cevap 6: Elbette normal olarak diger seyleri de yemenize izin veriliyor. Fakat kahve vs. gibi kısıtlamalar var.

    Basında Brokoli

    Ayrıntılı bilgi için isaracoglu@superonline.com veya saracoglu@lycos.com adreslerine e-posta gönderebilirsiniz.

    Şifalı Bitkilerin Kullanım Biçimleri

    Diğer Doğal Ürünler

    Diğer Şifalı Bitkiler[/size]


    Referanslar:

    1-http://prostatitis.org/broccindex.html

    2-http://prostatitis.org/broccfaq.html

    3-http://prostatitis.org/broccboiled.html

    4-http://prostatitis.org/methods.html

    5-http://www.medizin-forum.de/prostatitis/broccoli-kur-d.html

    6-http://www.prostatitis.org/earlyjune99/Broccoli%20Treatment%20(TRANSLATIO)

    7-http://members.xoom.com/iasaracoglu/index.htm

    8-http://members.nbci.com/iasaracoglu/index.htm 8-http://members.nbci.com/iasaracoglu/index.htm (İngilizce ve Türkçe olarak Konu hakında e-mail'ler)

    9- Prof.Dr.Ibrahim Adnan Saraçoğlu, "Bitkilerdeki Sağlık Mucizesi", Boyut Matbaacılık, İstanbul, 2002



    http://www.bitkisel-tedavi.com/brokoli.htm

    kartanesi74
    Yetişkin
    Yetişkin

    Kayıt tarihi: 27/01/08
    Kadın
    Mesaj Sayısı: 193
    Burç Sembolü: Balık / 20 Şubat -  20 Mart
    Yaş: 44
    Mesleği: Evhanımı
    Medeni Durumu: Evli
    Çocuk Sayısı: 3
    Eğitim Durumu: Lise
    Yaşadığı Şehir / Ülke: istanbul
    Resim Resim:
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi: ---
    Site Puanı Site Puanı: 5
    Rep Puanı Rep Puanı: 4

    yok Geri: Sağlığınıza yarayan Sebze ve Meyveler

    Mesaj tarafından kartanesi74 Bir Cuma 07 Mart 2008, 7:12 pm

    BROKOLİ

    Özellikleri: Prostatit
    ● iyi huylu prostat büyümesi
    ● gırtlak-, yemek borusu- ve prostat kanserini önleyici ● hormon dengeleyici
    ● idrar yolları enfeksiyonu
    ● mide ülserine karşı
    ● antioksidan


    Brokoli üzerinde en fazla ve en uzun çalışma ve araştırma yapmış olduğum bitkilerden bir tanesidir. Brokoli üzerindeki çalışmalarımın sonuçlarını Türk Televizyonu kanallarında ilk defa Mart – Nisan 1999 yılında memleketimde açıkladım. Bu açıklamayı yaparken karşımdaki bilim adamı bir farmakoloji uzmanı idi. Bana canlı yayında aynen şöyle demişti: “çok güzel bir yemek tarifi verdiniz”. Böyle bir cevap memleketimdeki bilim adamlarının ve hekimlerinin şifalı bitkilere karşı olan genel bir tavrını göstermeye yetmişti. Fakat, bu olay beni hiçbir şekilde olumsuz etkilememiştir. Çalışmalarıma devam ettim. Internet üzerinden Avrupa ve Amerika’da üniversiteler ve medical forumlar ile irtibata geçtim. İnternet üzerinden hasta ve hekimler ile karşılıklı olarak yapmış olduğum tartışmaların sonucunda, bir ay sonra mayıs 1999 yılında Almanya’da Medikal Forum “Prof.Saracoglu yöntemi ile Prostatit Tedavisi” adı altında İnternette Web Sitesi açmıştır. Aynı şekilde temmuz 1999 tarihinde Amerika’da St.John Üniversitesi bu alanda en büyük tartışmayı başlatmıştır. Yine Amerika’nın ve dünyanın en büyük prostat vakfı Haziran 1999 da adıma internette web sitesi açmışlardır. Daha sonra sırayla İspanya, Kanada ve İsveç gelmiştir. Bahsettiğim bu sitelerin internet adreslerini aşağıda vermiş bulunuyorum.

    http://prostatitis.org/methods.html

    http://prostatitechronique.free.fr/brocckadinca.html
    http://maelstrom.stjohns.edu/archives/p-atitis.html

    http://www.medizin-forum.de/prostatitis/methods-d.html

    http://prostatitechronique.free.fr/brocckadinca.html

    Böyle bir hizmetin başlangıcını her nekadar memleketimde başaramadıysam da, bir Türk olarak brokolinin bu şifalı gücünü tüm dünya insanlarının hizmetine sunabilmenin gururunu ve mutluluğunu yaşamaktayım. Yurt dışında açılmış olan bu siteleri tüm dünyadan hergün binlerce insan ziyaret etmektedir. Bir hafta içerisinde tüm dünyadan aldığım ortalama E-mail sayısı 400 ün üzerindedir. Gelen E-mail’lerin içerisinde beni en çok mutlu edenler brokoli kürünü bizzat kullanmakta olan hekimlerden gelenler olmaktadır.

    Brokoli memleketimizde son birkaç yıldan beri tanınmaya başlamıştır. Halbuki, Bizans Dönemimde Anadolu’da ve Akdeniz Bölgesinde özellikle yetiştirilmiş bir sebzedir. Brokoli, karnabaharın yeşiline benzeyen bir sebzedir. Hatta, şifa gücü bakımından brokoli ile karnabaharın ortak yönleri de vardır. Ancak, şifa gücü ve içindeki etkin maddeler bakımından karnabahar brokolinin hiçbir şekilde yerini tutamaz. Karnabaharın brokolinden güçlü olduğu bir tek nokta vardır, o da kadınların kronik idrar yolları enfeksiyonlarına karşı olan gücüdür. Bu konuda karnabahar ile ilgili kısmı okuyunuz. Brokolide bulunan bazı önemli etkin maddeler aşağıdaki tabloda verilmiştir.

    Tablo: Brokolide bulunan bazı etkin maddeler

    alpha-amyrin
    beta-sitosterol

    dimethyl-disulfid
    ferulic asit

    indol-3-carbinol
    kaempferol

    p-coumaric asit
    progoitrin

    salicylic asit
    sinapic asit

    trans-ferulic asit
    çinko

    caffeic asit
    cinnamic asit

    glucoerusin
    gluconasturtin

    linoleic asit
    n-penthyl-amine

    quercetin
    quercitrin

    sinigrin
    stigmasterol

    allyl-isothiocynate
    abscisic asit




    Brokoli gerçek bir C-vitamini deposudur. Orta büyüklükteki bir brokoli günlük C-vitamini ihtiyacımızın tam iki katını karşılar. Brokolinin lifli yapısı ve içerdiği beta karoten sağlıklı bir bağırsak florası için vazgeçilmez birer takviyedir. Aynı büyüklükteki brokoli günlük A-vitamini ihtiyacımızın %15 ni karşılar. Burada okuyucuya hatırlatmakta fayda görüyorum, besinlerdeki A-vitaminini, A-vitamini olarak değil beta karoten olarak alırız. Besinlerde bulunan beta karoten A-vitamininin ön basamağıdır. Beta karoten vücudumuza alındıktan sonra yine vücudumuz tarafından A-vitaminine dönüştürülür. Gerek beta karoten gerekse de C-vitamini antioksidan özelliğine sahiptirler. Antioksidanlar serbest radikalleri (free radicals) yok edici özelliğe sahiptirler. Serbest radikaller kansere, kalp-damar rahatsızlıklarına, eklem romatizmasına ve Alzheimer hastalıklarının oluşumunda rol oynayabilmektedirler. Nebraska Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden Dr. Harman ve grubu yaptığı çalışmalarda serbest radikallerin hücreleri çabuk yaşlandırdığını (aging) ve katarakta sebebiyet verdiğini ortaya koymuşlardır.

    Brokoli çok çeşitli etkin maddeler içeren bir sebzedir. Kadınlarda meme, erkeklerde prostat kanserine karşı koruyucu gücü olan bu etkin madde sulforafen dir. Bu madde aynı zamanda prostat kanserinin tedavisinde de kullanılmaktadır. Sulforafen 1992 yılında Johns Hopkins Üniversitesinden Dr. P.Talalay tarafından ortaya konmuştur. Sulforafen aynı zamanda yeşil taze soğanda, havuç, brüksel lahanası ve karnabaharda bol miktarda bulunmaktadır. Sulforafen maddesinin gücü, vücudumuzda kansere karşı savaşan quinnen reduktaz enzimini aktive etmesinden (uyarmasından) kaynaklanmaktadır. Kansere karşı koruyucu olan sulforafeni en iyi destekleyen ve yine brokolide bulunan indol-3-carbinol maddesidir. Değerli okuyucu, bilim adamlarının yaptığı araştırmaların sonuçlarına göre, prostat kanserinin ve kadınlarda meme kanserinin oluşumuna ve de yayılmasına neden olan iki önemli neden oldukça ağırlık kazanmaktadır. Bunlardan birincisi aşırı yağlı (hayvansal) beslenme, ikincisi ise hormon dengesizliğidir.

    Prostat ve meme kanserlerinin bazı türlerinin hızlı ilerlemesinde ve yayılmasında hormon dengesinin önemli rolü vardır. Örneğin erkeklerde testosteron hormonunun aktif bir çeşidi olan DHT (DiHidroTestosteron) hormonudur. Dihidrotestosteron prostat kanserinin ilerlemesinde ve de yayılmasında etkilidir. İşte brokolinin içerisinde bulunan önemli bir etkin madde dihidrotestosteron hormonun oluşumunu engelleyebilmektedir. Bu sayede prostat kanserinin yayılmasına ve ilerlemesine engel olmaktadır. Burada bilinmesi gereken brokoli kürünün prostat kanserini yok etmediğidir. Ancak, brokoli kürü prostat kanserine yakalanma riskini önemli ölçüde azaltmaktadır. Eğer, yakın akrabalarında prostat kanseri olanlar var ise, bu kişilere brokoli kürünü yılda enaz 2-3 defa uygulamalarını öneririm. Brokoli kürü, prostat kanserini önleyici potansiyel bir güçtür. Hastalığa yakalandıktan sonra tedavi etmek farklıdır, hastalığa yakalanmamak için önlem almak farklıdır. Bu noktada brokoli kürünün, önleyici gücünden çok daha fazla önleyici güce sahip olan arslanpençesidir. (Bakınız: arslanpençesi)

    Brokoli quercetin adı verilen tabii antibiyotik içermektedir. Quercetin iki yıldan beri Amerika’da eczanelerde satılmaktadır. Quercetin prostat içi iltihablanmalarda (prostatit) başarıyla kullanılmaktadır. Bunun dışında brokolide bulduğum saracon A1 adlı etkin madde quercetin’den çok daha etkili tabii bir antibiyotiktir. Saracon A1 özellikle idrar yolları ve prostat içi enfeksiyonlarında etkili olmaktadır. Bu tür tabii antibiyotikler bağışıklık sistemimizi (immün sistem) zayıflatmadan şifa verici güce sahiptirler. İşte, brokoli içerdiği diğer etkin maddeler ile hem bağışıklık sistemizi güçlendirmekte hem de aynı anda antibiyotik takviyesi yapmaktadır. Bu nedenle brokoli prostat problemlerine karşı bir önleyici olarak zaman zaman hiç çekinmeden kullanılabilir. Saracon A, saracon V ve saracon H adı altında isimlendirdiğim etkin maddeler, brokolide bulunan ve önceden bilinen etkin maddelerdir. Ancak, önceden bilinen ve literatüre geçmiş bu maddelerin belirttiğim özellikleri bilinmediği ve yeni olduğu için, bu nedenle saracon A, -H ve -V isimlerini kullandım. Eczanelerde satılan antibiyotikleri birer önleyici veya tedbir olarak kullanamayız. Ancak bir hekimin önerisi doğrultusunda kullanabiliriz. Unutmayınızki, bütün sentetik antibiyotikler insan hayatı için vazgeçilmez birer tedavi edicidirler. Hemen hemen bütün sentetik antibiyotikler tedavi esnasında bağışıklık sistemimizi de zayıflatmakta ve de uzun vadeli kullanıldıkları taktirde de bağırsak florasını olumsuz etkileyerek, bağırsaklarda ve kadınların genital bölgelerinde mantar oluşumuna neden olabilmektedirler.

    İyi huylu prostat büyümesi (benign prostate hypertrophy) 40-45 yaşından sonra erkeklerin %43 ‘ünde 50-55 yaşlarında %50 sinde ve 60 yaşlarından sonra da %55 ‘inde görülen bir rahatsızlıktır. Genel olarak başlangıç şikayetleri geceleri sık idrara kalkma, idrar yaparken zorlanma ve çatallanma, idrar kesesini tam boşaltamama (miksiyon) şeklinde olmaktadır. Daha ileri safhalarda ise idrar yaparken yanma, idrar tutmada zorlanma ve cinsel isteksizlikte baş göstermektedir. İyi huylu prostat büyümesi bazı hastalarda PSA (Prostat Spesifik Antigen) değerini de yükseltebilmektedir. PSA değerinin normal değerleri 0 ile 4 ng/L dir. Bu değerler iyi huylu prostat büyümesi olan bazı hastalarda çok yukarılara çıkabilir. PSA konusunda daha detaylı bilgi için "Bitkilerdeki Sağlık Mucizesi" kitabımın açıklamalar bölümünde Açıklama10 nu okuyunuz. Bu nedenle “PSA değerim yüksek çıktı, prostat kanserine yakalandım” diye hemen panik yapmayınız. Bu durumu mutlaka hekiminiz ile görüşünüz sizi bu konuda mutlaka aydınlatacaktır ve gerekli olan tavsiye ve önerileri yapacaktır. Hekiminize güveniniz. Bisklete binmek, PSA değerini yükseltir. Cinsel ilşiki sonrası PSA değeri yükselir. Birgün önce cinsel ilişkiye girilmiş ise, ertesi gün PSA ölçümü yaptırmayınız. Aradan üç gün geçtikten sonra PSA testi yaptırınız.

    Brokoli üzerinde yaptığım araştırmalarımda idrar yolları üzerinde vasodilatif özelliği olan saracon V1 maddesini buldum. Saracon V1 idrar yolları üzerinde genişletici bir özelliğe sahip, bu sayede rahat idrara çıkma imkanı sağlamaktadır. Ancak, burada mühim olan büyümüş olan prostatın da tekrar yavaş yavaş küçülmesini sağlamaktır. Bunu sağlıyan yine brokolinin içerdiği hormon dengeleyici özelliği olan indol ve indol türevleridir. Bunun nasıl olduğunu açıklamakta fayda görüyorum. Kanda bulunan testosteron hormonu albumin adı verilen proteine bağlanarak prostata taşınır. Albumin yardımıyla prostata ulaştırılan testosteron burada dihydrotestosteron’a dönüşür. Belirli yaşlara gelindikçe testosteron hormonunun prostata ulaşması zorlaşmakta ve dehyrotestosteron’un prostat içindeki miktarı giderek azalmaktadır. Bu azalmanın karşı reaksiyonu olarak prostat büyümeye başlamakta ve idrar kanallarına baskı yaparak daralmasına neden olmaktadır. Sonuç olarakda, iyi huylu prostat büyümesi ile ilgili olarak bilinen şikayetler ortaya çıkmaktadır. İşte brokolinin içerdiği hormon dengeleyici indol ve indol türevleri testosteron hormonunun dengesini tekrar kurmakta ve prostat için yeterli olan testosteron miktarını dengelemekte ve bu sayede prostat yavaş yavaş küçülmeye başlamaktadır.

    Brokolinin şifa veren gücü sadece erkeklere yönelik değil. Bayanlarda meme kanserini önleyici gücü artık bilinen bir gerçektir. Amerika’da bu konuda yapılan pek çok klinik deney bunu ortaya koymuştur. Menopoz dönemindeki bayanlara da yardımcıdır. Cinsiyet hormonu östrojenin dengelenmesinde oldukça başarılıdır. Brokoli içerdiği Di-Indolyl-Methan (DIM) sayesinde östrojen metabolizmasının dengeli çalışmasını sağlamakta ve bu sayede menopoz döneminin daha sağlıklı bir şekilde geçirilmesini sağlamaktadır. Diğer bir ifade tarzıyla, DIM yüksek olması durumunda tabii olarak östrojen/testosteron oranını düşürmekte etkilidir. Kısaca, di-indol-methan (DIM) östrojen hormonunun metabolize olmasında yardımcıdır.

    Erkeklerde, yaşlanmayı (aging) hızlandıran parametrelerden bir tanesi de, orta yaşlardan itibaren östrojen metabolizmasının yavaşlamasıdır. Östrojen hormon metabolizmasının yavaşlaması demek, bu hormonun akümülüsyonu (birikmesi) demektir. Östrojen hormonunun birikimi erkeklerde yaşlanmayı hızlandıran faktörlerden bir tanesidir. İşte, brokolide bulunan di-indol-methan (DIM) etkin maddesi, östrojen hormon metabolizmasının daha sağlıklı ve dengeli çalışmasını sağlayarak, bu hormonun erkeklerde yaşlanmaya neden olan birikimine engel olmaktadır.

    Brokoli kürü östrojen hormon metabolizmasının sağlıklı çalışmasında promotor (takviye edici) özelliğe sahip olduğundan, hem osteoporoz’a karşı korumakta hem kolestrolü düşürmekte hem de dokulara yeterli oranda suyun depolanmasını sağlamaktadır. Östrojen hormonunun kemik yapısının olgunlaşmasında rolü çok önemlidir. İşte bu nedenledirki, menopoz dönemindeki bayanlara kemik yapısını takviye edici kalsiyumca zengin beslenme ve hatta ekstra kalsiyum takviyesi önerilir. Yüz gram brokoli tükettiğiniz zaman ortalama 50 mg kalsiyum almış olursunuz. Brokoli gerçek bir kalsiyum deposudur.

    Değerli okuyucu, brokoli kürü prostat probleminin durumuna göre en az yirmibir gün en fazla da doksan gün uygulanmakta ve şikayetlerin tekrar ortaya çıkmasıyla 10-15 günlük kısa kürler halinde zaman zaman uygulanmaktadır. Brokoli, hiçbir yan tesiri olmayan ve de alınan ilaçlar ile de etkileşmesi söz konusu olmayan bir sebze kürüdür. Brokoli kürü tüm dünyada büyük bir başarı ile uygulanırken ve aynı zamanda da kullananların tavsiyeleriyle de hızla yayılmaktadır. Bu konuda tüm dünyadan gelen mesajlar gerek Almanya’da Medikal forumlarda, gerek Amerika’daki prostat vakfı forumlarında ve gerekse de Amerika’da St.John Üniversitesinin prostatitis forumunda hastalar ve bilim adamları arasında karşılıklı olarak tartışılmaktadır. Ağustos 2000 tarihlerinde Amerikalı bir bilim adamı, St. John Üniversitesi prostatitis tartışma forumunda şu görüşü ortaya atmıştır; “Brokoli kalsiyum açısından çok zengin bir sebzedir. Uzun müddet suyu içildiği taktirde böbrek veya prostat taşına neden olabilir. Çünkü, gerek böbrek ve gerekse de prostat taşlarının temelini kalsiyum oksalatlar oluşturmaktadır. Bu nedenle kullanan hastaların dikkatli olmalarını ve uzun müddet kullanılmaması gerektiğine inanıyorum.” Bu görüşün kesinlikle aksinin doğru olduğunun cevabı İngilterede yayınlanan tıp dergisinde “N Engl J Med 1993 Mar 25 ; 328(12) : 833-836” 1993 yılında Curhan GC, Willett WC, Rimm EB, Stampfer MJ tarafından ortaya konmuştur. Bu araştırmada varılan sonuç kısaca; Besinler yoluyla yüksek miktarda alınan kalsiyum aksine böbrek taşı oluşumunu azaltmaktadır.
    Brokoli kürünün üç aylık (90 gün) uygulama döneminde gerek prostat ve gerekse de böbrek taşlarının belirgin bir biçimde küçüldükleri gözlenmiştir. Ancak, bu konudaki araştırmalarım ve etkin madde üzerindeki çalışmalarım devam etmektedir.

    kartanesi74
    Yetişkin
    Yetişkin

    Kayıt tarihi: 27/01/08
    Kadın
    Mesaj Sayısı: 193
    Burç Sembolü: Balık / 20 Şubat -  20 Mart
    Yaş: 44
    Mesleği: Evhanımı
    Medeni Durumu: Evli
    Çocuk Sayısı: 3
    Eğitim Durumu: Lise
    Yaşadığı Şehir / Ülke: istanbul
    Resim Resim:
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi: ---
    Site Puanı Site Puanı: 5
    Rep Puanı Rep Puanı: 4

    yok Geri: Sağlığınıza yarayan Sebze ve Meyveler

    Mesaj tarafından kartanesi74 Bir Cuma 07 Mart 2008, 7:12 pm

    Prostat sıvısı alkali olup (bazik) içerisinde bulunan en önemli maddelerden bir tanesi de çinkodur. Çinkonun, insan vücudunda en fazla bulunduğu ortam prostat sıvısıdır. Prostat fonksiyonu hakkında önemli bilgi veren parametrelerden bir tanesi de prostat sıvısı içerisinde bulunan çinko miktarıdır. Kısaca, çinko önemli rol oynamaktadır. Burada hemen belirtmekte fayda görüyorum; Brokoli ortalama 50 ppm çinko (50 mg çinko/kg brokoli) içerir. Brokolinin yaprakları da ortalama 60 ppm çinko (60 mg çinko/kg brokoli yaprağı) ihtiva eder. Brokoli kürü uygulaması veya sebze olarak brokoli tüketimi yeteri kadar çinko almamızı sağlar. Son yıllarda Amerika’da satılan çinko tabletlerini özellikle prostat problemi olan hastalar yardımcı olarak kullanmaktadırlar. Eğer brokoli kürünü yılda enaz bir defa uyguluyorsanız veya ayda enaz iki defa brokoliyi sebze olarak tüketiyorsanız, takviye olarak çinko tableti almanıza gerek yoktur. Eğer hekiminiz farklı bir şey önermedi ise...

    Gelişmiş ülkelerde en çok görülen kanser türlerinden biri de bağırsak kanseri (kolon kanseri) dir. Bunun böyle olmasının en önemli sebeplerinden biri de beslenmedir (dünya sağlık teşkilatı verilerine göre). Çünkü, gelişmiş ülkelerde yağlı besinler, konserve ve konserve katkı maddeleri, salam, sosis, ve et bol miktarda tüketilirken lifli (fiber) besinler çok az tüketilmektedir. Buna karşı az gelişmiş ülkelerde daha çok lifli besinler ve tahıl ağırlıklı olarak tüketildiğinden bu ülkelerde bağırsak kanseri oranı oldukça düşüktür. Her nekadar bilimsel olarak lifli besinlerin barğırsak kanserini nasıl önlediği henüz izah edilememiş ise de, bu konuda birkaç tane güçlü teori mevcuttur. Bunlardan en açıklayıcı olanı şudur: Lifli besinler bağırsaklardaki ağır metalleri ve asit fazlalığını ve de toksinleri emici özelliğe sahiptir. Ağır metaller genel olarak vücudumuz için zehir (toksin) dirler. Lifli besinler bağırsakları daha hızlı harekete geçirdiğinden hem daha düzenli hem de miktar olarak daha fazla dışkının bağırsak içinde fazla bekletilmeden dışarı atılmasını sağlarlar. Bağırsaklarda bulunan bakterilerin salgıladığı bazı proteinler kanserojen özelliklidir. Bu kanserojen protein yapılı maddeler bağırsaklarda fazla beklemeden dışarı atılmış olurlar. Brokoli sebzesinin kendine özgü lifli (selülozik) bir yapısı vardır. Bu özelliğinden dolayı bağırsaklardaki toksinleri emme özelliği diğer lifli besinlere göre çok daha fazladır.

    Brokolinin şeker hastalarına da (diabetes mellitus) olumlu katkısı dikkate değer ölçüdedir. Kandaki şekerin (glukoz) yüksekliği doğrudan doğruya insulin hormonuna bağlıdır. Kan şekerini ayarlayan ve dengede tutan insulin hormonudur. Kısaca, vücudumuzda üretilen insulin hormonu yeterli derecede üretilemiyorsa, kan şekeri de ona göre yükseliyor demektir. Brokoli sebzesi yüksek derecede lif (fiber) içermektedir. Yüksek oranda lifli besinlerin tüketilmesi kan şekerinin ayarlanmasını kolaylaştırır. Bu da daha az insulin hormonuna ihtiyaç var demektir. Brokolide bulunan lifli yapı çözünebilir bir yapıya sahiptir. Çözünebilir olması da midenin daha geç boşalması anlamına gelir. Bundan dolayı glukozun bağırsaklardaki emilmeside (absorpsiyon) gecikmektedir. Brokoli kürünü uygulayan şeker hastaları kan şekeri seviyelerinin yavaş yavaş düştüğünü göreceklerdir. Kısaca, brokoli kan şekerinin kontrol altına alınmasında vede dengelenmesinde yardımcı rol oynamaktadır. Brokoli kürünün bu yardımcı rolü hiçbir zaman insulin yerine veya kan şekerini düşürü ilaç yerine geçer anlamına gelmez. Bu konuda sorularınız olduğu taktirde, hekiminize danışınız.

    Brokoli içerdiği zengin kalsiyum oranından dolayı, osteoporoz hastalarına da iyi bir yardımcıdır. Brokoli bununla da kalmıyor; içerdiği diüretik (idrar söktürücü) maddelerden dolayı tansiyon yüksekliği olanlara da destek oluyor. Yukarıda belirtildiği gibi içerdiği yüksek orandaki lifli yapı, kandaki toplam kolestrolü düşürdüğü gibi, aynı zamanda halk arasında kötü kolestrol olarak bilinen LDL‘yi de (Low Density Lipoprotein) düşürmektedir.

    Uzun zamandan beri prostat şikayeti olanlarda genel bir kural olmasa da, çoğunlukla cinsel isteksizlik zaman içerisinde yavaş yavaş kendini gösterebilir. Brokoli kürü cinsel isteksizliği de yavaş yavaş ortadan kaldırır ve normal yaşam kalitesini tekrar sağlar. Ancak, brokoli cinsel gücü artıran bir bitki değildir. Brokoli, prostat problemini ortadan kaldırmaya destek verdiği için buna bağlı olan cinsel yaşamı da normale dönüştürmektedir.

    Genel bir kural olmasa da özellikle iyi huylu prostat büyümesi (prostat hyperplazi) ve/veya prostatit (prostatitis) şikayeti olanların beslenmelerinde birkaç noktaya dikkat etmeleri gerekir bunlar sırasıyla:
    ●karabiber, köri ve acı biberden uzak durunuz.
    ●özellikle kahvede ölçülü olunuz.
    ●kola, maden suyu, soda ve asitli içecekleri tercih etmeyiniz
    ●bol su içiniz.
    ●kuru soğan tüketimine ağırlık veriniz. Kırmızı soğan quercetin içermediğinden dolayı tercih etmeyiniz. Beyaz tatlı İtalyan soğanı Türkiye’ye yeni yeni girmeye başlamıştır; Bu soğanda da quercetin eser miktarda mevcuttur.

    ●Prostatit hastalarının kesinlikle ağır yük kaldırmamasını tavsiye ederim. Pazar alış-verişlerine gidildiğinde taşıcakları eşyanın en fazla 5 kiloyu geçmemesi gerekir.

    Prostat sağlığı, prostatın düzenli çalışmasına bağlıdır. İktidarsızlık, diğer bir ifadeyle cinsel isteksizlik prostatın çalışmasını yavaşlatmaktadır. Prostatı adeta tembelleştirmektedir. Prostat, içerdiği prostat sıvısı iktidarsızlıktan dolayı boşalamadığından prostat içerisinde uzun zaman kalmaktadır. Bunun sonucunda değişik prostat şikayetleri ortaya çıkabilmektedir. Cinsel ilişki esnasında kasılma hareketi yapan prostat, prostatın esnek kalmasını, kanla beslenmesini ve içerdiği sıvının dışarı atılmasını sağlar. Bunun sonucunda da prostat metabolizması daha sağlıklı çalışmaya başlar. Böylece prostatın rahatlığı sağlanmış olur. İşte, iktidarsızlığın neden olduğu prostat tembelliği ve prostat tembelliğinin neden olabileceği prostat şikayetleri ortaya çıkabilmektedir.
    Değerli okuyucu gerek iyi huylu prostat büyümesi ve gerekse de prostat içi iltihaplanma (prostatit) uzun zaman içerisinde tedavi edilmedikleri taktirde cinsel isteksizliğe de (iktidarsızlığa) neden olabilmektedir. Cinsel isteksizliğe karşı mükemmel bir çözüm getiren keçiboynuzu veya havuç kürüdür. Bakınız: keçiboynuzu ve havuç. Prostatit veya iyi huylu prostat büyümesi şikayeti olanlar veya da yakın akrabalarında prostat kanseri görülmüş olanların çoğu zaman ortak düşüncesi kendilerininde birgün prostat kanserine yakalanabilecekleridir. Ya da prostat şikayetlerinin ileride kansere dönüşebileceği korkusudur. Bu durumda olanlara arslanpençesi kürünü önerebilirim. Arslanpençesi meme, rahim, lenf bezi ve prostat kanserine karşı mükemmel bir önleyicidir. Bakınız: Arslanpençesi. Ancak, nasıl olsa arslanpençesi kürünü uyguluyorum, bu nedenle hekime gitmeme veya kontrollerimi yaptırmama gerek yok diye bir düşünceye kapılmayınız. Zaman zaman gerekli kontrollerinizi yaptırınız.

    Dikkat:
    Brokoliyi satın alırken ve satın aldıktan sonra da mutlaka dikkat etmeniz gereken noktalar şunlardır:


    ● satın alırken taze olmasına dikkat ediniz
    ● brokolinin renginin yeşil olmasına dikkat ediniz, sararmış olanları almayınız
    ● uzun müddet kullanacağınız için, 250 gramlık porsiyonlar halinde derin dondurucuda saklayınız. Hergün bir paket kullanınız.
    ● pazardan taze olarak satın aldıysanız, buzdolabınızın normal bölümünde 3 günden fazla bekletmeyiniz. En doğrusu yine porsiyonlar halinde derin dondurucuda koruma altına almaktır.
    ● derin dondurucuda koruma altına aldığınız (stokladığınız) brokoli özelliğini kayıp etmeden en az altı ay kalabilir.
    ● süpermarketlerin dondurulmuş sebze reyonlarında paketler halinde satılan brokolininde yeşil olmasına dikkat ediniz. Fazlaca aldığınız paketleri mutlaka evinizdeki derin dondurucuda saklayınız.
    ● aktarlarda veya bazı marketlerde brokolinin kurutulmuşuda satılmaktadır, kullanmayınız. Kurutulmuş brokolinin, tazesine göre olan etkisi yaklaşık %15 civarındadır.

    Dikkat: Beyaz lahananın yapraklarında veya brokoli’nin göbek kısmı üzerinde veya yapraklarında böcek ısırığı veya da herhangi bir parazitin yarleştiğini görürseniz, o lahanayı veya brokoliyi satın almayınız. Neden almayınız? Bu durumu kısaca şu şekilde açıklamak istiyorum: Hemen hemen tüm bitkiler dışarıdan gelebilecek parazitlere karşı kendilerini korumak amacıyla değişik kimyasal özelliği olan zehirli maddeler üretirler. Bu zehirli maddeler genel olarak yapraklarda ve sebze ise hem yapraklarında ve varsa da karnabahar ve brokoli’de olduğu gibi göbek kısmında da üretilir. Brokoli, karnabahar ve beyaz lahananın yapraklarında, tadı hafif acımtırak olan glucosinolate adı verilen madde üretilir. Bu glucosinolate maddesi, herbivorous (bitkiler ile beslenen) böcekler için öldürücü bir zehirdir. Beyaz lahananın veya brokolinin yapraklarını veya karın bölgelerini beslenmek amacıyla ısıran parazit birkaç saniye sonra ölmektedir. Çünkü, onlar için glucosinolate’lar birer öldürücü zehirdir. Böcekler için bir zehir olan glucusinolate, insanları hem kansere karşı koruyan hem de kansere karşı savaşan önemli bir etkin maddedir. Belki şu an soruyu sormaya başladınız bile. Peki, neden o zaman böcekler tarafından ısırıldığını gördüğümüz karnabaharı, lahanayı veya brokoliyi tüketmeyelimki? Ne zararı olabilir? Mademki, glucosinolate insanlar için faydalı, böcekler için zararlı? Bu sorunun cevabı biraz daha detaylı açıklama gerektirmektedir. Şöyleki: yapraklarda bulunan glucusinolate maddesi yaprağın ayrı bir bölümünde bulunur, buna oda’da diyebilirsiniz. Myrosinaz adı verilen enzim de ayrı bir bölümde (oda) bulunur. Yaprağı ısıran böcek, yaprağın ayrı ayrı bölümlerinde bulunan bu iki ayrı maddenin birbirleriyle karışmasına neden olur. Myrosinaz enzimi, glucosinolate maddesini insan sağlığı için zararlı olabilecek bir maddeye dönüştürür. İşte bundan dolayıdırki, böcekler tarafından ısırılmış bu tür sebzelerin tüketilmemesi gerekir. Böcek ısırıklarını çıplak gözle görmek mümkündür.

    Brokoli kürünün uygulama şekilleri için "Bitkisel sağlık Rehberi" adlı kitabıma başvurunuz.



    Not: Hekiminizin verdiği ilaçlar var ise mutlaka kullanınız. Buradaki uygulamayı bir destekleyici olarak kullanınız. Ancak, bilmeniz gereken, kullanacağınız bitkiye karşı alerjinizin olup olmadığıdır. Bu konuda hekiminizin görüşünü alınız. Hekime gitmeden ve teşhis koydurmadan şikayetiniz ne olursa olsun, buradaki bilgiler ile kendi kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız. Buradaki bilgilerin kesinlikle bir hastalığı teşhis amacı yoktur.[/size]



    Kaynak:www.saracoglu.at

    kartanesi74
    Yetişkin
    Yetişkin

    Kayıt tarihi: 27/01/08
    Kadın
    Mesaj Sayısı: 193
    Burç Sembolü: Balık / 20 Şubat -  20 Mart
    Yaş: 44
    Mesleği: Evhanımı
    Medeni Durumu: Evli
    Çocuk Sayısı: 3
    Eğitim Durumu: Lise
    Yaşadığı Şehir / Ülke: istanbul
    Resim Resim:
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi: ---
    Site Puanı Site Puanı: 5
    Rep Puanı Rep Puanı: 4

    yok Geri: Sağlığınıza yarayan Sebze ve Meyveler

    Mesaj tarafından kartanesi74 Bir Cuma 07 Mart 2008, 7:13 pm

    Mısır (Zea mays L.)

    Bir kültür bitkisidir.Bütün dünyada yetiştirilir. Dişi çiçeklerden alınan püsküller, ince bir tabaka halinde, gölgelik bir yerde kurutulur.

    Dış Görünüş: Açık esmer veya kırmızı esmerimsi renkli, hafif ve özel kokulu, tadsız, 1 mm kadar genişlikte, uzun liflerden ibarettir.

    Bileşim: Karbonhidratlar, potasyum, sodyum ve kalsiyum tuzları taşır.

    Etki ve Kullanılış: İdrar söktürücü ve taş düşürücü olarak kullnılır.

    MISIR YAĞI: (Oleum Maydis)

    Mısır nişastası elde edilmesi esnasında ayrılan mısır embriyonunun sıkılması ile elde edilen bir sıvı yağdır. Doymuş yağ asidi oranının düşük olması nedeniyle, damar sertleşmesi olan hastalara, yemek yağı olarak tavsiye edilmiştir.

    MISIR KARASI:

    Mısır koçanında urlar meydana getiren Ustilago maydis (DC.) Corda (Ustilaginaceae) isimli mantarın sporlarıdır. Sporlar siyah renkli ve kömür tozu görünüşünde olup mısır taneleri yerinde oluşan urların içinde bulunur. Halk arasında haricen kan kesici olarak kullanılmaktadır. Çavdar mahmuzu (Secale Cortunum) 'na benzer bir etkisi olduğu bilinmektedir. Mısırkömürü ve mısıryanığı gibi isimlerle de bilinir.

    MISIR PÜSKÜLÜ:

    Son zamanlarda mısır ekimi yaygınlaştı. Çiçeklenme zamanında mısır püskülleri görülmeye başlar. Bitkinin şifalı bölümü işte bu püsküllerdir. Çiçeklenme zamanı temmuzdan ağustosa kadar sürer. Mısır püskülleri, döllenme başlamadan önce kesilir ve gölgede kurutulur. Güvenilir bir idrar sökücü gerektiğinde, aynı zamanda etkili ve başka hiçbir zararı olmayan zayıflatma ve bedendeki yağı azaltma ilacı olarak kullanılan mısır püskülü çayı içebilirsiniz. Mısır püskülü tam olarak kurutulmadan uzun süre saklandığında, idrar söktürücü özelliğini yitirir ve dışkılamayı kolaylaştırır. Mısır püskülü çayı, taş yapıcı idrar yolları hastalıklarında, kalp ödeminde ve başka ödemlerde olduğu kadar, böbrek iltihabı, mesane nezlesi, romatizma ve gut hastalığında da başarıyla kullanılabilir. Ayrıca, çocukların ve yaşlıların yatağa işeme hallerinde ve böbrek sancılarında da yardımcı olur. Tüm bu rahatsızlıklarda, her 2-3 saatte bir yemek kaşığı dolusu çay alınmalıdır.



    Kullanım Biçimleri:

    Çay hazırlamak: Bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış mısır püskülü, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 3-5 dakika demlendikten sonra süzülür. Tatlandırılmadan günde 3 bardak içilir.

    Referanslar:

    1-"Gesundheit aus der Apotheke Gottes" "Tanrı'nın Eczanesinden Saglık", Maria Treben

    2-Türkiye'de Bitkilerle Tedavi, Prof.Dr. Turhan Baytop, I.U Eczacılık Fak.




    http://www.bitkisel-tedavi.com/misir.htm

    kartanesi74
    Yetişkin
    Yetişkin

    Kayıt tarihi: 27/01/08
    Kadın
    Mesaj Sayısı: 193
    Burç Sembolü: Balık / 20 Şubat -  20 Mart
    Yaş: 44
    Mesleği: Evhanımı
    Medeni Durumu: Evli
    Çocuk Sayısı: 3
    Eğitim Durumu: Lise
    Yaşadığı Şehir / Ülke: istanbul
    Resim Resim:
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi: ---
    Site Puanı Site Puanı: 5
    Rep Puanı Rep Puanı: 4

    yok Geri: Sağlığınıza yarayan Sebze ve Meyveler

    Mesaj tarafından kartanesi74 Bir Cuma 07 Mart 2008, 7:13 pm

    Sarımsak veya sarmısak (Allium sativum L.)

    25-30 cm yükseklikte, yeşilimsi beyaz veya pembe çiçekli, otsu bir kültür bitkisidir. Nadir olarak tohum bağlar. Bu nedenle soğancıkları (diş) ile üretilir. Ülkemizde “Beyaz sarımsak” ve “Siyah sarımsak” olmak üzere 2 çeşit yetiştirilmektedir. Tedavide beyaz sarımsak kullanılır. Vatanının orta Asya stepleri olduğu sanılmaktadır.

    Dış Görünüş: Soğan, beyaz veya pembemsi renkli, az adette soğancıkdan (diş) meydana gelir. Dişlerin hepsi bir arada bir kabuk tarafından sarılmışlardır. Çok kuvvetli ve keskin bir kokusu ve yakıcı bir lezzeti vardır.

    Bileşim: Karbonhidratlar (sakkaroz, glikoz), vitaminler (A, B, C ve E) ve eterli uçucu yağ (alliin, allicin, ajoen) , scordein, selen ile dişilik ve erkeklik hormonlarına benzer maddeler taşımaktadır. Bu uçucu yağda özellikle allil disülfür bulunmaktadır. Bu bileşik kükürtlü bir amino asit olan alliin’in alliinaz isimli ferment etkisi ile parçalanarak allicin’i vermesi, allicin’in de, su buharı veya su karşısında, allil disülfür’e dönüşmesi sonucu meydana gelir. Sarımsağa özel koku ve lezzeti veren taşıdığı kükürtlü uçucu yağdır.

    Etki ve Kullanılış: Eski çağlardan beri bilinen ve kullanılan bir drog’dur. Orta çağda özellikle salgın hastalıklar (kolera, veba gibi) ile mücadelede kullanılmıştır. Antiseptik, idrar artırıcı, safra salgılarını artırıcı, solucan düşürücü (özellikle askarit ve oksiyürlere karşı), iştah açıcı, tansiyon (kan basıncı) ve kolesterol düşürücü, kanı sulandırıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkilere sahiptir. Antiseptik (mikrop öldürücü) etki taşıdığı allicin’den ileri gelmektedir. Antiseptik ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi; tarihçi Herodot’a göre eski Mısırlılar tarafından da bilinmekteydi. Çünkü Mısırlılar piramitlerin yapımında çalıştırdıkları işçilere her öğün sarımsak, soğan ve turp yediriyorlardı. II. Dünya savaşı sırasında, yaralandıkları zaman yaralarının mikrop kapmasını önlemek için, ezerek yaranın üzerine konmak üzere Rus askerlerine sarımsak verilmiştir.

    Kullanılış şekli: Kurt veya solucan düşürücü olarak, kabuğu soyulmuş olan bir sarımsak dişi bir ekmek kabuğu parçasına kuvvetle sürülür ve çıkan esansı emmiş olan ekmek parçası yenilir. Aynı amaç için sarımsak şurubu da kullanılmaktadır. 100 gr parçalanmış sarımsak, 200 gr su ve 200 gr şeker ile 1 gün bekletildikten sonra iyice karıştırılıp süzülür. Elde edilen şuruptan günde 2-3 yemek kaşığı içilir. Haricen yara iyi edici olarak, taze sarımsak lapa halinde yara üzerine konur. Aynı amaç için sarımsak usaresi de kullanılabilir. Usare hazırlamak için bir miktar sarımsak havanda ezilir, sıkılarak alınan usarenin 1 gr miktarı 10 gr su ile sulandırılır ve bu karışımın içine, usarenin bozulmasını önlemek için, 10 damla kadar etil alkol konur. Bu usare haricen bilhassa saç hastalıklarının (saçkıran vs.) tedavisinde saçlı deri kısmına sürülür. Tansiyon düşürücü olarak 10 gr sarımsak başı ezilir, üzerine 10 gr etil alkol konur, karışım 1 gün bekletildikten sonra ince bir bez veya süzgeçle süzülür. Elde edilen özsudan günde 3 defa 15-30 damla alınır.

    Sarımsağın, mide ve bağırsakları güçlendirici, mikropları ve virüsleri yok edici etkisi oldukça önemlidir. Öncelikle bacak, göz arkası ve beyin damarları olmak üzere, tüm damarları genişleterek, daha iyi beslenmelerini ve böylece, hızlı yaşlanmamalarını sağlar. Aynı zamanda tüksek kan basıncını (hiper tansiyon) başarıyla düşürür, kolesterol düzeyini normalleştirir ve damar iltihabı (tromboz-tromboflebit ) oluşumunu önler. Sarımsak, organizmayı ve bağışıklık sistemini güçlendirir ve hastalıklara karşı korur.

    Sarımsak doğrudan yenerek, salata ve yemeklere karıştırılarak veya sütle içilerek, sarımsak tentürü yapılarak, kokulu veya kokusuz sarımsak tabletleri halinde kullanılabilir.

    Eğer yendikten sonra rahatsız edici bir koku oluşturmasaydı, kuşkusuz çok daha yaygın biçimde tüketilirdi. Ama onun değerli gücünden yararlanabilmek için büyük miktarlarda tüketmek gerekmez . Beklenen etki, gün boyunca 3-4 diş sarımsak yenerek sağlanabilir. Ayrıca koku problemi olmayan sarımsak tabletleri ve tentürü de aynı işi rahatlıkla görebilir. Önemli olan, aşırıya kaçmamak şartıyla kullanımdaki sürekliliktir.



    Kokusuz Sarımsak Tabletleri
    Sarımsak Sütü: 2-3 diş sarımsak ezilir veya ince kıyılır, 1 su bardağı soğuk süte eklenir ve hafif ısıda kaynama derecesine kadar ısıtılır, üstü kapalı olarak 10 dakika demlendikten sonra süzülür. İhtiyaç duyulduğunda 1 bardak taze demlenmiş sarımsak sütü soğutulmadan içilir.

    Sarımsak Tentürü: Yeni sökülmüş sarımsak soğanının (diş) ayıklanarak ince kıyılan dişlerin etil alkole veya elma sirkesine yatırılmasıyla elde edilir. Kronik bronşit, sindirim problemleri, romatizma, kas ve organ ağrıları ve yüksek kan basıncı (yüksek tansiyon) öncelikli kullanım alanlarıdır. Ama erken yaşlanmaya karşı uygulanan bir tentür kürü de çok olumlu sonuçlar verir. En azından 5-6 ay sürecek olan bu kür sırasında, sabah ve öğlen saatlerinde 10-15 damla D6 inceltisi, yarım yemek kaşığı ılık suya eklenerek alınır. Böylece kişi ileri yaşlara kadar sağlıklı ve hareketli kalabilir. Et yemeyi seven, fazla kilolu, gaz şişkinliği çeken yaşlı kişileri hızlı çöküntülerden korumak için de, uzunca bir süre, sabah ve öğlen saatlerinde 10-15 damla D3 inceltisini yarım yemek kaşığı ılık suya ekleyerek kullanmaları önerilir.


    Referanslar :

    1-Vorberg G and Schneider B : Therapy with garlic : Results of a placebo-controlled, double-blind study. Br J Clin Pract 44 (Suppl.69) :7-11, 1990

    2-Jain AK, Vargas R,et al. : Can garlic reduce serum lipids? A controlled clinical study. Am J med 94:632-635, 1993

    3-Medicana, genel Sağlık Ansiklopedisi, Ana Yayıncılık, İstanbul, 1993

    4-Güler Ç. : Güneş Tıp sözlüğü, Güneş Kitabevi, Ankara, 1997

    5-Treben M. : Gesundheit aus der Apotheke Gottes, Steyr 1984

    6-Eröztürk N. : Bir Yudum Sağlık, Anahtar Kitaplar Yayınevi, İstanbul, 2000

    7-Baytop T. : Türkiye’de Bitkiler ile Tedavi, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Yayınları, İstanbul, 1984

    8-Lawson LD and Hughes BG: Characterization of the formation of allicin and other thiosulfinates from garlic. Planta Med 58: 345-350, 1992



    http://www.bitkisel-tedavi.com/sarimsak.htm

      Forum Saati C.tesi 01 Kas. 2014, 7:31 am