HERKONU FORUM SİTESİ

Herkonu Forum Sitesi'ne Hosgeldiniz.



Ailemize katilmak ister misiniz ? glsme

HERKONU


    Otizmin Nörobiyolojisi

    Paylaş
    avatar
    Herkonu Forum Sitesi
    Admin
    Admin

    Kayıt tarihi : 26/01/08
    Kadın
    Mesaj Sayısı : 1543
    Burç Sembolü : Burcunuzun Sembolü Lütfen
    Medeni Durumu : Evli
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi : ---
    Sevdiğim Sözler Sevdiğim Sözler : Söylemediğin sözün hakimi,
    söylediğin sözün mahkumusun.
    ________________________

    Alim konuşuyorsa ; Bilirim susmasını ,
    Zalim konuşuyorsa ; Bilirim susmamasını !
    Cahil konuşuyorsa ; Bilirim susturmasını ,
    Bilmediğim konuda ; Bilirim konuşmamasını..
    _______________________

    Körden DeğiL!! Nankörden,
    YüzSüzden DeğiL!! 2 YüzLüden,
    Tipi Bozuk OLandan DeğiL!! Sütü Bozuk OLandan Kork...
    _______________________

    Ne kimseyi bir Hırs UğRuna Satarım..
    Ne de Kimseye yaLakaLık Yaparım..
    Ben Sadece,
    Bendeki doğruLarı Yaşarım..!.
    Site Puanı Site Puanı : 1337
    Rep Puanı Rep Puanı : 32

    yok Otizmin Nörobiyolojisi

    Mesaj tarafından Herkonu Forum Sitesi Bir Paz 27 Ocak 2008, 8:22 pm

    Otizmin Nörobiyolojisi

    Otizm erkeklerde kızlara oranla 3-4 kez daha sık görülür. Ayrıca otistik çocuğun kardeşinin otistik olma riski %3, (bu, normal riske oranla 10-100 kez daha fazladır), tek yumurta ikizlerinden biri otistik olduğu zaman, diğerinin de otistik olma olasılığı, %36-91 arasındadır. Otistik bir çocuğun uzak ya da yakın akrabalarında şu tip bireylerin olabileceği görülmektedir: geç konuşan, geç yürüyen, mental rötarde (zihinsel gerilik), epilepsili, psikiyatrik tedavi gören (şizofreni, depresyon, sıkıntı, obsesif kompülsif nevroz v.b), tikleri olan (Gilles de la Tourette sendromu), zekası düşük olduğu halde okul başarısı düşük olan, okuma yazmayı geç öğrenen, takıntılı, evhamlı davranışı olan, başkalarına yaşamı zorlaştıracak kadar titizliği olan, aşırı içeri dönük, yeme sorunu olan, herhangi bir genetik hastalığı olan, üstün yetenekli kişiler.

    Özellikle tüberoz sklerozun (tipik hipopigmente cilt lezyonları ve epilepsi ile seyreden bir hastalık), otistik çocukların %5-10'unda görüldüğü ve Tüberoz sklerozlu çocukların %44'ünde de otistik belirtilerin mevcudiyeti öne sürülmektedir. Otistiklerde Frajil X hastalığının görülme olasılığı ise %4 civarındadır. Bu hastalıkta bazen temel ya da başlangıç belirtisi olarak otistik belirtiler görülür [Fisch, 1992].

    Nörolojik muayenesi yapılan otistik çocukların çoğunda kaslarda bir gevşeklik olduğu, eklemlerde aşırı bir elastikiyet olduğu hep dikkati çekmiştir.

    Otizmle ilişkili olduğu sanılan başlıca genler 15. kromozom, 13. kromozom, 6.kromozom ve 7. kromozom üstünde yer almaktadır [Gillberg, 1998]. Ancak tek başına bu genlerin etkili olmadığı, yani birden fazla genin bazı çevresel faktörlerin bir araya gelmesi ile otizmin ortaya çıktığı düşünülmektedir. Yani genlerdeki yapısal bozukluk kuşaklar öncesinden geliyor olabilir veya gebelik sırasında kullanılan ilaçlar, virüsler veya radyasyon gibi faktörler genlerin işleyişini bozuyor olabilir. Otizmden sorumlu en az 5-10 arası gen vardır. Otizmin bütün özellikleri ve şiddeti ile belirmesi için bu 5 genin hepsinin (veya esas birkaç genin) de bozuk olması gerekir, aksi takdirde daha atipik tablolar görülür.

    Bu kromozomların duplikasyonlarındaki mediyal bölgenin sorumlu olduğu da belirtilmektedir. Bu bölgenin beyinde yoğun olarak kullanılan ve anksiyete ve otizmde de sıkça görülen epilepsiyle ilgili olan, GABA adlı biyo-kimyasal madde ile de ilişkili olduğu öne sürülmektedir. Otizmle ilgili olduğu düşünülen, serotoninin hücre içinde taşınması ile ilgili bir maddenin sentezi ile ilgili genlerde de hata bulunmuştur. X kromozomu üzerinde GRPR (gastrin releasing peptide receptor) adlı bir gen hem sindirim sistemi hormonlarını düzenlemekte, hem de erken dönemde beyin gelişimini etkilemektedir; yine otistik çocuğu olan ailelerden alınan kan örneklerine göre, yüksek serotonin oranı aile üyelerinde de rastlanmıştır. Ayrıca, otizmden sorumlu genler vücudumuzda var olup, normal kişilerde çalışmayan genler olabilir. Diğer bir taraftan da otizmin sadece genetik etkenlere bağlı olmadığını ve çevresel faktörlerin de devreye girdiğini kanıtlayan bulgular da vardır. Sonradan oluşan beyin hasarına bağlı olduğu apatik (duygusal donukluk; çevreyle ve insanlarla aşırı ilgisizlik, ifadesizlik ve kopukluk durumu) otistik tablolar, minör fiziksel anomalilerin varlığı saptanmıştır. Aşılar ve travmanın otizmle ilişkisi henüz kanıtlanmamıştır.

    Nöropatolojik araştırmalara göre otizm, beynin pek çok bölgesi ile ilişkilidir. Serebellum, frontal lob, limbik sistem (özellikle amigdala, hipokampus, singulat girus), pariyetal lob, beyin sapı otizmde anormallikler saptanan başlıca beyin yapılarıdır

      Forum Saati Perş. 23 Kas. 2017, 11:52 pm