HERKONU FORUM SİTESİ

Herkonu Forum Sitesi'ne Hosgeldiniz.



Ailemize katilmak ister misiniz ? glsme

HERKONU


    OTİZMDE DUYU ENTEGRASYONU

    Paylaş

    çarem
    Yasaklı
    Yasaklı

    Kayıt tarihi : 08/03/08
    Kadın
    Mesaj Sayısı : 85
    Burç Sembolü : Balık / 20 Şubat -  20 Mart
    Medeni Durumu : Evli
    Çocuk Sayısı : 2
    Eğitim Durumu : üniversite mezunu
    Yaşadığı Şehir / Ülke : çanakkale
    Resim Resim :
    Site Puanı Site Puanı : 2
    Rep Puanı Rep Puanı : 4

    yok OTİZMDE DUYU ENTEGRASYONU

    Mesaj tarafından çarem Bir Perş. 01 Mayıs 2008, 6:24 pm

    Gülser Vardarcı Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü 3.sınıf 07014450 OTİZM ve DUYUSAL ENTEGRASYON BOZUKLUĞU Duyu organlarımızla gelen bilgilerle, çevremizi ve kendimizi algılarız. Dokunma,tat alma, koku, görme, işitme, proprioseptif (kas eklemler ve bağ doksu ile algılanan pozisyon duyusu) ve vestibüler (iç kulaktaki duyu organları ile algılanan, hareket, denge ve yerçekimi ile mesajları alan) duyular aracılığıyla alınan uyaranlar ile merkezi sinir sistemine pek çok bilgi iletilir. Merkezi sinir sistemimiz, beyin ve beynimizin vücudumuz ile ilişkisini sağlayan omurilikten oluşur. Görevi, iletilen bilgileri organize etmek, gelen bilgiler arasında bağlantı kurmak ve parçalardan bir bütün oluşturmaktır. Bir tek duyudan alınan mesajlar öğrenmemiz için yeterli değildir. Çeşitli duyuların sağladığı bilgiler arasında ilişkili olmalıdır. Örneğin, dokunma duyusu ile alınan mesajlar görmeye, görme duyusu ile alınan mesajlar dengeye ve vücudun farkında olunmasına, bu da öğrenmenin gerçekleştirilmesine yardımcı olur. Mesajlar arasında bağlantı kurulması, yani duyu bütünlemesi sayesinde beynimiz bizim çeşitli beceriler kazanmamızı ve öğrenmemizi sağlar. Çocuğun ayakkabısını bağlamayı öğrenmesi için ayakkabı bağını görmesi, ona dokunması, kendi parmak hareketlerini kontrol edebilmesi, kendine anlatılanları dinlemesi, dengesini bozmadan çömelerek belli bir pozisyonda ayakkabısını bağlaması gerekmektedir. Bu sayılan duyuların çoğundan gelen mesajların birbiriyle bağlantısının yani duyu bütünlemesinin olması gereklidir. Tüm bu kapasiteler insanda bilinçdışı bir şekilde oluşmaktadır. Bunun yanı sıra, yine bilinçdışı şekilde sinir sistemimize sürekli olarak kaslarımızdan bilgiler aktarmaktadır. Bu algılar ise basınç, hareket, vücut pozisyonu ve yerçekimi kuvvetidir. Bu da bizim vücudumuzu algılayışımızı, uzay içindeki duruşunu, vücudumuzun aldığı pozisyonları ve başka objelerle ilişkisini değerlendirmemizi sağlar. Tüm bu algıların normal olarak işlemesi, bizim makasla kesme işi yaparken veya saçımızı tararken her hareketimizi tek tek düşünmeden zorunda kalmadan yapmamızı sağlar. Duyu Bütünlemesi Bozukluğu: Duyu bütünlemesi bozukluğu olan çocuklar algıladıklarını bütünleştiremezler ve parçalardan bir bütün oluşturamazlar. Otistik özellikleri olan çocukların çoğunda duyu bütünlemesi bozuklukları görülür. Vestibüler uyaranları bütünleme güçlüğü yaşayan çocukların, günlük yaşamda yerçekimine güvensiz ve savunmacı davranışlar geliştirdiği görülür. Örneğin, merdivenin son basamağına atlayamaması, kaldırım taşı üzerinde yürüyememesi, merdiven korkuluğuna sıkıca tutunmadan inip çıkamaması, oturduğu sandalyenin başkası tarafından hareket ettirildiğinde aşırı derecede korkması gibi. 1960’ların başında, Dr. Jean Ayres bazı çocuklarda, duyular yolu ile gelen bilgilerin sinir sistemi tarafından değerlendirilmesinde problem yaşandığı teorisini ortaya atmıştır. Duyu entegrasyonu bozukluğu yaşayan çocukların belirtileri sıralandığında, bunların otistik çocuklarda da görüldüğü bu nedenle bu bozukluğun otistik çocuklarda da bulunduğu fikri desteklenmektedir. (Ayres, A. J. 1979)


    Otizmde görülen duyusal entegrasyon bozukluğu belirtileri şöyle sıralanabilinir,

    Ø Dokunma, hareket, ses ve görüntüye aşırı duyarlılık: Katı gıda yeme problemi, bazı seslerde kulak tıkama, genelde çocukların hoşuna giden havaya atılma gibi fiziksel oyunlardan korkma bu alanla ilgili ve aynı zamanda otistik çocuklarda görülebilen davranışlardır.
    Ø Duyusal uyaranlara karşı duyarsızlık: yukarıdaki örneklerin aksine bazı çocukların acı, ısı gibi şiddetli uyaranlara duyarsız kalması gibi durumlar buna örnek verilebilir. Bazı çocuklar bu iki uç durum arasında gidip gelebilirler.
    Ø Aktivite seviyesinin normalden çok daha az ya da fazla olması: Otistik çocukların bazılarında görülen sürekli bir yorgunluk, zor harekete geçebilme hali ile diğer uçta sürekli hareket halinde olup bir türlü oturtulamayan çocuklar örnek olabilir.
    Ø Koordinasyon problemleri: Genelde çoğu otistik çocuklar çok iyi bir dengeye sahip olabildikleri halde basit bir işi örneğin makas ile kesmeyi öğrenmekte güçlük çekebilirler.
    Ø Konuşma lisan, motor becerilerde gecikme ve akademik başarıda zayıflık: Erken çocukluk döneminde konuşma problemi, okul yıllarında da öğrenme ve okul problemleri, en sık rastlanan durumlardır.
    Ø Davranışlarını organize etmekte güçlük çekme: Bazı otistik çocuklar genellikle yıkıcı ve dürtüsel davranışlara sahip olabilir. Belli bir işi yaparken plan kurmakta, yeni bir duruma uyum sağlamakta güçlülük çeker.

    Duyu Bütünlemesi Terapisi: Tek başına bir eğitim yaklaşımı değildir. Duyu algılamalarında farklılık olan otistik çocukların, doğru tepki verebilmeleri, kendilerini tanımaları, bulundukları mekân içinde kendileri algılamaları, çevrelerinin farkında olmaları ve hareketlerini kontrol edebilmeleri sağlanarak, öğrenme için gerekli ortam hazırlanır. Duyu bütünlemesi terapisi, dört yıllık bir yüksek öğrenim programını tamamladıktan sonra konusunda lisans üstü eğitim, seminer ve sertifika programlarına katılmış, bu konuda deneyimli uğraşı terapistlerince uygulanır. Özel tekniklerle, otistik özellikleri olan çocuğun ihtiyaçları doğrultusunda duyuları uyarılarak beynin mesajları organize etmesine yardım edilmektedir. Bunun için geniş bir oda içinde çeşitli büyüklükte terapi topları silindir şeklinde yastıklar, tavandan asılan serbest sallanan salıncaklar, altına tekerlekler yerleştirilmiş platformlar... v.b kullanılabilir. Çocuğun yaşına uygun ve eğlenceli çeşitli fiziksel etkinlikleri içeren tedavide, terapist ortamı kontrol ederken, çocuğun kendi yaptıklarını kontrol etmesi beklenir. Uygulanılan teknikler arasında, çocuğun vücut pozisyonunu değiştirme, sallama, yuvarlama, fırlatma, üstüne binme, döndürme ...v.b etkinliklerin yanı sıra, çocuğu pamukla dokunarak uyarma, ovma ve fırçalama gibi direkt dokunsal uyaranlar verilmesi de vardır. Dr. A. Jean Ayres geliştirdiği duyusal bütünleme terapisinde 3 asal duyu üzerinde yoğunlaşmıştır ( Ayres, A. J., 1979): Takdil (dokunma), vestibüler (işitme, denge) ve properioseptif (kaslar ve tendonlar). Takdil sistemin nöronları derinin hemen altında bulunur ve beyne mesajlar gönderirler. Bu mesajlar hafif dokunuş, ısı, acı ve sıkıştırma gibi hislerdir. Bunlar kişiye çevre hakkında bilgi verirler. Bu sistemdeki sorunlar kişinin dokunulmaya karşı direnç göstermesini, bazı yemekleri yememesini, bazı kıyafetleri giymemesini, ellerini yıkamamasını ellerini hiçbir şeye sürmemesini (yapışkan, kir, toz , boya, ıslak bez) ve ellerini kullanmamasını acıya karşı hissizmiş gibi davranmasını, içe dönük yaşamasını (izole olmuş bir şekilde), genel irrite halini ve hiperaktif olmasını sağlar. Vestibüler sistem iç kulaktaki yarım daire kanallarıyla ilgilidir ve başın dönme ve eğilme hareketlerini kontrol eder. Proprioseptif sistem kasların ve tendonların kullanımıdır. Bu sistem insanın nerde (ör: sandalyede mi?) olduğunu söyler. İnce motor hareketlerinin yapılmasını sağlar, kalem tutup yazmak, kaşıkla çorba içmek, düğme iliklemek bu sistemin doğru çalışmasıyla lur. Bu sistemde problem olursa, kişi düşer, boşlukta vücuduna doğru pozisyonu veremez, bebeklikte doğru emekleyemez, çıt çıtları yapamaz ve yemek yemesi düzgün olmaz. Diğer bir başka sorun ise motor plan yapamazlar. Duyusal bütünleme problemi olan insanlar, çabuk yorulurlar, ince ve büyük motor koordinasyon sorunları olur, planlama yapamazlar, konuşma/lisan problemleri olur ve okul sorunları 8akademik eğitim) olur. Araştırmanın amacı: Amerika’da Ayres kliniği 1979 yılında Jean A. Ayres tarafından kurulmuştur ve Sensory Integration International ile duyusal entegrasyon bozukluğunun terapisine öncülük etmektedir. Ayrıca yine Amerika’ da bulunan Therapeutic Associates , İsrail’de ELEM Enstitüsü, terapilerinde duyusal bütünleme tedavi yöntemlerine büyük önem vermektedirler. Araştırma, Türkiye’de henüz yeni yaygınlaşmaya başlayan bu tedavi yaklaşımının otistik çocuklardaki etkisini, bu bozukluğun otistik çocukların gündelik hayattaki problemlerini, duyusal terapi alan çocuklar ile duyusal terapi almayan çocuklar arasındaki farkları araştırma amaçlanmaktadır.

      Forum Saati Ptsi 24 Tem. 2017, 10:26 am