HERKONU FORUM SİTESİ

Herkonu Forum Sitesi'ne Hosgeldiniz.



Ailemize katilmak ister misiniz ? glsme

HERKONU


    sehir efsaneleri(sakarya)

    Paylaş
    avatar
    reco_54
    Ödüllü Üye
    Ödüllü Üye

    Kayıt tarihi : 12/03/08
    Erkek
    Mesaj Sayısı : 1666
    Burç Sembolü : Terazi / 24 Eylül - 23 Ekim
    Yaş : 47
    Mesleği : Otomativ
    Medeni Durumu : Evli
    Çocuk Sayısı : 1
    Eğitim Durumu : Lise
    Yaşadığı Şehir / Ülke : Bursa
    Resim Resim : ---
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi : ---
    Sevdiğim Sözler Sevdiğim Sözler :
    İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur.
    Site Puanı Site Puanı : 583
    Rep Puanı Rep Puanı : 81

    yok sehir efsaneleri(sakarya)

    Mesaj tarafından reco_54 Bir Paz 01 Haz. 2008, 4:11 pm

    Sapanca gölü Söylencesi
    Günün birinde Sapanca’ya bir ermiş gelir.Selam verir selamını alan olmaz.Konuk olmak ister kimse konuk etmek istemez.akşama yorgun argın kasabadan dönerken uzaktan ışık sızan küçük bir kulübe görür.Bir adım daah atacak gücü kalmamıştır.Kulübeye varır,kulübede geçimini sapan yaparak sağlayan iyi yürekli bir insan yaşamaktadır.Ermişi güler yüzle karşılar:buyur eder."Hoş geldin safala rgetirdin aşı şimdi ocaktan inidirmişitim Tanrıdan bir misafir istiyordum sen geldin" der ve en rahat köşeye misafirini oturtur.izeeiti ikramda bulunur.Daha sonra da yatacak yer gösterip yatırır.Davranışı ermişi çok memnun etmiştir.

    Ertesi gün erkenden kalkarlar.Ermiş teşekkür edip izin ister ve yolaö koyulur.Sapancı da karşı tepelere değin onu uğurlar.dönüşte aşağıdaki kasabayı göremez.Yerinde kocaman bir göl olmuştur.Küçük kulübesinden başka ev kandisinden başka insan kalmamıştır.

    Kasaba tüm kötülükleriyle yok olmuştur.O günden sonra göle Sapancı Gölü denilir.Zamanla da bu Sapanca’ya dönüşür
    avatar
    reco_54
    Ödüllü Üye
    Ödüllü Üye

    Kayıt tarihi : 12/03/08
    Erkek
    Mesaj Sayısı : 1666
    Burç Sembolü : Terazi / 24 Eylül - 23 Ekim
    Yaş : 47
    Mesleği : Otomativ
    Medeni Durumu : Evli
    Çocuk Sayısı : 1
    Eğitim Durumu : Lise
    Yaşadığı Şehir / Ülke : Bursa
    Resim Resim : ---
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi : ---
    Sevdiğim Sözler Sevdiğim Sözler :
    İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur.
    Site Puanı Site Puanı : 583
    Rep Puanı Rep Puanı : 81

    yok Ağaç Baba Söylencesi ,Beş köprü söylencesi

    Mesaj tarafından reco_54 Bir Paz 01 Haz. 2008, 4:12 pm

    Ağaç Baba Söylencesi

    Adapazarı’nın Erenler Tepesi’nde Ağaç Baba adlı bir ermiş yaşarmış.Söylenceye göre Ağaç Baba bahr gelince ormana iner,boş tarlalara fidan diker.ağaç yetiştirir.ağaç Baba’nın diktiği fidanlara el sürenin,onlara zarar verenin elleri kurur;Başına her türlü kötülük gelir.Bu yüzden kimse ormana el süremez.

    Söylenceye göre Ağaç Baba ölüm döşeğinde iken "Benden sonra çocuklarınızın mutlu,topraklarınızın bereketli olmasını isterseniz ağaçlara dokunmayın benim hayır duamı alarak ,dünya ve Ahirette mutlu olmakistiyorsanız ağaç dikin" diye vasiyet eder.

    Günümüzde de yörede ağaçlara zarar verenlerin kötülük görecekelerine inanılır.


    Beş köprü söylencesi

    Günün birinde sakar Dede adında bir ermişin yolu bu yöreye düşer.Sakarya üzerindeki Beşköprü’den durdurulup geçiş vergisi istenir.Dede parasaı olmadığını ve bu parayı ödeyemeceğini söyler.Faakt parası yoksa köprüden e geçemeyeceği kendisine söylenince ellerini açıp Tanrı’ya dua eder.Duası bitmeden nnehir yer değiştirip ovadan akmaya başlar.sakar Ded’nin gösterdiği ovadan akmaya başlamıştır.

    İnanışa göre o günden sonra nehrin adı sakar diye anılmaya başlar.Bu ad zamanla Sakarya’ya dönüşmüştür.Erenler Tepesi’ndeki ermişin de Sakar Dede olduğuna inanılır.


    Şeyhler Köyü'ne ilişkin Söylence

    Orhan Gazi Akçakoca'ya doğru ilerlerken Şeyhler Köyü'nün biraz güneyinde mola verir;KonaklarKöyden Şeyh İsmail Askerlerin karnını doyurmayı üstlenmiştir.Karargaha gider,askerlerin önüne ,bir kişilk yemek bırakır.Orhan Gazi buna kızar ama ,askerler doymuş yemek artmıştır bile Orhan Gazi Şeyhin bu kerameti karşısında elini öper,bir dileği olup olmadığını sorar.Şeyh ezan sesinin duyulduğu alanın kendisine bağışlanmasını ister.Bu dilek yerine getirilir.

    İnanışa göre "Hacet Bayramı " , her yıl o günün anısını yaşatmak için düzenlenir.Bu bayaramda yemekler ne denli az,konuklar ne denli çok olursa olsun,herkesin karnı doyar.
    avatar
    reco_54
    Ödüllü Üye
    Ödüllü Üye

    Kayıt tarihi : 12/03/08
    Erkek
    Mesaj Sayısı : 1666
    Burç Sembolü : Terazi / 24 Eylül - 23 Ekim
    Yaş : 47
    Mesleği : Otomativ
    Medeni Durumu : Evli
    Çocuk Sayısı : 1
    Eğitim Durumu : Lise
    Yaşadığı Şehir / Ülke : Bursa
    Resim Resim : ---
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi : ---
    Sevdiğim Sözler Sevdiğim Sözler :
    İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur.
    Site Puanı Site Puanı : 583
    Rep Puanı Rep Puanı : 81

    yok sakaryada sehir efsaneleri

    Mesaj tarafından reco_54 Bir Çarş. 03 Eyl. 2008, 10:17 am

    Taraklı’da kabir ziyareti yapan bayanların cep telefonlarıyla çektikleri mezarlıktaki yeşil ışık ülke gündemi o kadar yoğun iken gazete ve TV’lerde yer bulurken ilimizde de birbirinden ilginç efsaneler de bulunuyor



    Taraklı’da Ramazan Bayramında çekildiği söyleyen ve ulusal basında da oldukça yer alan mezarlıktaki görüntülerin ardından Sakarya’da halkın dikkatini çekecek efsane haline gelmiş başka olaylarda bulunuyor
    Dost sohbetlerinde veya kulaktan kulağa yayılan şehir efsaneleri arasında neler yokki.. Sevdigine ulaşamadığı için kanlı gelinlikle dolaşan genç kızdan tutunda Uzunçarşı’da abdest aldığı söylenen ak sakallı dedeye kadar çesitli efsaneler var
    İşte Vatandaşlar arasında kulaktan kulağa yayılan efsanelerden bir kaçı şöyle;


    Uzunçarşı’da şadırvanda
    Takunya sesleri

    İlk şehir efsanelerinden biri Adapazarı şehir merkezinde. Yıllardır kulaktan kulağa anlatılan ve uzunçarşı esnafının da çok iyi bildigi esnafe o kadar konuşuluyorki şu anda uzunçarşı’da güvenlik olarak çalışanların bile bu efsaneye tanık oldukları ifade ediliyor

    Özellikle Uzun çarşı ve Kapalı Çarşı eşrafını aşina olduğu en önemli efsanelerden biri Orta Camii’de geçiyor. Anlatılanlara göre ilimizin en eski camilerinden biri olan bu camiide gece saatlerinde şadırvandan su sesi geliyor ve bilinmeyen kişiler namaz kılıyorlar

    Hiç kimsenin olmadığı anda duyulan bu sesler insanları ürkütüyor. Ancak bu seslere alışanlar var. Hatta çarşıda bulunan özel güvenlik görevlileri gelen seslerin ne oldugu yönünde anlatılanlar üzerine efsanenin doğruluğunu ögrenmek için anlatılanlara göre her akşam camii şadırvanın önüne takunya ve havlu bırakıyorlar.

    Su sesinin kesilmesinin ardından ise bıraktıkları eşyaların ıslanmış olduğunu görüyorlar. Ancak nasıl ıslandığını tam bilmiyorlar çünkü korktukları için su sesi gelirken şadırvanın oraya gitmiyorlar.

    Çatı katında her Gece
    mum yanan metruk ev

    Şehirde anlatılan efsanelerden biri de Kurtuluş Mahallesinde geçiyor. Anlatılanlara göre aynı mahallede bulunan ve bir süre önce yıkılan tarihi binanın çevresinde ilginç olaylar yaşandığı konuşuluyor.

    Buna göre eski ev yıkılmadan önce çatı katında hava karardıktan sonra sürekli bir mum ışığı yandığı söyleniyor.

    Burasıyla ilgili de çok anlatılan var. Bunlardan biri de evin arka sokağında bulunan hurma ağacının altında sabah gün doğarken ateş yanması…

    Aynı zamanda normalde hava karardıktan sonra uyuması gereken tavukların bu ağacın dallarında uyanık vaziyette durduğu da görenler olduğu söyleniyor.
    Bazı vatandaşlar ağacın dibinde ateş yanmasını hazine var olarak yorumlarken buna gerekçe olarak ise kendilerinin de önceden duydukları şehir efsanelerini gösteriyorlar.

    Apartmanın altında
    Bulunan türbe

    Aslında buna şehir efsanesi demek ne kadar doğru olur bilemiyoruz. Bu şehirde yaşan herkesin çok iyi bildigi olay şehrin göbeginde Sakarya Doğum ve çocuk bakımevi yanında bulunan bir apartman altında yaşanıyor

    Yaşanıyor diyoruz çünkü hala var..

    Herkesin bildiği bu olayın Evliya mezarı mı yoksa sıradan mezar mı olduğu geçmişte uzun süre tartışılmıştı. Ancak bu mezarda son günlerde dikkat çeken konu Kapalı Çarşıdakine benzer durumda.

    Kulaktan kulağa yayılan efsanelere göre bazı vatandaşlar bu mezarın başına akşam saatlerinde ibrik dolusu su bırakıyor sabah baktıklarında ise suyun azaldığını görünce mezarda yatan şahsiyetin abdest aldığı şeklinde yorumluyorlar.


    Uzunçarşı’da
    Tekbir sesleri

    Sıradaki efsane yine Uzun Çarşıdan. Uzun Çarşının Karaağaç girişinde bulunan Ağa Camii’nin bahçesindeki mezarın değerli bir zata ait olduğu biliniyor. Ancak işi ilginç kılan buradan gece saatlerinde geçenlerin sürekli Tekbir sesi duyması. Birçok vatandaş bunun gerçek olduğuna inanıyor.

    Karasu yolundan
    Geçerken dikkat

    Bu şehir efsanesinin hikayesinin kaynağı ise bilinmiyor. Ancak anlatılanlara göre birbirini seven iki gencin sonu ölümle biten hikayesi sonrasında ortaya çıkıyor.

    Genç bir kızın gelinliklerle baba ocağından ayrılırken ölümü sonrasında anlatıldığı hikayeden anlaşılıyor


    Çünkü efsenaye göre evlenemeden öldüğü söylenen gelinlikler içerisindeki genç kız Karasu Limandere yolu üzerinde bugün yeni yol yapıldığı için bugün fazla kullanılmayan ağaçlar altında uzayıp giden yolda araçların arka koltuğunda beliriyor.

    Özellikle hava karardıktan sonra ortaya çıktığı söyleyen kanlar içerisindeki bu genç kızı görenler hayal mi görüp anlattılar bilinmez ancak bu yolu kullananlar her gelip geçtiklerinde bu olayı hatırlarlar
    avatar
    reco_54
    Ödüllü Üye
    Ödüllü Üye

    Kayıt tarihi : 12/03/08
    Erkek
    Mesaj Sayısı : 1666
    Burç Sembolü : Terazi / 24 Eylül - 23 Ekim
    Yaş : 47
    Mesleği : Otomativ
    Medeni Durumu : Evli
    Çocuk Sayısı : 1
    Eğitim Durumu : Lise
    Yaşadığı Şehir / Ülke : Bursa
    Resim Resim : ---
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi : ---
    Sevdiğim Sözler Sevdiğim Sözler :
    İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur.
    Site Puanı Site Puanı : 583
    Rep Puanı Rep Puanı : 81

    yok mezarlıktaki ısık(20007)

    Mesaj tarafından reco_54 Bir Çarş. 03 Eyl. 2008, 10:22 am

    Mezarlıktaki Işık





    Köy mezarlığında şaşırtan görüntü

    SAKARYA'nın Taraklı İlçesi'nde geçen Ramazan bayramı arifesinde yakınlarının mezarını ziyarete giden bir ailenin gündüz saatlerinde cep telefonu ile çektiği belirtilen görüntüler izleyenleri şaşırttı. 2 dakikalık görüntülerde mezarlıkta beliren yeşil ışığın bir süre sonra insan süliyetine dönüştüğü ve mezarların çevresinde uçtuğu görüldü.
    Taraklı Mezarlığı'na bayram arifesinde yakınlarının mezarını ziyaret etmeye giden kadın ve genç kızların mezarlığa yaklaştıklarında yeşil renkli bir ışık gördüğü belirtildi. Cansu Kızılırmak adlı genç kız cep telefonu ile bu görüntüyü kaydederken, hereket eden, zaman zaman dağılan ışık görenleri heyecanlandırdı.
    Görüntülerde yeşil renkli ışığı gören kadın ve genç kızların korkuları de ses kayıtlarına yansıdığı belirlendi. Mezarlıkta bulunanlardan birisinin “Gördün mü?'' sözleri üzerine başkaları “Tam karsımızda direk var ya, onun başında'' karşılığını veriyor. Kayıt yapan Cansu Kızılırmak, ışığı daha yakından görüntülemek isterken “Yaklaşamıyorum'' sözleri duyuluyor.
    Cep telefonundaki görüntülerde mezarlıktaki bir mezarda beliren ışık kütlesi hızla uzaklaşıp mezarlığın ortasındaki yola geldikten sonra beyaz bir ışığa dönüşüyor. Görüntüleri kaydeden Kızılırmak, “Mezarlığa bak. Gitti ışık. Görüyor musun? Nermin abla. Yüz görünüyor, yüzü de var bunun. Isık görüyormusun? Nermin abla yüz görünüyor bak. Bir şey parlıyor olabilir mi. Taş, cam yok'' derken görüntülere insan başının sülietini andıran görüntü yansıyor. Aynı gruptaki bir başka genç kız da bunların fotoğraflarını çekiyor.
    Görüntülerde ışık kütlesi bir mezara doğru giderek üzerinde durduğunda kayıt yapan genç kızlar “Korkuyoruz'' diyerek kayıttan çıkıp mezarlıktan uzaklaşıyor. Mezarlıkta bu görüntüleri çeken Cansu Kızılırmak, şunları anlattı:
    “Mezarlıkta ziyaretimizi tamamladık. Birlikte fotoğraf çekilmek istedik Fotoğraf çekerken arkamızda yeşil renkli ışığı fark ettik. Dikkatli baktığımızda hareket ettiğini gördük. Işığı takip ettiğimizde bir mezardan diğerine geçiyordu. Bir müddet daha takip ettik Belli şekiller alıyordu. Bu arada yerde cam ve ya parlak bir şeyden yansıma olabileceğini düşündük. Yansıma değildi. İşin doğrusu biraz korktuk ve mezarlıktan ayrıldık. Bu olay gündüz ikindi ezanı okunurken gerçekleşti. Bu arada bir arkadaşımız da fotoğrafını çekti.''



    avatar
    reco_54
    Ödüllü Üye
    Ödüllü Üye

    Kayıt tarihi : 12/03/08
    Erkek
    Mesaj Sayısı : 1666
    Burç Sembolü : Terazi / 24 Eylül - 23 Ekim
    Yaş : 47
    Mesleği : Otomativ
    Medeni Durumu : Evli
    Çocuk Sayısı : 1
    Eğitim Durumu : Lise
    Yaşadığı Şehir / Ülke : Bursa
    Resim Resim : ---
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi : ---
    Sevdiğim Sözler Sevdiğim Sözler :
    İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur.
    Site Puanı Site Puanı : 583
    Rep Puanı Rep Puanı : 81

    yok Adapazarı Mağriş Dağı Efsanesi

    Mesaj tarafından reco_54 Bir Perş. 09 Tem. 2009, 8:08 pm



    Adapazarı Mağriş Dağı Efsanesi

    Yöre: Sakarya
    Bu olay, 1960 lı yılların başlarında yaşanmış olup tamamen gerçektir!!!

    Adapazarı mevkiinde önceleri Mağriş Dağı olarak bilinen bir dağ varmış. Oranın şeytanlar tarafından işgal edinildiği düşünülürmüş. Bu yüzden de oralara kimse ev kurmazmış ve hiçbir zaman düğün sesleri oralara duyurulmazmış. Ancak bir kadın bu söylenenlere inanmıyormuş. Ve oraya bir ev yapmış.

    Bu kadın sabahları evini temizlemez, bütün gün kasabada ki komşularıyla dedikodu yaparmış. Kocası kamyon şöförüymüş. Uzun yola gidip gelirmiş.Kadın bir defasında akşamleyin dışarıda leğenin içinde çamaşır yıkıyormuş. Kendince türküler söylüyormuş. Birden etrafına dev atlara binmiş yaratılar gelmiş ve kadını döve döve Mağriş Dağına çıkarmışlar. Helva deyip at pisliği yedirmişler,Su deyip atın küçük abdestini içirmişler.Tabii kadının gözlerini şeytanlar kararttığı için kadına bunlar normal geliyormuş.

    Sabah ezanı okunmaya başlamış.Şeytanlar bu kadın ile birlikte orada duran dağ ile birlikte kaybolmuşlar.Sabah dağ ortada yokmuş.Şimdileri Kazımpaşa civarında bulunuyor bu yer.Ancak köylüler bu topraklardan fazla verim elde edemediklerini söylüyorlar. affraid

    Sizin de gidip kendi gözlerinizle görmenizi öneririz.
    avatar
    reco_54
    Ödüllü Üye
    Ödüllü Üye

    Kayıt tarihi : 12/03/08
    Erkek
    Mesaj Sayısı : 1666
    Burç Sembolü : Terazi / 24 Eylül - 23 Ekim
    Yaş : 47
    Mesleği : Otomativ
    Medeni Durumu : Evli
    Çocuk Sayısı : 1
    Eğitim Durumu : Lise
    Yaşadığı Şehir / Ülke : Bursa
    Resim Resim : ---
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi : ---
    Sevdiğim Sözler Sevdiğim Sözler :
    İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur.
    Site Puanı Site Puanı : 583
    Rep Puanı Rep Puanı : 81

    yok Geri: sehir efsaneleri(sakarya)

    Mesaj tarafından reco_54 Bir Ptsi 28 Eyl. 2009, 8:15 pm

    Sapanca Gölü Efsanesi
    Bir zamanlar Sapanca gölünün yerinde, verimli topraklar, bu toprakların üzerinde de zengin, varlıklı bir kasaba varmış. Kasaba halkı zenginmiş, varlıklıymış ama , gözlerini dünya malı bürümüş, bencillik ve cimrilik ruhlarını karartmış.

    Bir gün, Adapazarı’nın güneyindeki Erenler tepesinde oturan, gözünü dünyaya kapamış, gönlünü aşk ve sevgiyle doldurmuş erenlerden bir eren, bu kasabaya inmiş.

    Selâm vermiş, selamını almamışlar, konuk olmak istemiş, kimse “buyurun” dememiş, hangi kapıyı çaldıysa yüzüne kapanmış, bu fakir, fakat gönlü zengin dervişe bir bardak içecek su bile vermemişler.

    Derviş gönlü bu, bir kırıldı mı onarılmaz, onarılsa da faydası olmaz. Aksama değin yorgun-argın, aç-susuz kasabayı terk ederken, ötelerde küçük bir kulübeden sızan mum ışığına doğru yönelmiş, bir de bu kapıyı çalayım, belki bir gönül yoldaşı bulurum diye düşünmüş.

    Bu, kasaba halkına sapan yaparak geçimini sağlayan fakir bir sapancının is yeriymiş. Kapıyı çalmış, az sonra sapancı güler yüzle konuğuna açmış kapıyı:

    - Buyurun, hoş geldin, safa geldin. Ocaktan tencereyi simdi indirdim. Bir konuk göndermesi için Tanrı’ya niyaz ediyordum, demiş.

    Derviş memnun, baş köşeye oturmuş. Sapancı sofrayı kurmuş, nesi var, nesi yoksa dervişin önüne getirmiş. Yemekten sonra, içi talaş dolu yatağını sermiş, konuğunu yatırmış. Sabah, erkenden kalkmışlar. Derviş, Sapancı’dan izin istemiş, Sapancı da onu karşıdaki tepelere kadar uğurlamış. Dönüsünde bir de ne görsün. Kasabanın yerinde koca bir göl var. Ne ev-bark kalmış, ne tarla-tapan. Koca göl, hepsini bir anda yutuvermiş. Kendisinden başka hayatta kimsecikler yok. Dervişin ahı tutmuş, kırılan bir gönül, bir kasabaya mal olmuş. O günden sonra, bu koca göle Sapanca adını vermişler.



    sapanca gölü
    avatar
    reco_54
    Ödüllü Üye
    Ödüllü Üye

    Kayıt tarihi : 12/03/08
    Erkek
    Mesaj Sayısı : 1666
    Burç Sembolü : Terazi / 24 Eylül - 23 Ekim
    Yaş : 47
    Mesleği : Otomativ
    Medeni Durumu : Evli
    Çocuk Sayısı : 1
    Eğitim Durumu : Lise
    Yaşadığı Şehir / Ülke : Bursa
    Resim Resim : ---
    Yasaklanma Sebebi Yasaklanma Sebebi : ---
    Sevdiğim Sözler Sevdiğim Sözler :
    İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur.
    Site Puanı Site Puanı : 583
    Rep Puanı Rep Puanı : 81

    yok Geri: sehir efsaneleri(sakarya)

    Mesaj tarafından reco_54 Bir C.tesi 15 Mayıs 2010, 5:35 pm

    bu efsaneler baya ilgi çekmiş meltem hanım baya konu izlenme olmuş.. glsme

      Forum Saati Çarş. 25 Nis. 2018, 8:47 am