HERKONU FORUM SİTESİ

Herkonu Forum Sitesi'ne Hosgeldiniz.



Ailemize katilmak ister misiniz ? glsme

HERKONU


    Otistik Çocuklar (muhakkak okuyun)

    Paylaş
    avatar
    Nemo
    Admin
    Admin

    Kayıt tarihi : 13/03/08
    Erkek
    Mesaj Sayısı : 615
    Burç Sembolü : Yengeç / 22 Haziran - 22 Temmuz
    Yaş : 50
    Mesleği : Teknisyen
    Medeni Durumu : Evli
    Çocuk Sayısı : 2
    Yaşadığı Şehir / Ülke : Yurtdışı
    Resim Resim : nemo
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi : ---
    Sevdiğim Sözler Sevdiğim Sözler : Doğruluk sonsuzluğun güneşidir.
    Nasıl olsa doğar.

    Wendell Phillips

    Site Puanı Site Puanı : 203
    Rep Puanı Rep Puanı : 20

    yok Otistik Çocuklar (muhakkak okuyun)

    Mesaj tarafından Nemo Bir Perş. 24 Nis. 2008, 3:35 am

    Çok önemli bulduğum bölümleri kırmızı yaptım. (Elbette hepsi çok önemli)
    Kırmızı bölümleri muhakkak hepimizin iyi bilmesi gerekiyor! Son günlerde en çok merak edilen konular ve muhakkak bilinmesi gerekenler olarak görüyorum...

    Aynı konulara sıklıkla rastlayabiliriz ama hepsini ayrı ayrı okumakta fayda görüyorum





    Otizm, kelime anlamı olarak 'kendine dönük' demektir. Otistik bozukluk ise sosyal ilişkide yetersizlik, iletişimde (sözel ya da sözel olmayan) yetersizlik, tekrarlayıcı davranış ve ilgilerin olmasıyla karakterize bir bozukluktur.

    Otizmin belirtileri nelerdir?
    Aşağıda otistik bozukluk tanısı için belirtiler sayılmaktadır. Otistik bozukluk diyebilmek için bu belirtilerin tümünün olması gerekmez.

    A - Dil gelişimi İle İlgili belirtiler


    1. Çoğunlukla konuşma gecikmesi (1 yaşında tek kelimeler, 2 yaşında 2 kelimelik cümlelerin olmaması) ya da hiç konuşamama kliniğe en sık başvuru nedenidir.
    2. Ses tonları genellikle monotondur, 'robot' veya mekanik ses tonu ile konuşabilirler, ses tonlarını ayarlamada problemleri olabilir.
    3. Kendilerinden 'Ben' yerine 'O' veya kendi ismiyle söz edebilirler. Örneğin 'Ben süt içmek istiyorum' yerine 'O süt içmek istiyor' gibi.
    4. Konuşmaları 'papağan' gibi tekrarlayabilirler ya da bir cümleyi saatlerce aynı şekilde söyleyebilirler.
    5. Müziğe karşı çok ilgili olabilirler. Şarkı sözlerini ezberleyebilirler ancak konuşma dilini kullanmakta zorlanırlar.
    6. Çoğunlukla konuşmayı kendiliğinden başlatma ve sürdürmede zorlanırlar.
    7. Konuşan otistikler bile, daha çok ihtiyaçlarını ifade etmek için konuşurlar. Ya da ilgilendikleri konularla ilgili tekrarlayıcı bir konuşmaları söz konusudur.
      Sohbet etmek, uzun anlatmak, karşı tarafın görüşlerini merak etmek pek görülmemektedir.



    B - Duygusal ve sosyal gelişimle ilgili belirtiler


    1. Çoğu ilk bebeklik döneminden beri göz göze bakmaktan kaçınır ya da hiç göz kontağı kurmaz.
    2. Genelde ilk bebeklik dönemlerinden itibaren normal çocuklarda görülen gülümsemeye karşılık verme, bu çocuklarda görülmez veya seyrektir. Bazen anlamsız gülümsemeleri olabilir.
    3. İlgi duyduğu bir nesneyi gösterirken annenin yüzüne bakmaksızın gösterirler.
    4. Genellikle 7-8 ay civarında 'ce-e' oyununa tepki vermezler.
    5. Genellikle 1 yaş civarında 'bay- bay' yapmayı öğrenemezler ya da farklı biçimde ve çok daha geç taklit ederler.
    6. Donuk yüz ifadeleri vardır.
    7. Kucağa alınmaktan, dokunulmaktan pek hoşlanmazlar.
    8. Seslenildiğinde bakmazlar (çoğu zaman aileler duymadıklarını düşünerek doktora götürebilirler), özellikle insan sesine ilgileri zayıftır.
    9. Çevrede olup bitenlere karşı ilgisizdirler.
    10. Yaşıtlarına ilgi göstermezler, onlarla oynamak yerine yalnız başlarına olmayı tercih ederler.
    11. İnsanları bir 'eşya' gibi kullanabilirler.
      (Örneğin istedikleri şeyleri annelerinin elini tutarak işaret ederler ve istendiği verildikten sonra da yanlarında kimse yokmuş gibi davranabilirler)
    12. Hep aynı şekilde ve hep aynı tür oyuncaklarla oynamak isteyebilirler.
      (Örneğin bir arabayı sürmek yerine arabanın tekerleğini uzun süre döndürerek ilgilenebilirler veya arabaları, legoları yan yana dizebilirler ya da bir ip parçasıyla uzun zaman uğraşırlar)
    13. Oyunları genelde tek düze ve tekrarlayıcıdır.
    14. Bazen diğer çocukların ilgi gösterdiği oyuncaklara hiç ilgi göstermezler. Bunlar yerine örneğin, tencere, tava gibi ses çıkaran eşyalara ya da küçük yaşlardan itibaren gazete ve kitaplara ilgi gösterebilirler.
    15. Evcilik, hırsız-polis gibi taklide dayalı oyunları çoğunlukla oynayamazlar.



    C - Kısıtlı ilgi alanı ve tekrarlayıcı davranışlarla ilgili belirtiler


    1. Değişikliklerden hoşlanmazlar.
      (Örneğin yeni kıyafetler alındığında diğer çocuklar gibi sevinip kabul etmek yerine uzun süre yeni eşyaları reddedebilirler veya odanın düzeni değiştiğinde aşırı tepki verebilirler)
    2. Bazı tekrarlayıcı davranışları olabilir.
      (Örneğin, parmak ucunda yürüme, sallanma, kendi etrafında dönme, aynı çizgi üzerinde koşturup durma, kanat çırpar gibi el hareketleri)
    3. Bazen okula gitmeden televizyondaki ya da gazetelerdeki marka isimlerini (araba markaları, cep telefonu markaları gibi) öğrenebilirler. Ancak bu gerçek bir okuma değildir.
    4. Bazı eşyalara aşırı tutkun olabilirler.
      (Örneğin gazoz kapakları, deterjan kutuları, cep telefonları, elektrik kabloları gibi)
    5. Uzun süre dönen eşyaları izleyebilirler.
      (Örneğin çamaşır makinesi, pervaneler, araba tekerlekleri, saatler gibi)
    6. Bazıları eşyaları tatma ve koklama yoluyla tanımayı seçebilirler. Her türlü şeyi koklayabilirler veya ağızlarına götürebilirler.
    7. Pek çok otistik çocukta duyusal aşırı duyarlılık olabilir. Kimsenin almadığı kokuyu alma, bazı kokulara aşırı tepki (bazı yiyecekler, deterjan, vs), normal bir gürültüde tahammülsüzlük, ellerini kulaklarına götürme, bazı kıyafetlerden rahatsız olma ve giyememe, gıdaları tadıp sonra yeme bu özelliklerden bir kaçıdır.


    Özet olarak;
    1-2 aylık çocuk göz göze bakmıyorsa,
    Annenin güldürmesine tepki vermiyorsa,
    6 aylıkken annenin gösterdiğine bakamıyorsa,
    Kucakta koltukta oturur gibi oturuyorsa,
    Seslenince tepkisi yoksa,
    1 yaşına geldiğinde anlamlı tek kelimeleri yoksa,
    'Bay- bay' yapmayı öğrenemediyse,
    'Ce-e' oyununa tepkisi yoksa ve çevresindeki insanlara ilgi göstermiyorsa,
    2-3 yaşlarına dek 2 kelimelik cümleler kuramıyorsa,
    Oyuncakları ile yaşıtları gibi oynamayıp, yaşıtlarına ilgi göstermiyorsa Aile otizmden şüphelenmeli ve zaman kaybetmeden bir çocuk psikiyatristine başvurmalıdır!

    Otizmin sebebi nedir?
    Şu anda otizmin sebebinin ne olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Yapılan araştırmalarla en önemli etkenin genetik olduğu ve bunun yanı sıra çevresel etkenlerin (hamilelik döneminde kullanılan ilaçlar, radyasyon, doğum travmaları, 'ensefalit' denen bazı beyin iltihabı durumları gibi) etkili olduğu söylenmektedir
    Otistik çocuğu olan bir ailenin ikinci çocuklarında otizm ve benzeri durumların görülme oranı %4-10 arasındadır.

    Otizmin sıklığı nedir?
    Türkiye'de otizmin sıklığı bilinmemektedir. Avrupa ve ABD'deki son çalışmalara göre toplumda bin kişiden birinde görüldüğü bildirilmektedir.

    Doğumdan önce otistik tanısı konabilir mi?
    Şu andaki yöntemlerle doğum öncesi otistik bozukluk tanısı konamamaktadır.

    Otizmin tedavisi var mıdır? Nasıl tedavi edilir?
    Tedavide en önemli nokta, mümkün olan en erken yaşta tanı konması ve hemen eğitsel tedaviye başlanmasıdır. Çünkü erken yaşlar beyin gelişiminin en hızlı olduğu dönemlerdir. Erken tedaviye başlanması çocuğun dil gelişimini, kendine bakım becerilerini edinmesi ve yaşıtlarıyla birlikte okula devam edebilmesi için çok önemlidir.
    Tedavinin temel olarak iki ayağı vardır:
    1. Eğitsel tedavi ile dil gelişimi, sosyal gelişim, kendine bakım ve zihinsel becerilerin kazanılması ve istenmeyen davranışların ortadan kaldırılması hedeflenmektedir.
    2. İlaç tedavisi ile çoğunlukla eşlik edebilen aşırı hareketlilik, hırçınlık, dikkat dağınıklığı, saldırgan davranışlar, depresyon ve epilepsi nöbetlerinin düzeltilmesi amaçlanmaktadır.


    Ne kadar düzelir?
    Önceleri yapılan çalışmalarda yüz otistik çocuktan yaklaşık 30 kadarının yaşamlarını bağımsız olarak sürdürebilecekleri bildiriliyordu. Geri kalanların ise yaşamlarında birinin denetimine ve desteğine ihtiyaç duydukları söylenmekteydi. Geçmişteki çalışmalarda otistik bireylerin bağımsız yaşayabilmesinin 5 yaşından önce konuşmanın başlamış olmasına, çocuğun zeka düzeyine, otistik belirtilerin derecesine ve ek olarak bazı tıbbi durumların (epilepsi gibi) olmayışı gibi faktörlerle ilgili olduğu düşünülmekteydi.
    Ancak son zamanlardaki çalışmalarla erken dönemde tanı, erken ve yoğun özel eğitim alanlarının, otizm belirtilerinin büyük kısmında düzelme sağladığı, bağımsız ve kaliteli yaşam sürdürme şansını arttırdığı bulunmuştur. Erken dönemde tanı konması ve erken / yoğun eğitsel tedavinin iyileşmede daha önce bildirilen faktörlerin yanı sıra çok önemli bir değeri olduğu ortaya konmaktadır.
    Erken ve yoğun eğitsel tedavide ailenin de tedavi sürecine katılımı çok önemlidir. Otistik çocuğa yurtdışında haftalık 20-40 saatlik yoğun tedavi uygulamalarında, erişkin yaşamda yaşamını bağımsız sürdürme olasılığını önemli ölçüde arttırdığı belirtilmektedir. Ülkemizde olanakların sınırlı olması nedeniyle ailenin evde de eğitsel tedaviyi sürdürmesi çok daha önemlidir. Bu koşullarda ailelere ikinci bir görev düşmektedir. Haftada bir kaç seans eğitimci ile olan çalışmalardan sonra, kendilerinin de evde eğitim programına devam etmeleri ve çocuklarının ayrıca eğitimcisi olma rolünü kabul etmeleri uygun olacaktır. Eğitim programının etkinliğini değerlendirmede yine ailelerin aktif rolü olmalıdır.
    Herhangi bir eğitim programına başlamadan önce, çocukları ile ilgili gözlemlerini not edip, her ay bir defa çocuklarının durumunu tekrar gözden geçirip, eğitim programının etkin olup olmadığını değerlendirme şansları olacaktır.
    Eğitim programları, duygusal ve sosyal becerileri arttırma (taklide dayalı beceriler ve insan ilişkilerine duyarlılığı arttırarak), istenmeyen davranışları azaltma, lisan geliştirmeyi içermelidir.
    Dil gelişimi için mutlaka bir konuşma terapistine ihtiyaç vardır. Ülkemizde konuşma terapisti sayısı az olduğundan sıklıkla bu işi de özel eğitimciler yapmaktadır.Ancak eğer konuşma terapistine ulaşma şansı varsa mutlaka en erken yaşta konuşma terapistine başvurmak gerekir.

    Otizmi kimler tedavi eder?
    Çocuk ve ergen psikiyatristleri
    Otistik bozukluk tanısı koymada ve tedavi planını oluşturmada ve tedaviyi izlemede çocuk psikiyatristleri sorumludur. Otistik bozukluğu olan çocuklarda bazı ek tıbbi durumlar (epilepsi, genetik sendromlar) ve ek psikiyatrik bozukluklar (aşırı hareketlilik, hırçınlık, depresyon, uyku bozuklukları gibi) olabileceğinden gerekli görüldüğünde bu durumlara yönelik tetkik, tedavi ve yönlendirmeleri yaparlar.

    Çocuk doktorları (pediatristler)
    Genellikle bir çok aile çeşitli nedenlerle çocuk doktorlarına başvurduğundan ilk olarak bu çocukları çocuk hekimleri görebilmektedirler. Şüphelenildiğinde çocuk psikiyatristine yönlendirilmektedir.

    Çocuk nörologları
    Otistik bozuklukla ilgilenen çocuk nörologları bu bozukluğun tanı ve tedavisini sürdürmelerinin yanı sıra ayrıca otizme eşlik edebilecek epilepsi durumu ve diğer nörolojik bozuklukların da tanı ve tedavisinden sorumludurlar.

    Psikologlar
    Tanı konduktan ve gerekli tetkikler tamamlandıktan sonra, çocuğun zeka düzeyini belirlemede rolleri vardır. Eğer otizmde eğitim verme konusunda bir eğitimden geçmişse, özel eğitimde rol alabilir.

    Özel eğitimciler
    Bu olgularda eğitsel programı başlatma ve yürütmeden sorumlu olan meslek grubudur. Aileyi bu programa dahil etmek ve eğitmek, ev ödevi vermek gibi programlarlarla uygulamaların etkinliğini arttırmaktadırlar.


    Konuşma Terapistleri
    Çocuğun aldığı eğitim programı yanında bir konuşma terapistinden konuşma tedavisi de alması uygun olacaktır.

    Otistiklerin tanı ve tedavisini geciktiren yanlış inanışlar
    '4 - 5 yaşına dek bekleyelim, konuşmazsa doktora gidelim.'
    'Bizim ailede konuşma gecikmesi ırsidir. Herkes geç konuşur ancak sonra konuşur.'
    'Sessizdir ve uysaldır, rahat çocuktur.'
    'Doktor tam otizm tanısı koymadı, sadece şüphelendi, eğitime başlamayalım.'
    'Çocuğumuz dahidir, konuşmadan önce okumayı söktü, oyuncaklar ve arkadaşlıklardan ziyade gazeteler ve elektronik eşyalara ilgi duyuyor.'

    Artık biliyoruz ki
    Ne kadar erken tanı konulup tedaviye başlanırsa gidişat o kadar iyi olabilir.

    Eğer konuşma gecikmesi veya başka belirtiler ailede de varsa, bu otizm lehine bir bulgu olabilir.
    Bu durum eğer doktor tam otizm tanısı koymayıp, kısmi benzerlikten söz ederse, benzeyen yönler için eğitsel tedavi gerektirir.
    Otistik çocukların bir kısmı konuşmadan okur! Bu bir deha belirtisi olmayabilir!




    ALINTI:http://www.saglik-info.com/index.php?p=314&l=279&t=2#a1

      Forum Saati Ptsi 20 Kas. 2017, 7:15 pm